: D
"...dün gece sinüs ve kosinüs münasebetleri yüzünden gözüme uyku girmedi.”
İbn Mes'ûd'dan rivayet edildiğine göre, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Gecenin üçte ikisinden sonra, Allah azze ve celle dünya semasına iner. Sonra gökyüzünün kapıları açılır. Sonra Allah elini açarak İsteyen yok mu? İstediğini vereyim' buyurur. 'Bu durum, tan yerinin ağarmasına kadar devam eder."
Sayfa 191·Kitabı okuyor
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Fakat ilginç olan göklerdeki kimyasal elementlerin “dengesinin” yeryüzündekinden farklı olmasıdır. Dış uzayda oksijen ve silisyum değil, hidrojen ve helyum baskın durumdadır. Periyodik Sistem’in bu ilk iki temsilcisinin uzaydaki miktarı, geriye kalan tüm elementlerin toplamından birkaç kat fazladır. Yıldız kimyasının bize sunduğu şaşırtıcı çelişkiye bakınız: Galaksimiz, esas olarak bir hidrojen krallığıdır.
ez çûm tu nehatî! êdî bêriya wê erdnîgariyê nakim ne jî bêriya gulên li ber pencereya te bêje pinpinoka xwe, bila bêtirs danişe ser porê te êdî bo tu hêviyan demê di mista xwe de venaşêrim gelo, ev zivistana ku berf bi ser de dibare dê baxçeyên Nînovayê veguherîne biharek berî zeman? ku bêhna tenêtiyê ji keserê hat dem hatiye, ku mirov êdî pirsekê ji xwe bike!
Kurdî
Sabah olmuştu. İşe gitmedi Veysel. Doğruca eve gidip yattı. Oldukça keyifliydi. Yüzünde hınzırca bir gülümseme vardı. Evdekiler onun akşam vardiyasında işe gideceğini düşündükleri için, o saate kadar görmezden gelmişler; annesi yine evdeki eksiklerden, paranın yetmediğinden, babası ayak ağrılarının arttığından, yürümekte zorluk çektiğinden dem vuran, alışılagelmiş serzenişlerini tekrarlayıp durmuşlardı. Akşam vardiya saati gelmiş olmasına rağmen, yatağından çıkmadı Veysel. Evdekiler gizli saklı, kısık sesle bu durumu konuşuyorlardı. Telaş ve endişe her geçen dakika artıyordu. Sonunda annesi dayanamayıp sordu: "İzinli misin, neden gitmedin işe?" Veysel gülümsedi. [Eylemsizliğin de bir çözüm ve vurucu bir eylem olduğunu kavramıştı.] - Artık işe gitmeyeceğim. Bıraktım işi. Çalışmak istemiyorum artık. Biliyorum, bir sürü borcum, ödenmesi gereken kredi ve senetlerim var. Ama umurum da değil. Ben yatmak, dinlenmek istiyorum artık... İster burda ister hapishanede... Sadece yatmak. Varın, gerisini siz düşünün...
Sayfa 53·Kitabı okuyor
Dante'nin ülkesinde ve onun çağdaşları arasındaki bütün şairler "Aşk Sıddıkları" (Fidèles d'Amour) diye bilinen gizli bir cemiyetin üyesiydiler. Bizzat Dante'nin kendisi bu kuruluşun başkanlarındandı. Luigi Valli, onların "gizli dil"inin anlamını çözmeye çalıştı; ama bu cemiyetin ya da Orta Çağ'da Avrupa'da kurulmuş aynı türden diğer cemiyetlerin gerçek yönünü iyice tanıyıp bilme ona nasip olmadı. Gerçek şu ki, bu kuruluşların arkasında birtakım bilinmeyen kişiler vardı. Bunları onlar esinlendiriyorlardı. Değişik adlar altında biliniyorlardı. En önemlisi de "Gül-Haç Kardeşleri"di. Bunların zaten yazılı hiçbir kuralları yoktu. Bir topluluk da oluşturmuyorlardı. Belli toplantıları da yoktu. Belki şunu söyleyebiliriz: Onları "Avrupalı sûfiler" veya en azından bu aşamada yüksek bir düzeye ulaşmış mutasavvıflar diye adlandırabiliriz. Bu "Gül-Haç Kardeşleri", sözünü ettiğimiz bu yapı ustaları loncalarının "perdesi" olarak hizmet görüyorlardı. Bunların, büyü ve buna benzer ilimleri de öğrettikleri söylenir. O zamanlar İslâm dünyasında bu ilimler yeni yeni boy göstermek üzereydi. Gerçekten bunlar Doğu'yu Batı'ya bağlıyan bir zincir halkası oluşturuyorlar ve Müslüman sûfilerle sürekli temas sağlıyorlardı. Efsanevî kurucularına mal ettikleri yolculuklarla sembolleşen bir temastı bu.
Sayfa 89 - René Guénon, L'Ésotérisme de Dante, Paris, 1950, 3. baskı, s. 80. s. Editör, Chacornac frères.