Vâreste olmak isteyen âdem melâlden
Ayrılmasın işinde reh-i i'tidâlden
Gafletle etme ömr-i azîzi hevâya sarf
İkâz eyle kendini hâb u hayâlden
Ey sâhib-i cemâl kemâlinden eyle bahs
Maksad kemâldir bize ancak cemâlden
Azminde sabit olmalıdır kâm-cûy olan
Hırmân olur nasîbe-i âdem kelâlden
Rûhî eğerçi neşve dilersen humârsız
Ayrılma bezm-i sohbet-i ehl-i kemâlden...
"İnsanın vehmi, koridor gibidir. Önce koridora girilir sonra eve girilir.
Bu dünyanın hepsi bir ev gibidir. Bu cve giren, elbette öncelikle koridorda görünecektir. Meselâ; içinde oturduğumuz şu evin şekli önce mühendisin hayalinde belirdi, ondan sonra bu ev meydana geldi. Bütün dünya bir evdir dedik. Vehim, tasarlayış, düşünce ise bu evin koridorudur. Koridorda beliren șcy, bil ki evde de görünecektir. Dünyada görünen her şey önce onun koridoru olan o âlemde görünmüştür. Bu yüzden bu dünyada gördüğün her şeyin öbür dünyada da bulunduğunu bil. Meselâ; bir su damlasında ne görüyorsan bil ki denizde de var. Çünkü bu su, o denizdendir."
Nasıl anlatsam bilmem ki? Canlı insan yüzü kaç değişim gösterir? Say sayabildiğin kadar değil mi? Oysa önemli mi bu? Oynamakla yaşamak arasındaki sıkı bağı araştırmalı. Bana sorarsanız, o ağlıyorsa 'misâl-i cûy-i bâr' ağlıyordu, gülüyorsa şebboyçiçek gülüyordu, sonracığıma, içi sıkılıyorsa yaman sıkılıyordu! Hele sevişiyorsa can çekişircesine! Oynayan oyununu yaşıyorsa ko gitsin. Ya hem oynuyor, hem yaşayamıyorsa? Ben neyin tutsağıyım bilmiyorum; oynarken oynadığımı ayrımsamıyorum desem, hayli aşırı kaçacak, yaşadığımı ayrımsayamıyorum desem, kendime bile inandırıcı gelmiyor; test sonuçlarına bakılırsa nymphomanie galiba hocam, şey Komiser Beyciğim. Buldum! Çekilmez bir maymuncuk, her kilidi açan, karşı konulamadığı için olacak."
Dilā bu menzil-i vīrānı ṣanma cāy-ı sürūr
Ki ḳaṣr-ı dehre bulınur hezār dürlü ḳuṣūr
"Ey gönül! Bu yıkık dökük dünya durağını sevinç ve mutluluk yeri sanma; çünkü bu dünya sarayının (binlerce çeşit) kusuru/eksiği bulunur."