Öncelikle Merhaba, uzun zaman olmuş buraya bir şeyler yazmayalı.
Herhangi bir kitabı satın almanızda -Eğitim Üzerine ile özdeyişi olsun diyerek: onu tükettiğinizde- sizi etkileyen sayısız değişkenler ve onun altında yatan sayısız hikayeler mevcuttur. Bu kitabın bendeki yansıması ise şu sekil de oldu; "Mutsuzum. Ama neden? Bana söylenen her şeyi biraz gecikmeli fakat eksiksiz bir şekilde yaptım. İçinde yaşadığımız sistemin ana mottolarından biri itaat et mutlu ol değil midir? İtaat kısmını tamamladım, E nerede mutluluk? [Burada bahsedilen mutluluk sözlük manasında kullanılmamış olabilir.] İtaat kısmını biraz açmak istiyorum...
Patlamadan önce ki "Orta Sınıf"a bile ait olmayan bir ailede diğer tüm aile bireyleri gibi sisteme kendimi kazandırma, her gün Tv'de, internet dünyasında ya da seçim zamanı meydanlarda bize vaat edilen mutluluğu ve huzuru yakalama çabası içerisindeyim. Bunu gerçekleştirmek için ayak takımının içerisindeyseniz ilk altın kural geldiğiniz yeri ret edip, amerikan rüyasına biat etmektir. Yani kurallara uy, vergini ver, modayı takip et, sürekli hayal et, burjuva hayatını er ya da geç yakala. Tabii hayal etmek sınırsız çünkü bunu paraya dönüştürecek herhangi bir icat yoktur. [Tam böyle düşündüğüm zamanda ismi çok meşhur bir ayakkabı firmasının mağazalarında içerisinde dürtülerimizi uyaracak hoş kokuları sıvının buharlaşması prensibini kullanarak ortama yaydığını bunun ilk üç ayda ki satış oranına yansımasının ise %80 artış olduğunu okudum. Statümü yukarıya çekmek için kredi kartı yardımıyla ödeyeceğim bedele bir yenisi daha eklenmişti. Tüketim toplumunun bireylerinin aynı zamanda bu denli budala olduğunu fark etmek geç, aynı zamanda bir o kadar da üzücü oldu.]
Peki sınıf atlamak nasıl mümkün oluyor? Bu konuda yine sistem çözümü kendisi söylüyor: iyi