Gerçek rehabilitasyon travmanın, ihmalin, yoksulluğun, ırkçılığın ve diğer gelişimsel olumsuzlukların birden çok karmaşık etkileri konusunda bir farkındalık yaşanmadan mümkün olamaz. İnsanların yeniden suç işleme eğilimini ve onların topluma başarıyla yeniden girmesini ele almak da, saygılı, insancıl ve gelişimsel açıdan bilgili, travma farkındalıklı bir bakış aşısı olmadan imkânsızdır.
Sayfa 379
Onun qayığını fırtınalar uzun müddət didib dağıtdığından, balaca tufanlar nə hazırda, nə də gələcək də onu artıq qorxutmurdu.
Sayfa 472·Kitabı okuyor
Reklam
- Ademden bugüne bir düzen merakıdır tutturmuşsunuz. Bakın doğaya! Neden doğanın düzenine uymak istemezsiniz de kendi aptal düzeniniz içinde yok olup gidersiniz? Bir ağaç bile özgür sizden, bir kelebek bile uzun yaşıyor hepinizden! Bir kardelen kadar yürek yok sizde! Kaldırın artık başınızı! Bakın, yıldızlar ve ay, geceye nasıl da kafa tutuyor? Görmüyor musunuz? Siz de parlayın artık, nolur... Şu kısacık ömrünüzü, saçma sapan olmazsa olmazlarınızla heba etmeyin! Yaşayan ölüler gibisiniz! Bakın birbirinizin yüzüne! Bakın! Bir günaydını, bir merhabayı esirgiyorsunuz birbirinizden. Biliyorum, sevmeyi unuttunuz karşılık görmeden. Küçümser oldunuz herkesi, yücelttiniz gücü ve size üstünlük veren her şeyi. Ey zavallı İnsan! Uyan artık! Uyan!
Sayfa 152·Kitabı okudu
gecenin en karanlık anı sabaha en yakın olduğu andır.
Sayfa 376
-Sabah karanlığında yola dökülüp, akşam karanlığında eve dönenler... Güneşsiz ama güneşle aynı mesaiyi gerçekleştirenler. Bu nasıl yaşamaktır bu? İnsan güneşi göremiyorsa; kuşları, ağaçları, sevdiklerini ve doğayı coşkuyla kucaklayamıyorsa nedendir bu çalışma, bu okuma? Yarınlar için dersiniz, sorunca. Ya bugünler? Bu günlerin telafisi var mı? Ya Yarınlar yoksa! Karınca telaşında yaşayanlar, kışı düşünüp yazı ıskalayanlar... Ey insanlar! Ağustos böceği kadar akıl yok mu sizde? Yarınlara tutsak köleler. Korkularının esiri olmuş bugünsüzler!
Sayfa 152·Kitabı okudu
Beklentiniz Ne?
Adam, ayaklarına sürtünen hareketli bir canlıyla irkildi. Siyah, ıslak bir burun, iki boncuk göz ve kuyruğunu sallayan bir sokak köpeğini görünce güldü, başını okşadı. "Sevilmek için mi, bir parça yemek için mi geldin bakalım?" deyip başını okşadı. Köpek gözlerini hiç ayırmadan yüzüne bakıyor, daha çok okşanmak istiyordu. Cebinde kalan son simit parçasını ikiye bölüp birini ona verdi, diğerini de kendi ağzına attı. Köpek ayaklarının dibine uzanmışken düşünmeye başladı. Şu insan aklından yoksun köpeğin bile şu dünyadan beklentisi biraz sevgi, biraz yemek. Peki bu köpek özgürlüğünden yoksun insanın, bu dünyadan beklentisi neden bu kadar yüksek?
Sayfa 151·Kitabı okudu
Reklam
Reklam