''Özlediğin, gidip göremediğindir;
ama, gidip görmek istediğin
Özlem, gidip görememendir; ama
gidip görmek istemen
Özlediğin, gidip görmek istediğin-
ama gidip göremediğin
Özlem, gidip görmek istemen-
ama, gidememen, görememen;
gene de, istemen...''
Belki aynı zamanda aynı rüyalarda kavuşmuşuzdur.
Belki aynı şarkının nakaratında, belki de aynı film sahnesinde buluşmuşuzdur.
Aynı yoldan geçerken, aynı durakta beklerken anımsamışızdır geçmişi.
Belki içim sızladığında senin de kalbine bir ağrı girmiştir.
Belki uyumadığım gecelerde senin de gözlerin nemlenmiştir.
Belki başa dönebilseydik, her şeyi yeniden yazmak istemişizdir.
Belki, belkilerin sarhoşluğunda birlikte ayılmışızdır.
Ama bunları buraya yazarken seni ne kadar istediğimin farkında olmadığın bir zaman içerisinde bir ömür tüketmeye devam edeceğiz ve seni gerçekten sevdiğimin bu yüzden seni özgür bırakmak zorunda olduğumun farkında olmadan senin bana kırgın benim ise seni ilelebet seveceğim bir şekilde son bulacak masalımız. Her ne kadar da sonunun böyle olmasını istemesem de…
Ve Bir psikoloğun not defterinden bir notu ekleyerek yazımı bitiriyorum.
“Bazı insanlar çoktan ölmüştür, ama yaşamak zorundadırlar. Zamanı geldiğinde ise, eksik olan toprak üzerlerine atılacaktır…
Ne dedimse inanma
Seni değil kendimi aldatıyorum
Sen istediğin kadar
Varlığın ta kendisi ol
Ölümsüzlüğün ta kendisi
Ben günden güne yok olmaktayım
Bütün ışıkları kaldırıp attım bir yana Anlamıyor musun
Gökyüzü güneş olsa
Sensiz karanlıktayım...