Okuduğum en etkili kitaplardan biriydi. Belki hem kendimde hem de çalıştığım bir çok çocukta bir yerlere dokunduğu İçin bu duyguyu yaşadım okurken.
Nakazawa yaptığı ve derlediği çalışmalarla fiziksel rahatsızlıkların çocuklukta yaşanan olumsuz deneyimlerle bağlantısı olup olmadığını araştırıyor. Ve çok çarpıcı sonuçlar elde ediyor. Özellikle otoimmün hastalıklarla mücadele eden kişilerin çocukluğunda toksik strese maruz kaldığını gözlemliyor. Bu toksik stres beynin bazı bölgelerini etkileyerek değişiklikler yaratıyor. Tabi bunun donunda da vücut doğal dengesinden uzaklaşmış oluyor.
Aslında bizi hasta eden şeyin olumsuz çocukluk travmalarımızla ilgili olduğunu ve bunun nasıl etkilediğini anlatıyor yazar. Bu durumun biyolojik bulguları bence çok çarpıcı. “Çocukken karşılaştığımız erken dönem kronik stres unsurları, kayıplar ve olumsuzluklar, yetişkinlik döneminde sağlığımızı belirleyen biyolojik faktörlerimizi şekillendirmektedir. Bu biyolojik şekillenme, kalp hastalığı , kanser, otoimmün hastalıklar, fibromiyalji ve depresyon gibi yaşamı değiştiren yetişkinlik dönemi hastalıklarını geliştirme eğilimimizi bizlere göstermektedir.”
Kitapta tüm bunlar hakkında bilgi verirken kendinizi, çocukluğunuzu sorgulamanıza yarayacak bir çok soru da yer alıyor. Bu olumsuzlukların dışında çocukluk çağı zorluklarından kurtuluşun mümkün olduğuna dair bir bölüm de yer alıyor kitapta. Bunun İçin kendine yardım uygulamalarından, profesyonel destek aramaya kadar bir çok kaynağı paylaşmış Nakazawa.
Nilüfer hocanın önsözü ile çok daha anlamlı olmuş bu kitap. Hem zorlanarak (çünkü kendi çocukluğumuzdan tetiklenmeler yaşatabiliyor) hem de keyifle okuduğum bir kitap oldu. Kesinlikle tavsiyedir.
Duyarlık akımı ancak insan etinin değinmesiyle olabilir. Hava tanımlamasında başka bir değişiklik: Hava iletken değildir. Tam anlaşma mı istiyorsunuz? Öyleyse, haydi bakalım insanlar, aranızda hava boşluğu bırakmayın!