Deniz Sinanoğlu

8/10
·40 syf.··
2021 4. kitabı
Bu kitapla birlikte sizlerle Suriyeli ressam Nizar Ali Badr’ı tanıştırmak istiyorum. 35 yıldır sahillerden topladığı taşlarla sanat eserleri oluşturuyor o. Hatta fotoğraf makinası olmadığı İçin bir hikaye yarattıktan sonra biraz bakıp, onları bozup yeni bir hikaye yarattığını söylüyor kendisi. Savaşın sesi ve görüntüsünü taşlarda canlandırıyor adeta. Kendisi ise yaşadığı kaygıyı ve onu uykusuz bırakan diğer tüm duygularını taşlarla dışa yansıttığını söylüyor. Ben bu kitap sayesinde onunla tanıştım ve bu dokunaklı işlerini görünce iyi ki dedim. Yazar Margriet Ruurs, Nizar Ali Badr ile iletişime geçerek kitabında onun eserlerini kullanmak istediğini anlatıyor ve böylece Taştan Adımlar kitabı ortaya çıkıyor. Kitapta savaş yüzünden göç etmek zorunda kalan bir ailenin yolculuğu anlatılıyor, hem de küçük çocukları Rama’nın gözünden. Onun bazı şeyleri anlamlandıramayışı, korkusu, geride bıraktıklarına bakışı, küçük mutluluklarıyla birlikte bu göç yolculuğunu ve savaşın bir ailede bıraktığı etkileri görüyoruz. “Kim evini, doğup büyüdüğü yerleri bırakıp gitmek ister ki? Ama savaş kapınıza dayandıysa, bazen başka yol kalmaz.” 7 yaş üzeri için uygun olan bu kitabı ailecek okuyabilirsiniz
Taştan AdımlarMargriet Ruurs · Nesin Yayınevi · 201767 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·264 syf.··
2021 10. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2021 02:53
Kitap liseye giden iki gencin birbirleri, çevreleri ve hayatla kurdukları ilişkiyi anlatıyor. Ama karakterler ve döneme biraz daha ayrıntılı baktığımızda bundan daha fazlası var kitapta. Sanırım bazıları tarafından çok sevilmesi bazıları tarafından beğenilmemesi de bu yüzden. Ben genelde okuduğum kitaplarda var olanın altında yatanı merak ederim. Bu yüzden Sally Rooney’in bu kitabını da öyle görmeye, hakkında okuma yapmaya çalıştım. Connell ve Marianne’in ilişkilerindeki iniş çıkışları, mesafeleri görürken, bir yandan da sınıfsal farkların gençler üzerindeki etkisine tanık oluyoruz. Bir tarafta ekonomik durumu daha kötü olan ve bu açığı sosyal kabulle sağlamaya çalışan, bu yüzden de uyum sağlayan ve bunun bozulmaması İçin kendi hislerinin peşinden gidemeyen Connell’i, diğer yanda ise toplumun gözünde daha üst bir sınıfta yer alan, uyum sağlamaktansa tuhaf olarak etiketlenmeye razı olan, ailesinin yarattığı boşlukları kendi içinde doldurmaya çalışan Marianne’i görüyoruz. Toplumsal durumun gençler üzerindeki etkilerini çok iyi anlatıyor bence kitap. Connell’in son bölümlerde yaşadığı ruhsal problemler, gelecekten ümitsizliği hiç de yabancı gelmedi bana ne yazık ki. Marianne’in ise ona yüklenen suçlulukla mücadelesi, bu suçluluğu benimsemesi, kendini değersizleştirmesi, tüm bunlardan dolayı cinsel olarak cezalandırılmak istemesi... Bunlar gerçekten çok gerçek ve çok acıydı. Rooney’in çok samimi bir anlatımı var. Bu yüzden okurken su gibi aktı diyebilirim. Bana biraz da Elena Ferrante’yi andırdı hikaye kurgulanışı ve dil yönünden. Okumak isteyenler buyursun
Normal İnsanlarSally Rooney · Can Yayınları · 20199,8bin okunma

Deniz Sinanoğlu

, bir kitap okudu
7/10
·264 syf.··
11 günde okudu
·
2021 10. kitabı
Sally Rooney
6.1/10 · 9,8bin okunma
9/10
·168 syf.··
2021 9. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2021 22:05
Mutluluk gerçekte nedir? Büyük bir aile, sağlıklı bir yaşam, sahip olunanlar, tek başına yaşamak, özgür olmak mutlu olmayı nasıl etkileyebilir? Peki toplum sizin mutluluk tanımınıza nasıl bakar? İnandığınız şeyleri var edebildiğinizde bile mutlu olamamak mümkün mü? Doris Lessing kitabında aile, çocukluk, ebeveynlik, toplum baskısı, mutluluk algısı ile ilgili birçok soru işareti bırakıyor zihnimizde. David ve Hattiler yaşadıkları dönemin toplumsal durumuna baş kaldıran bir hayat kurmaya çalışıyorlar. Herkesin geleneksel olarak tasvir ettiği bu hayatı seçmelerinin tek amacı mutlu olmak aslında. 4. çocuklarına kadar verdikleri kararlarla tüm karşı çıkmalara, herkesin düşüncelerine meydan okuduklarını düşünüyorlar. Ama “Ben” in hayatlarına girmesiyle hayalleri, arzuları, düşünceleri, ilişkileri tamamen değişiyor. Çünkü “O”herkesten farklı... Kitabı okurken hem Harriet’le özdeşleştim hem de o ve David’i yargıladığımı fark ettim. Hepimizin içinde deneyimlerden, kültürden etkilenen birçok birikim var. Bunlar biz fark etmesek de yargılar olarak ortaya çıkabiliyor. İçimizdeki sesi susturmak ya da dinlemek kolay olmuyor. Bu yüzden birçok açıdan zorlandım kitabı okurken. Harriet’ın “Ben”i kabullenilir, herkese rağmen onunla var olmaya çalışması, herkes tarafından suçlanırken bu duyguyla mücadele etmek zorunda kalması, kendi olarak var olamadığı durumlar, ikircikli duyguları, “kutsal annelik” kavramının ona aldırdığı kararlar... Toplum olarak farklı olanı tolere etmeye o kadar kapalıyız ki.. Kitap boyunca bunu düşündüm. Belki de bu durum asıl bu kadar yorucu bir ortam yaratıyor herkese. Aynı zamanda kutsal ilan edilen her şey insanlar üzerinde nasıl sonuçlar doğuruyor... Bu baskıyla başa çıkması da
Psikoloji
Beşinci ÇocukDoris Lessing · Delidolu Yayınevi · 2019688 okunma
7/10
·104 syf.··
2021 8. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2021 01:20
1518 yılında Strasbourg’da, açlık ve sefaletin insanları cinayete sürükleyen bir yoksulluğun var olduğu bir dönemde, acısını dışavuramayan bir kadın kendini dışarıya atıp dans etmeye başlar. Onunla birlikte her gün bu sayı artmaya başladı. Strasbourg sokaklarında hemen hemen 400 kişi ölene kadar bedenini hareket ettirmeye, dans etmeye başladı. Din adamları, politikacılar, bilim adamları bir araya gelip bunun nedenleri üzerine kafa yordular. Kimi bunu inancın zayıflamasına, kimi bir parazite bağladı. Jean Teule Dansa Davet kitabında tarihte yaşanan, dans vebası olarak anılan bu olayı konu alıyor. Ve bu olaydan iyi bir kurgu eser ortaya çıkmış. “Genç bir kadın az önce 3 aylık oğlunu doyuramadığı için nehre attı. Evine döndü. ‘Başkalarının yaptığı gibi onu yemekten iyidir böylesi’ dedi eşi.” Öyle bir sefalet ki bu, kilise zenginleştikçe halk fakirleşiyor. Kilise doydukça halk kendi kendini yiyor. Kilise kulaklarını kapattıkça halk çığlıklarını duyurmak için dans ediyor. Tüm acılar, yokluklar bedende hayat buluyor. İyileşmek için hareket ediyor ayaklar, kollar, tüm beden.. Travmaya maruz kişilerle çalışırken kullanılan dans ve hareket terapisini düşündürdü bana tüm bu yaşananlar. Beden her şeyden bağımsız bir şekilde nasıl da dışavuruyor hissedilenleri. Ne kadar büyük, paylaşılan bir acıyı ortaya koyuyor... Okurken insanların yaşadığı acılar benimde canlandı. Güçlü bir hikaye ve güçlü bir anlatıcı... Kitaptan sonra tarihte yaşanan bu olay hakkında okumaya başladım. Bir çok farklı fikir, yorum ortaya atılmış. Farklı kaynaklar farklı şekilde anlatmış. Ama ortak olan tek fark din adamları ve halk arasındaki bu aşılamaz sınıf farkı. O her yerde aynı.. Beni okurken çok düşündüren bir kitap oldu. Belki siz de okumak istersiniz
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma