"Buradayız, çünkü hiçbir yabancı ülke devlet yetkilisi çıkıp da bizim hakkımızda, 'Bizim çocuklar başardı' diyemeyeceği için buradayız. Başımıza çuval geçiremeyeceklerini bildikleri için buradayız. Katıldığımız yüzlerce toplantı ve harekâtta, ulusal çıkarlarımızı koruduğumuz ve Atatürkçü kimliğimiz nedeni ile buradayız. Karada terörle mücadele ettiğimiz, denizde ise küresel güç odaklarının oyunlarını bozduğumuz için buradayız. Biz öz be öz, bu milletin evlatları olduğumuz için buradayız"
Sayfa 359·Kitabı okudu
Alıntı
«Daryl iş aramaktadır ama pantalonu yoktur, karnına sadece çuval bağlamıştır, çok açtı, sokağa çıkamayacak ka­dar hastaydı, biz de pantalonunu satmıştık.»
Sayfa 31
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Zaman kavramını yitirdiği üç gün boyunca, o görünmez, baş edilmez gücün kendisini tıkmaya çalıştığı siyah çuval içinde debelenip durdu.
Sayfa 81
Çuval giyse bile duru gibi olur ^^
"Ece, o elbiseyi giymeden gelirsen çuval giydiririm sana kızım." Bir de inattı işte. Hadi gel de giyme bunu. Acaba çuval daha mı iyi olurdu? Annemi tanıyordum. Daha önce kaç defa bu yollarla kaçırdığımı söyleyecek, beni affetmeyeceğiyle ilgili tiratlar atacak...
«Seçimler geldi, gitti, çöplüktekilerin çoğu oy ve­remedi, çünkü elbiseleri yoktu. Bazılan karınlarına çuval bağladılar, karınlarına çuval bağlayıp oy ver­diler, bazılan bayıldı, çünkü hepsi açtı. Polisler geldi, alışkanlıktan birçok insanı dövdü.»
Sayfa 18
Edebiyat
16.06.26
Ben o iğneden yine de vazgeçmedim, paslı da olsa benimdir, dedim. Bir gün yokluğu geçirdim iğnemden, yokluğu işledim. Bir gün kavgayı, bir gün yalnızlığı, bir gün sevdayı, sonra ayrılığı, sonra hasreti işledim. İğnemin metal deliğinden acıyı geçirdim, kederi geçirdim. Katran karası ipleri tuttum ucundan, dudaklarımın arasında ıslattım, gözümü kısıp kör bir delikten uzattım ipi, işinin ehli terziler gibi besmeleler çekip iki ucunu eşitledim. Ama sonunu düğümlemedim. Her nefes alışımda bir iğne battı kumaşın üzerine, her nefes verişimde bir iğne çıktı üzerinden. Acımı ince bir işçilikle, tek tek, nakış nakış, sabırla işledim. Kanayan güller mi bitmedi üzerinde, kurumuş çiçekler mi, solmuş menekşeler, dağılmış laleler, perişan bahçeler mi, hiç bilemedim. Gün gelip bitecek. İpek de olsa, çuval da olsa her kumaş bitiyor sonunda bir gün. Batacak tek bir noktası kalmayana kadar işledim yokluğunu. O gün geldiğinde, iğnemi sıkıca tutup var gücümle çektim. İpin düğümsüz ucu kayıp gitti kumaşın üzerinde. Bütün bu nakışlar, bütün bu işler, bütün bu tuttuklarım söküldü bir anda. Geriye delik deşik bir ipek kumaş kaldı elemimden. Adına yürek dediler, nasıl böyle param parça olduğunu bilmediler Sökülme bir kez başlayınca ardını alamıyorsun, her gün bir yerin açılıyor. Önce gözlerin, sonra ellerin, sonra aklın, sonra için açılıyor. Görmediklerini görmeye, hissetmediklerini hissetmeye başlıyorsun. Sonunda o mertebeye eriştim. Her sabah, bıkmadan usanmadan her sabah penceremden girmeye çalışan güneşin ucundan tuttum nihayet bir sabah. Sensizliğin örekesinden geçirdim, bütün ışığını ellerimle eğirdim. Kırmızıdan sarıya geçen sırma bir ip gibi doladım ışıklarını çile çile. Her gün bir yumak güneş attım evin bir köşesine. Beni terk ettiğin gün, gelip yığıldığım yatağın etrafını küçük güneş
Sayfa 107·Kitabı okudu