8/10
·128 syf.··
2026 5. kitabı
Bir okuyucu olarak Gloria’yı okurken bende en çok kalan şey, onun aslında ölmek isteyen bir karakterden çok yaşamaktan yorulmuş bir insan olmasıydı. Roman boyunca Gloria’nın sürekli umutsuz konuşmaları ilk başta insanı rahatsız ediyor. Hatta “neden her şeye bu kadar karamsar bakıyor?” diye düşündürüyor. Ama sayfalar ilerledikçe onun yalnızca kendi hayatından değil, dünyanın adaletsizliğinden de vazgeçmiş olduğunu hissediyorsun. Sanki hayattan hiçbir beklentisi kalmamış ve bunu kabullenmiş gibi. Beni etkileyen tarafı, Gloria’nın dramatik ya da kahramanca biri olmamasıydı. Tam tersine çok gerçek hissettiriyor. Yoruluyor, umudunu kaybediyor, bazen sert ve itici davranıyor. Bu yüzden karaktere acımaktan çok onu anlamaya başlıyorsun. Romanı bitirdiğimde Gloria’yı, Büyük Buhran döneminin kaybeden insanlarının sembolü gibi gördüm. Dans maratonunda ayakta kalmaya çalışırken aslında sadece o değil, herkes biraz hayata tutunmaya çalışıyordu. Gloria ise bunu en açık şekilde dile getiren kişiydi. Kısacası Gloria, “hayallerinin tükendiği noktada insan ne kadar dayanabilir?” sorusunun cevabı gibiydi. Romanın en hüzünlü yanı da onun yaşamak istememesinden çok, yaşayacak bir şey bulamamasıydı.
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 2026520 okunma
Sizce sakatlanan atı vurmak merhamet mi cinayet mi?
10/10
·120 syf.·
2026 239. kitabı
Selamm,, İçi parlak, dışı sefil o ışıltılı sistemlerin insanı nasıl adım adım tükettiğini görmek isterseniz, bu küçük hacimli ama devasa tokat etkisine sahip kitaba mutlaka bir şans vermelisiniz arkadaşlar… Büyük bhran döneminin o acımasız dans maratonları üzerinden yükselen hikaye, aslında bugünün modern dünyasında hiç durmadan koşturduğumuz o anlamsız yarışların birebir aynası olduğunu göreceksiniz . okurken insan onurunun, sırf hayatta kalabilmek ve bir parça ekmek bulabilmek adına nasıl bir sirk malzemesine dönüştürüldüğünü izlerken, sistemin çarkları arasında ezilen insanın çaresizliğini iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Bir yanda hayata ve umuda dair tüm bağlarını koparmış, acısının son bulmasını isteyen bir ruh; diğer yanda ise merhamet ile trajedi arasında sıkışıp kalmış bir çaresizlik var. :(( Bacağı kırılan ve artık koşamayan bir atın acısına son vermek merhamet midir, yoksa bir cinayet mi? İşte bu sert soru, kitabın kapağını kapattıktan sonra bile günlerce zihninizi kurcalamaya devam edecek. Kısa, sarsıcı ve modern dünyaya dair inancınızı fena halde sorgulatacak, bir oturuşta bitecek ama etkisi çok uzun sürecek muazzam bir başyapıt. Kesinlikle okumalısınız… vesselam.
Alıntı
Atları Da VururlarHorace McCoy · Tersine Kitap · 2026520 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·128 syf.··
2026 40. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 01:54
Horace McCoy'un Atları da Vururlar adlı romanını büyük bir merakla okudum. Kitap boyunca anlatılan olaylar ve karakterler ilgimi çekse de beni derinden etkileyen bir eser olduğunu söyleyemem. Ancak final bölümüne geldiğimde bütün hikâyenin ağırlığı bir anda üzerime çöktü. Roman, Büyük Buhran döneminde insanların hayatta kalabilmek için ne kadar zor koşullara katlanmak zorunda kaldığını çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Özellikle dans maratonları üzerinden kurulan düzen, insanların umutlarının nasıl sömürüldüğünü gözler önüne seriyor. Karakterlerin yaşadığı çaresizlik ve umutsuzluk satır aralarında sürekli hissediliyor. Benim için kitabın en güçlü yanı finaliydi. Son sayfalarda yaşananlar, daha önce okuduğum bölümlere farklı bir gözle bakmamı sağladı ve kitabın vermek istediği mesajı daha net anlamama yardımcı oldu. Buna rağmen, daha önce okuduğum İnsanlığımı Yitirirken kadar etkileyici bulmadım. O kitap karakterin iç dünyasını çok daha yoğun hissettirirken, Atları da Vururlar daha çok toplumsal bir eleştiri sunuyor. Genel olarak düşündürücü, karanlık ve özellikle finaliyle akılda kalan bir roman. Okurken değil, bittikten sonra etkisi daha çok hissedilen kitaplardan biri.
Duygu ve Düşünce
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 2026520 okunma
Dil ile dans
7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:00
Yazarın okuduğum ilk romanı. Olaylar, hikaye, kişiler, mekanlar, tasvirler gerçekten de müthiş ve etkileyici değildi. Hatta bunların tamamı vasat ve kimi noktalarda vasatın altında idi. Bazı kitaplar tasvir kalitesi ile bazıları yüzlerce sayfa süren gizem ile kimileri bir başka yönü ile sizi mesteder. Bu kitapta bunların birçoğu yoktu. Fakat yazar dil ile öyle bir dans ediyor, yarattığı dilde öyle ince mizah yapıyor ki adeta dil ile sevişiyordu. Böyle bir konuyu "bir delinin hikayesini" bu şekilde anlatabilmek çok ince bir yaşanmışlık da gerektirir. Bu yönü ile beni ziyadesiyle memnun bıraktı. Kitap üç beş saat içinde bitirilebilecek fakat dili bir süre zihni meşgul edebilecek değerde. Tavsiye edilir, ayrıca yazarın diğer üç romanını da merak ettim bakalım, denk gelirse muhakkak okuyacağım onları da. Muhayyel Adnan İslamoğulları Muhayyel
MuhayyelAdnan İslamoğulları · Ötüken Neşriyat · 202615 okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2026 335. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 21:51
Nihayet bitti… Benim için adeta bir maratona, hatta upuzun bir yolculuğa dönüşen bir kitabın son sayfasını kapattım bugün. 38 günde bitirdim bu kitabı bu kadar uzun bir vakitte okumam halbuki. Kitabı tamamen elimden bırakıp kaçmadım belki ama araya tam 5 farklı kitap soktum, onları bitirdim, sonra dönüp yine bu kitabın sayfalarına baktım. Bu kadar uzamasının sebebi kitabın kötü olması kesinlikle değildi; tamamen benim dönemsel olarak yaşadığım odaklanma problemiydi. Bazen zihnimiz öyle bir hal alıyor ki, satırlar akıp giderken biz o dünyanın içine bir türlü tam kapasiteyle yerleşemiyoruz. kitabın konusuna geçiyorum uzatmadan… Kitap, en kaba haliyle ölümsüzlüğün sırrını arayan bir çiftin; eski bir Bohemya kralı olan Kudra ile yoldaşı Alobar’ın yüzyıllara yayılan hikayesini anlatıyor. Ama olay sadece bununla sınırlı değil. İşin içine modern dünyadan parfüm üreticileri, kokuların gizemli dili, hatta keçibacaklı mitolojik tanrı Pan bile giriyor. Tom Robbins öyle bir dünya kurmuş ki; tarih, mitoloji, felsefe ve modern yaşam tek bir parfüm şişesinin içinde çalkalanıp duruyor. Yazarın dili gerçekten çok nevi şahsına münhasır. Tom Robbins, kelimelerle adeta dans ediyor. Alışılagelmiş, düz bir anlatımı yok. Çok zeki, ironik, bazen fazlasıyla absürt ama kesinlikle derinlikli bir üslubu var. Mesela kitaptan zihnime kazınan, yazarın o hayata bakışını özetleyen bir örnek var sayfaların arasında; “Pancar en hüzünlü sebzedir, oysa hüzünlenmek için hiçbir nedeni yoktur." Tom Robbins tam olarak bu bana göre. Bir sebzeden yola çıkıp insan psikolojisine, yaşamın köklerine öyle bir bağlanıyor ki, odaklanma sorunu yaşarken bile zekasına hayran kalmaktan kendinizi alamıyorsunuz. Kitap boyunca kokuların insanların kaderini nasıl değiştirdiğini, insanoğlunun ölümsüzlük ve kalıcılık arzusunun
Parfümün DansıTom Robbins · Ayrıntı Yayınları · 20196,4bin okunma
Puan vermedi·80 syf.·
2026 4. kitabı
Ezel’de görüp okuma listeme eklediğim ve unuttuğum eserlerden biriydi. Birhan Keskin’i “Kim Bağışlayacak Beni” ile tanıdım sonra “Yol”u okurken hatırladım aslında yıllar önce tanışmamız gerekiyordu. Bu yılı beklemiş bu şair hayatıma girmek için her eserin zamanı var dedikleri de doğruymuş. “Dünya ne ki sevgilim, benim sana yaptığım kubbe yanında? Düşsün, olsun, bırak, içinde yıldızlar patlıyor. Kolaydır inanmak kadar inanmamak da. İster sal kendini dünyaya, ister kal yanımda. Her şeyden öte öyle sevdim ki ben seni Yoluna baş koymak diyoruz Biz barbarlar buna.” s.19 Şairim imge dünyası, metaforları sade dili okurken yormuyor lakin hayal dünyanıza derin çipalar atıyor. “İçimdeki çilekeş Fuji'yi tırmanıyor sana Eski bir mektuptan gözlerime yağma Dünyanın bütün neonları yanıyor sönüyor” s.41 Bir süre beklemek zorunda kalıyorsunuz. Size bir deniz feneri ışığı gelene kadar ya da Çolpan’ı görene kadar. Unutmadan şair dilsel sapmalar da yapıyor. Kelimeleri eğip büküyor harflerle dans ediyor. “Dünya yuvarlakmış!. O dönüyor! durdur. Dönenlere bir şeyim yok diyeceğim; dur. Ben de döndüm zamanında ... Döndüm, Durdum . . Şimdi dönmeye mecalim yok. Dur. DUR UP DUR AY IM BEN AR TIK! DUR AN OL AY lM DUR ET MİŞ LER BEN i iÇ TEN iç TEN DUR ET MTŞ LER.” s.62 Beğenildi tavsiye edilir.
Y'olBirhan Keskin · Metis Yayınları · 20207,3bin okunma