hiçbir şey yoktu, bomboştu, işte şu avucumun içi gibi, ama yine de yoklamayı sürdürdüm... kaybettiği bir şeyi bulmayı çok istediği zaman insan bazen öyle yapar... bakar bir göremez, bomboştur baktığı yer, öyleyken yine de on beş kez bakar aynı yere.
yoksa çoktan öldüm de farkında mı değilim? hemen her şeyiyle dünyaya benzeyen yalan bir dünyada mı yaşıyorum yani, yalan bir kasabanın sokaklarını mı dolaşıyorum her gün, varıp merdiven diye bir yalanın basamaklarından mı iniyorum sözgelimi, bir yalanın suyuyla mı ellerimi yıkıyorum tulumbanın başında? belki, diyorum kimi zaman içimde gezinen içli bir sesle, ölmesine çoktan öldüm de ben bir gerçeğin saklısındayım şimdi.