''Palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben? İçinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam. Sen de anlamazsın Ben bile anlamıyorum ki başkasına nasıl anlatırım?"
İnsan çok yakınında olanı kaybettiğinde ya da ölümün elini ensesinde hissettiği anlarda hiçliğinin farkına varıyor. Zamanın sınırlı, bitişin kaçınılmaz olduğu bilinci yaşamı anlamlandırma kaygısı doğururken, ölüm yaşamın gölge oyunu ve fonda hep akıyor.
Andre Luguet’e sormuşlar:
— Yahu, demişler, sen nasıl oluyor da neşeni hiçbir zaman kaybetmiyorsun?
— Niçin kaybedeyim, demiş.Ben bilirim ki hayatta en karanlık saat bile 60 dakikadan fazla sürmeyecektir...