"...ne zamandır birlikte bunlar?" "Ohoo. Kızım sen işe güce fazla kaptırmışsın kendini galiba. Bir aydır birlikteler." ... Dalmışım. Bir ara uyandığımda bu sefer iki gölge belirdi apartman boşluğundaki sarı tül perdelerin ardında. Gölgeler birbiri içinde erirken hep aynı ses kafamda: "Ne işin olur senin Apollon'la."
Sayfa 50·Kitabı okudu
Dalmışım bir zahmet söyle Güller mi incelenecekti Sen mi önce
Şiir
Reklam
Sonra kendi durumumu gözden geçirdim. Baktım ki pek çok dünyevi alakanın içine dalmışım ve bunlar beni her yönden kuşatmışlar. Ardından amellerimi gözden geçirdim ki, bunlar içinde en güzeli ders vermek ve ilim öğretmekti. Bunlarda bile, âhiret yolunda önemsiz ve faydasız olan ilimlere yönelmiştim. Daha sonra ders vermedeki niyetimi düşündüm. Niyetim hâlisane ve Allah rızası için değildi; aksine beni ders vermeye iten sebep ve harekete geçiren şey makam arzusu ve şöhretimin yayılması idi. Dolayısıyla yıkılmak üzere olan bir uçurumun kenarında bulunduğumu kesinlikle anladım.
- Ezan okunuyor, diye mırıldandı. Sesi bana hüzün verdi. Odamız bu dünyadan, duyguların erişemiyeceği kadar ötede gibiydi ve karım, Kur'anla vâdedilen saadetini, sanki asırlardan beri beyhude yere bekliyordu. Hareketlerinde ve yürüyüşünde, kabul edilmiş bir mağlûbiyetin hazin sükûneti vardı. Mutfağa geçti; onu sanki rüyada görüyordum: Mangala ve semavere kömür koydu; abdest aldı, sonra seccadesini sofaya sererek namaza durdu. Pencere iyiden iyiye aydınlanmıştı. Renksiz, sessiz ve serin kuşluk vakti: Yatağın ılıklığı, belirsiz duygular, düşünceden kaçış.. dalmışım. Yahu... - Ne var? - Geldi... - İyi ya işte... Fakat mesele bu değildi: Karım beni kayıtsız buluyor ve üzülüyordu: - Bir şey söylemeyecek misin; bu üçüncü oluyor.. ha yahu: Ne yapacağız? Bilir miyim ben. Fakat ona: - Yarın bir şeyler yaparım, diyorum.
Sayfa 21·Kitabı okudu
Kendimi tanıyamadığımı düşünüyorum artık. İnsan alışkanlıklarını, hobilerini kaybedince, yaşamdan çalacağı kahkahalarını nerede bulacağını da şaşırıyor. Koskoca grilik içerisinde beyaz ile siyahın ortasında bir yerlerde, diğer tüm renkleri belki de yıllar önce yitirdiği o gök kuşağının özlemiyle öylece kala kalıyor. Ne zamandır bu grilikteyim kim bilir? Hayatımı heba etmiş, boşa harcamış olmanın korkusu ve utancı sarıyor tüm bedenimi. Aynaya bakamaz oldum. Kendimi yabancılıyorum, inanır mısınız? Sanki yıllar önce bir uykuya dalmışım da uyanmışım ve "Neredeyim? Ne yapıyorum? Ben neye evrilmişim? der gibiyim.
Sayfa 119·Kitabı okudu
“Göremedim,” diyor Agnes, aralarındaki karanlık boşluğa doğru. Kocası başını çeviriyor; Agnes onu göremiyor ama yataktan çıkan hışırtı ve çıtırtıları duyuyor. Yazın acımasız sıcağına rağmen yatağın bütün perdeleri kapalı. “Kimse göremedi,” diyor kocası. “Ama ben de göremedim,” diye fısıldıyor Agnes. “Görmem gerekirdi. Anlamam gerekirdi. Görmeliydim. Korkunç bir kandırmaca olduğunu görmeliydim, Judith için korkmamı sağlayıp, sonra da—” Kocası, “Hişşt,” diyerek yüzüstü dönüp kolunu üstüne atıyor. “Sen yapabileceğin her şeyi yaptın. Yapılabilecek bir şey kalmamıştı. Sen elinden geleni yaptın ve—” “Yaptım tabii,” diye tıslıyor Agnes ani bir öfkeyle ve kocasının kolunu üstünden atıp doğrularak yatağa oturuyor. “İşe yarayacağını bilsem, kalbimi yerinden çıkarıp ona verirdim. Bilsem ki...” “Biliyorum.” “Bilmiyorsun,” diyerek yumruğunu yatağa indiriyor Agnes. “Sen yoktun. Judith,” diye fısıldarken gözlerinden boşanan yaşlar yanaklarından aşağı süzülerek saçlarına damlamaya başlıyor, “Judith çok hastaydı. Ben... ben... ona o kadar dalmışım ki aklıma bile gelmedi... daha dikkatli olmam gerekirdi... neler olduğunu göremedim... başından beri Judith’in bizden alınacağını zannettim. Bu kadar kör, böyle salak olduğuma—” “Agnes, sen yapılacak her şeyi yaptın, her yolu denedin,” diyor kocası yine ve Agnes’ı yatağa çekmeye çalışıyor. “Bu hastalığı yenemezdin.” Agnes kocasına karşı direnip kıvrılarak kollarını dizlerine sarıyor. “Sen yoktun,” diyor bir kez daha.
Sayfa 221·Kitabı okudu
Reklam
Reklam