Eshâb-ı kiramın görüp anlattıklarına göre:
Vahy'in inişi sırasında, Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselâm'a, ağır bir sıkıntı basar, yüzü gül gibi olur gözlerini kapar, başını önüne eğerdi.
Yanında bulunanlar da, başlarını, önlerine eğerlerdi.
Peygamberimiz Aleyhisselâm, o hallerinde, çabuk çabuk nefes alırdı.
En soğuk günde bile, alnından inci tâneleri gibi ter dökülürdü.
Vahy hali, sona erinceye kadar, yanında bulunanlardan hiç biri başlarını kaldırip Peygamberimizin yüzüne bakmağa kadir olamazlardı
Vahy'in ağırlığı veya hafifliği, inen Sûre'nin ağırlığı veya hafifliği ile orantılı bulunurdu.
Yâni, inen Vahy, va'd ve tebșir mâhiyetinde ise, Cebrail Aleyhisselâm, beşer sûretinde gelir, hitab ve telakki, Peygamberimize bir güçlük vermezdi.
İnen Vahy, azab ve korkutmakla ilgili bulunduğu zaman, dehşet saçan bir çan, çıngırak uğultusuyla uğuldayarak gelirdi.
Deve üzerinde bulunduğu sırada da, Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselâma böyle Vahy geldiği olur, devenin, inen Vahy'in ağırlığına dayanamadığı bacaklarının iki yana ayrıldığı, büküldüğü, kırılacak gibi olduğu, bazan da, çöktüğü görülürdü.
...صلى الله عليه وسلم