Puan vermedi·96 syf.··
2026 39. kitabı
Çukur ~ Hiroko Oyamada Bazı kitaplar okuru ikiye bölebiliyor. Çukur’da benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Son yıllarda en çok övülen Japon romanlarından biri olmasına rağmen, kitabı bitirdiğimde kendimi beklediğim kadar sarsılmış bulmadım.Batılı okurlar kitapta bazen hayvana ve çukura odaklanırken birçok okurda kitabı genç kadınların toplumsal konumu üzerine odaklanmış. Oysa başlangıçta her şey vardı. Açıklanmayan bir hayvan, tuhaf komşular, giderek tekinsizleşen bir çevre ve insanın gerçeklik duygusunu hafifçe yerinden oynatan bir atmosfer. Birçok okur kitabı Kafkaesk diyerek çok sevdi. Ama bana göre Kafka’daki ağırlık bu kitapta yok. Çünkü Kafka’da absürtlük bir varoluş krizine dönüşür. Dava’yı bitirdiğinde sistem üzerine düşünürsün. Dönüşüm’ü bitirdiğinde yabancılaşma üzerine düşünürsün. Çukur’da ise absürtlük çoğu zaman absürtlük olarak kalıyor. Atmosfer çok iyi. Kurduğu tekinsizlik başarılı. Ama derinlik aynı ölçüde değil. Kitap boyunca en çok o tuhaf hayvanı merak ettim. Fakat mesele hayvanın ne olduğunun açıklanmaması ya da metaforu değildi. Asıl mesele, o belirsizliğin beni daha büyük bir düşünceye taşıyamamasıydı. Belki de bu yüzden kitap bittiğinde elimde güçlü bir soru değil, yarım kalmış bir merak duygusu kaldı. Yine de Oyamada’nın yaptığı şeyi önemsiyorum. Çünkü Çukur, gündelik hayatın içine yerleşen görünmez boşlukları, insanın kendi hayatına yabancılaşmasını ve açıklanamayan tekinsizliği başarıyla kuruyor. Benim için unutulmaz bir kitap olmadı. Ama bazı boşlukların neden bu kadar çok konuşulduğunu düşünmemi sağladı. Herkese keyifli okumalar dilerim, sevgiyle
ÇukurHiroko Oyamada · Siren Yayınları · 2022541 okunma
10/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 21:46
Melek Terörist Fahişe // @osmanbalcigil Devlet mafya siyaset üçgeninde bir genelev Patroniçesi Tam da böyle yazıyor kitabın kapağında.Bu yazıyı okuduktan sonra kitaba doğru çekildim. Yıllar içerisinde izlemiş olduğum; Çukur, İçeride, Kurtlar Vadisi ve yeni başlamış olduğum Yeraltı dizisi, aslında gündemde karşılaşmadığımız, Türkiye’nin diğer yüzünü gösteren diziler. Ben de istedim ki sadece dizilerde değil kitaplarda rastlayayım bu gerçeklere. İşte böyle bir arayış içerisindeyken, bu muhteşem kitap çıktı karşıma. Sanki kitap bir senaryoydu, ben kafamda filmi yönetmiştim. Ve keşke bunlar gerçekler değil de sadece bir kurgu olsaydı. Tüm bu gerçekleri harika bir şekilde kaleme alan, hatta bana gerçekten yaşatan, @osmanbalcigil ‘e teşekkür ederim. Artık kitaplarını edinmem gerekiyor. Bu kitabı herkese tavsiye ediyorum. Kitaplarla ve sevgiyle kalın. | 23/06/26 Melek Terörist Fahişe
Kitap Alıntısı
Melek Terörist FahişeOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20221,895 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·93 syf.··
2026 46. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 16:22
Bir grup köylü, ellerindeki tohumlar çürüyünce son umutları olan Çukurova’ya çalışmaya iniyor. Ama oraya vardıklarında karşılarına iş değil, traktörler ve biçerdöverler çıkıyor. İnsan emeğinin yerini makinelerin aldığı bir düzen… Ve umutla çıktıkları yol, yavaş yavaş hayal kırıklığına dönüşüyor. Yol boyunca açlık, hastalık ve çaresizlik iç içe geçiyor. Özellikle Yusuf’un sıtmaya yakalanması ve insanların zor şartlarda ayakta kalma çabası çok etkileyiciydi. Beni en çok düşündüren şey ise insanların umutsuz kaldıklarında tutunacak bir şey aramasıydı. Nar ağacının kutsal olduğuna dair söylenti bile bir anda gerçek gibi kabul ediliyor. Aslında inanılan şey ağaçtan çok, umudun kendisi gibi geldi bana. Bir de Çukurova insanının tek bir kalıba sığmaması dikkatimi çekti. Bir kısmı yoksulları aşağılayacak kadar sertleşmişken, bir kısmı hâlâ insancıl ve misafirperver kalabilmiş. Aynı toprakta hem merhamet hem de acımasızlık yan yana duruyor. Anlatımı ise en sevdiğim taraf oldu; sanki biri karşısına oturmuş da yaşadıklarını sakin sakin anlatıyormuş gibi. Sade, doğal ve gerçek bir hikâyeydi. Benim için olaylardan çok hissettirdikleriyle aklımda kalan bir kitap oldu.
1000Kitap
Hüyükteki Nar AğacıYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20186,2bin okunma
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 02:30
SPOİLER İÇERİR! Birinci kural: Kurallara uy. Üçüncü kural: Babagoo her zaman haklıdır. Dördüncü kural: Sadece Babagoo'ya inan. Beşinci kural: Korkunç kulak ver. Altıncı kural: Hiçbir işaretin olmaması bir işaret olabilir Yedinci kural: Asla dolaba dokunma. Sekizinci kural: Binlerce gün Dışarda'n gelmesem bile beni aramaya gelme. Dokuzuncu kural: Açgöz gelince saklan. Onuncu kural: Ortalıkta başıboş dolaşma. On birinci kural: Şişen hayvanlardan uzak dur. On ikinci kural: Asla duvarın üzerine çıkma. On dördüncü kural: Günlük işleri tamamlamak gerekiyor. On beşinci kural: İçeri'yi onun bizi koruduğu gibi koru. On altıncı kural: Bıçağını unutma. Yirmi birinci kural: İçerideki hayvanlara asla zarar verme. Yirmi ikinci kural: Geceleri Yuva'dan çıkmak yok. Yirmi dördüncü kural: Yükseklere çıkma. Yirmi altıncı kural: Tuzakların görünmediğinden emin ol. Yirmi yedinci kural: Kakaları bırak ama onları aynı yere yığma. Yirmi sekizinci kural: Eğer bir Dışarılı seni görürse İçeri'den uzaklaş ve güvende olana kadar saklan. Yirmi dokuzuncu kural: Bir Dışarılı seni yakalarsa boğazını kes, üzerini çöplerle ört. Sonra mümkün olduğu kadar hızlı ve dikkatli bir şekilde İçeri'ye dön. Otuzuncu kural: Buzdolabının kapısını her zaman kapalı tut. Babagoo, Landfill’i Dışarı'daki tehlikelerinden korumak için sert kurallar koyuyor ve ona dışarısı hakkında korkutucu hikayeler anlatıyor. Ancak Landfill büyüdükçe, her çocuk gibi sınırların ötesini merak etmeye, Babagoo’nun otoritesini ve "İçeri'yi ve bizi korumak için söylenen yalanları" sorgulamaya başlıyor. ... Modern dünya bize sürekli tüketmeyi ve eskiyen her şeyi arkamıza bakmadan fırlatıp atmayı öğretiyor. Peki, bizim "çöp" deyip geçtiğimiz o atıklar, bir başkasının tüm evreni olsaydı? Darren Simpson, Çöpçüler romanında tam olarak bu sorunun
ÇöpçülerDarren Simpson · Genç Timaş Yayınları · 2020680 okunma
Çay Edebiyatı Final Boss
Puan vermedi
Bir efsaneye göre çay edebiyatının görüldüğü ilk metin, bir hobbitin çukur evinde bulunmuş. Çayın kaynarken çıkardığı fokurdama seslerinde romantik bir anlam arayışına çıkılması ve çaya kavuşmanın dağlardan ve elf diyarlarından geçme serüvenlerine değecek bir uğraş haline gelmesi de ilk olarak bir hobbit çukurunda filizlenen düşüncelermiş. Sonra bu hikayeye Took soyu ufak dokunuşlar yapmış ve hikaye; yaşlı bir büyücü tarafından çayından mahrum bırakılmak suretiyle yolculuğa çıkarılan bir hobbitin çayın evrensel sıcaklığını uzak yollara ve farklı ırkların taştan şatolarına taşımasına, hatta ve hatta daha çok çay içebilmek için bir ejderhanın koruduğu hazineye göz dikmesine dek evrilmiş, Tolkien'ın kalemine konu olmuş. Çayın bu dünyayı dolaşan hikayesine eşlik etmesi için mağaralarda yaşayan, işi gücü şarkı söylemek olan ve fantastik soyunu ilelebet besleyecek olan ırklar yaratılmış. Neyse ne, Hobbit böyle doğmuş olmalı zannedersem. Hobbit'i okurken, kendimi ateşin başında Tolkien'ın hikayeyi anlattığı çocuklarından biriymişim gibi hissettim gerçekten. Hiçbir zamana ait olmayan, çimenlere şarkılar söylenen, maceraların ve savaşların dehşetengiz şeyler olmadığı, yalnızca ateş başı hikayelerini besleyen soylu meşgaleler olduğu bu tarz öyküleri çok seviyorum. Öyle ki okurken dedim ki keşke küçücük bir çocuk olsam ve ejderha ha uyandı, ha uyanacak diye endişelenerek benimle aynı endişeleri paylaşan dinleyici ortağıma sarılabilsem. Yani diyeceğim o ki, Hobbit hikaye anlatıcılığının çok samimi bir örneği gerçekten ve Bilbo, sen ne kadar tatlı bir mahluksun! Sırf daha az yük bindirdiği midillisi onu çayına daha hızlı ulaştırsın diye uğruna ejderha inine girdiği hazineden vazgeçen Bilbo, dünyanın hikayecilik tarihinde olmasaydı çay romantizmi bugünün öykülerinde böylesine
HobbitJ. R. R. Tolkien · İthaki · 202317,3bin okunma
10/10
·556 syf.··
2026 144. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 00:19
John Steinbeck'in, yaşam mücadelesini, sıradan insanlar üzerinden; fakat oldukça derinlikli bir şekilde gösterdiği başyapıtı. Büyük buhranın etkisiyle çiftiklerinden çıkarılan insanların, Kaliforniya'ya gidip portakal bahçelerinde çalışarak kendilerine daha iyi bir hayat kurma hayali ve bu hayalin kırıklığı anlatılıyor, Joad ailesi etrafında. Bu umut dolu yolculuk, bana Platonov'un Çukur romanını anımsattı. Sadece o günün açlığını giderebilmek için yapılan hesaplar, verilen mücadele, emek ve hepsinin aslında boşa gitmesiyle yaşanan kayıplarla devam ediyor. Karnı doysun diye topladığı şeftalileri yemekten ishal olan çocuk, her durumda aileyi bir arada tutmaya çalışan ananın gücü, daha hayallerine varamadan yolda kaybedilen büyükbabanın ve büyünannenin parasızlıktan cenazelerinin yapılamayışı insanın yüreğine dokunuyor. Son sahne ise insanın yüzüne çarpıyor sefaleti. İmgelerle dolu bu son sahne, Livaneli'nin Huzursuzluk'unu anımsattı bana. Külüstür bir kamyonet gördüğümde, kendime kahve yapıp içine şeker atarken, süt içtiğimde, patates yerken aklıma gelecek bir kitap kesinlikle.
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,8bin okunma