Görülebilirn saklanmış olabileceğini, ama görülemeyenin bilinebileceğini ya da bilinemeyeceğini ve daha fazla bir şey olmadığını hatırladığımızda, ilgi çekici yanı ortadan kalkan bulanık bir edebiyat yüzünden, bel bir zamandan beri "görülemeyen"e garip bir öncelik tanındı. Oysa görülemeyene görünenden daha fazla önem vermek ya da bunun tersini yapmak için bir gerek yok.
Sayfa 56 - René Magritte'in Michel Foucault'a mektubu, 23 Mayıs 1966·Kitabı okudu
Savaşı kimin başlattığı, kimin haklı olduğu gibi mantık yürütmeler, boğucu hale gelen korku ve nefret ikilisi karşısında bütün anlamını yitirmişti. Herkes intikam istiyordu. Korku nefreti, nefret korkuyu besliyordu.
Birçok kadın Mavisakal masalını harfi harfine yaşamıştır. Henüz yok ediciler konusunda safdilken evlenen bu kadınlar, hayatlarına yıkın getiren birini seçerler. Bu kişiyi sevgiyle "iyileştirme"ye kararlıdırlar. Bir şekilde "evcilik oynar"lar. Vakitlerinin büyük bir kısmını, «Sakalı aslında o kadar da mavi değil» diyerek geçirdikleri söylenebilir.