"gerçekten de, intiharın şart olduğuna kani olup da intihar etme kararı almayan bizler, boyalı bir yosma karşısında eli ayağına dolaşır gibi aptallığından ortalığı telaşa veren, insanların en zayıfı, en tutarsızı, ya da daha açıkça söyleyecek olursak, en aptalı değil de neyiz? çünkü, ne kadar şüphe götürmez olursa olsun, bilgeliğimiz bize var oluşun anlamına ilişkin bilgiyi vermemiştir. ancak yaşamlarını sürdüren bütün insanlık -milyonlarca insan- yaşamın anlamından şüpheye düşmemektedirler."
içine sıkışıp kaldığım şu zindandan farksız oda ruhumu karartıyor. kendimi ayaklar altında kalmış bir solucana benzetiyorum. okuduğum yüzlerce kitap bana ne kazandırdı? acizliğimi, cehaletimi, insanların her yerde azap çektiklerini öğrendim. boş kafatası! ne diye karşımda durmuş öyle sırıtıyorsun? vaktiyle senin beynin de gerçeği bulmak ümidiyle didinip durmamış mıydı?
sevilmeye duyduğumuz gizli açlık, hiç güzel değil. sevgiyi eksik ve yanlış kullanmamız hiç güzel değil. sadakat ve bağlılıktan yoksun oluşumuz sevgisizlik getiriyor. ruhsal siğiller, yetersizlikler ve çocukluk hayallerine dayalı ruhtan ayrılmış hâlimiz çirkin.