Son zamanlar da, depigmentasyonun aslında Avrupa topraklarındaki göç hızından daha yavaş geliştiği bilinmektedir. Uzmana göre bu keşif beklenmedik bir keşiftir: "İnsanların güneş ışınlarının Afrika'ya göre daha zayıf olduğu bir iklime daha çabuk adapte olduklarını düşünürdük... Daha açık ten rengine sahip olmak, D vitamininin bu enlemlerde daha iyi özümsenmesini mümkün kılar." Özellikle et, kemik iliği, hayvansal yağ ve balığa dayanan Paleolitik dönem beslenme rejimi D vitamini alınımına doğal olarak katkıda bulunmuş ve bu sebeple de depigmentasyonu geciktirmiştir. Neolitik çağda tarımın ortaya çıkışıyla birlikte her şey hızlanmıştır: Tahıllar D vitamini açısından daha az zengin olduğundan cilt, sentezini geliştirmek için depigmen te olacaktır. Dolayısıyla da Leydi Sapiens'i büyük ölçüde Afrikalı, melez bir güzelliğe sahip olarak temsil etmek gereklidir: Siyah ve kıvırcık saçlar, koyu bir ten. Ancak çağımızdan yak laşık 40.000 yıl önce ortaya çıkan ve Neolitik çağın eşiğine kadar yayılacak istinai bir detay vardır: 10.000 yıl önce Batı Avrupa'da üzerine çalışabildiğimiz tüm Avrupalıların teni siyah, gözleri maviydi.