Puan vermedi·394 syf.··
2026 22. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 01:38
Ezilenler, Dostoyevski’nin sürgün dönüşü kaleme aldığı ilk büyük eser olmasının ötesinde, yazarın edebiyat tarihindeki en güçlü karakter arketiplerini ilk kez sahneye çıkardığı "büyük laboratuvardır." Kitapta karşımıza çıkan figürler, yazarın erken dönemindeki arayışların olgunlaşmış ve gelecekteki başyapıtlara yön veren en keskin halleridir. Bu eser sadece toplumsal adaletsizliği değil, ruhun kendi kendine uyguladığı şiddeti de anlatır. Natasa karakteri ile mazoşist bir aşığı anlatirken, Prens Valkovski ile de rafineri bir kötülük timsali pragmatist bir karakter islemistir. Küçük Nelli ile yasadiklari ile erkenden yaslanmis ruha sahip, kin tutan kırık kalpli hasta bir çocuğu işlemiştir. Usta yazarin derin gozlem yetenegi ve karakterleri dantel gibi islemesi ile yazilan ​Ezilenler, sadece bir ezen ve ezilen hikayesi değildir. zamansiz derinlikli bir ruh otopsisidir. ²
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202223,8bin okunma
Ah Bedri, her çaktığım çiviye bir libas astın vallahi."*
10/10
·376 syf.·
2026 38. kitabı
...Dikkat! Tünelin ucu spoiler içerebilir, adımlarınızı dikkatli atın... Murat Menteş'in heybesindekileri tükettiğini, kendini tekrara düştüğünü düşünenler varsa bu kez fena yanılacaklar. Karşımızda eski Menteş tadını sonuna kadar veren, edebiyatımızın en zarif, en "huzursuz" dehası Ahmet Hamdi Tanpınar’ı merkezine alan fantastik, mistik ve alabildiğine afili bir macera var! Düşünün; bir yanda kendini durduk yere bir cinayetin faili olarak bulan Ahmet Hamdi Tanpınar, diğer yanda edebiyat ve sanat tarihimizin en efsanevi figürleri: Hayalet Oğuz (Oğuz Alplaçin), dublajın kraliçesi Adalet Cimcoz , Ferdi Tayfur(tiyatro ve seslendirme sanatçısı olan:), Sabahattin Eyüboğlu, Aliye Berger, Can Yücel ve hatta küçük bir anagramla selam durulan Sevin Okyay (Sevin Yokya) Üstelik bu mistik kovalamacaya, romancılığımızı kıskanıp işin içine giren Ruslar ve Rus edebiyatının devleri de eşlik ediyor. Ethem Onur Bilgiç’in kitaba renk katan çizimleri ise pastanın çileği olmuş. Menteş bu kez elini Türk edebiyatının klasiklerine daldırmış; unutulmaya yüz tutmuş kadim kelimeleri alıp kendi matrak argo lügatiyle dantel gibi işlemiş. Ama yeise kapılmayın (üzülmeyin), yazarımız kelimelerin yanına hemen parantez içinde anlamlarını vererek okuru fırtınanın ortasında yalnız bırakmıyor. Bölüm başlıkları yine bildiğimiz Menteş muzipliğinde, karakter isimleri ise tam onun tarzı: Favorim şimdiden belli: "Başuşak Siyavuş Yavaş"! Kitabı okurken yazarın Tanpınar’a duyduğu o derin hayranlığı ve Türk romanına omuz verme gayretini hissediyorsunuz. Kitabın sonlarına doğru adeta bir Emine Sündüz Beder titizliğiyle verdiği "roman nasıl yazılır?" tarifi de bu
Tanpınar'a Huzur YokMurat Menteş · Everest Yayınları · 2026735 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 83. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 11:03
Örülen danteller ile verilen şifreler. Yedi nesil suregiden bir lanet ve esrarlı duvak. 1918 de başlayan kitap 2010 yılında yedinci neslin bireyi Alice tarafindan okuyucu kitabin içine hapsediyor çok severek okudum. Kitabin sonunda bir soyagaci mevcut okuma öncesi güzel bir kaynak oldu. Yazar son sözünde yazdıklarım gerçek kurmaca ile size anlatmaya çalıştım diyor. ●Hayat bir dantel gibidir çocuğum, gerçekler yavas yavas iç içe geçer ve belirli bir şekil alır. Eğer başka bir şekilde bir araya gelselerdi, tasarım farklı olurdu. Her hikâye benzersizdir... ●Her zaman haklı olduğunu düşünen insanlarla yaşamak çok sıkıcı Inês. Dünyanın geri kalanının aptal gibi görünmesine neden oluyorsunuz.
Flores Kadınlarının LanetiAngélica Lopes · Remzi Kitabevi · 202433 okunma
Kelimelerin Zarif Sığınağı...
9/10
·464 syf.··
2026 208. kitabı
Sayfalar arasında ilerlerken, yazarın o muazzam entelektüel derinliğiyle gündelik hayatın en basit ayrıntılarını nasıl birer sanat eserine dönüştürdüğüne şahit olursunuz. Bir kapı tokmağından, bir kedi bakışından ya da eski bir mektuptan yola çıkarak bizi tarihin tozlu raflarına, masalların büyülü dünyasına ve oradan da kendi çocukluğumuzun unutulmuş sokaklarına götürür. Nazan Bekiroğlu’nun cümlesi, bir dantel gibi titizlikle işlenmiştir; ne bir kelime eksiktir ne de bir kelime fazla. O, "yersiz" olanın içindeki o derin anlamı ararken, aslında modern insanın en büyük eksiğini, yani "durup ince şeyleri anlama" yetisini bize yeniden kazandırmaya çalışır. ​Kitabın içinde dolaşırken, bazen bir Osmanlı çelebisinin nezaketini, bazen de bir akademisyenin keskin zekasını duyarsınız. Ancak her şeyin ötesinde, orada bir "insan" vardır; hüzünlenen, özleyen, kelimelere sığınan ve kelimelerden bir kale inşa eden bir insan. Bekiroğlu, hayatın o hoyrat akışına karşı cümlelerini birer kalkan gibi kullanır. Onun kaleminde hüzün, estetik bir değer kazanır; yalnızlık ise üzerine titrenmesi gereken kutsal bir emanete dönüşür. Bu kitabı bitirdiğinizde, zihninizde sadece cümleler değil, bir ruh hali kalır; o hem çok uzak hem de damarlarınızda akan o kadim Doğu-Batı sentezinin huzursuz ama asil ruh hali. ​"Yerli Yersiz Cümleler", bittiğinde kapağını hemen kapatamayacağınız, bazı satırların altını çizerken parmaklarınızın titreyeceği bir başucu eseridir. Yazar bize şunu fısıldar: Bazen en büyük hakikatler, en "yersiz" görünen cümlelerin içine gizlenmiştir ve biz o cümleleri kurabildiğimiz sürece hayattayızdır. Bu kitap, Türk edebiyatının o zarif ve derinlikli sesinden, hayata ve ölüme, aşka ve ayrılığa dair yazılmış en içten mektuplardan biridir.
Duygu ve Düşünce
Yerli Yersiz CümlelerNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20171,650 okunma
Türünün iyilerinden!
10/10
·640 syf.··
2026 33. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 10:51
Bu kitabı beğenmeyenler neyi beğeniyor merak ediyorum açıkçası. Kitabın yazım dili biraz basit kabul ediyorum ama bence bu daha akıcı bir okuma deneyimi sunuyor. Zira herkes bir ormanın 2 sayfa boyunca tasvir edilmesinden, bir odanın uzun uzun betimlenmesinden hoşlanmayabilir. Konu sağlamsa ve pürüzsüz bir okuma deneyimi sunuyorsa kafi. Kitabın konusundan bahsedilmiş zaten ben ekstra bahsetmeyeceğim ama o nasıl bir ırksal çeşitliliktir öyle! Üstelik karakterlerin hiçbiri de boşuna anlatılmıyor. İsmini, cismini söyleyip bırakmamış yazar. Her birinin iç dünyası, hassasiyetleri, yetişme koşulları, aileleri, birbirleriyle iletişimleri dantel gibi işlenmiş. 5 kitap olacağı söylendiği için yorumum biraz olaysız geçse de evrene giriş kitabı için gayet doyurucu bir deneyim sunuyor. Devam kitaplarında tansiyonun yükseleceğini, ilişkilerin karmaşıklaşacağını, politik mevzuların detaylarına erişeceğimizi düşünüyorum. Kıyas yaparken fantastik edebiyatın kült eserleriyle kıyaslanması yazara ve esere haksızlık. Ama illa bişeyler kıyaslayacaksanız ACOTAR evrenine bayılsam da ondan çok saha geniş bir evren sunduğunu söyleyebilirim. (Sarah J. Maas’de mükemmel yazın yeteneğiyle öne çıkmıyor neticede) Sözün özü kötü yorumları bir kenara bırakıp kesinlikle şans vermenizi tavsiye ederim. Umarım devam kitaplarında yazar biraz aksiyonu tırmandırır da ejderhalara, feylere, büyücülere falan doyarız. Sevgiler.
Karanlık CadıLaurie Forest · Olimpos Yayınları · 2024215 okunma
9/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 61. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 08:46
KOYU MAVİ MEMLEKET KUMAŞI-SUNAY AKIN,205 sayfa Sunay Akın, Koyu Mavi Memleket Kumaşı kitabında Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyeti neden "kültür" üzerine kurduğunu ve bu amaçla yola çıkan, unutulmuş veya az bilinen "gizli kahramanların" hikâyelerini anlatıyor. Atatürk'ün "Kurtuluşunun temeli kültür olan bir ülke, ekonomisini üretime dayandırmazsa, direklerinde dalgalanan bayrağı asla özgür olamaz" anlayışından yola çıkılarak, memlekete ve cumhuriyete gönül verenlerin fedakârlıkları vurgulanıyor. Cumhuriyetin inşa sürecinde büyük emeği geçen ancak arka planda kalan öğretmenler, sanatçılar ve aydınların hikâyelerini Sunay Akın bu kitabı ile gün yüzüne çıkartıyor. Sunay Akın okuyanlar bilir; yazar bir hikayeden girer ,sonunu o kadar güzel bağlarki diğer hikayeye şimdi bunun bu olayla ne ilgisi var diyemezsiniz, her bir öyküyü dantel gibi işler… Çanakkale Savaşı’nı cephede resimleyen ressamlarımız, Latmos Dağı’ndaki mağara resimleri, Gülcemal gemisinin burnuna çizilen köpükler,Yaşar Kemal ve Arif Dino’nun Paris Garı’ndaki bekleyişleri, Pendik’te bir evde ortaya çıkan Exupery fotoğrafı, Mustafa Pilevneli’nin Kaşinozaki Feneri’nin yanındaki müzede sergilenen tablosu, ve daha pek çok öykü Sunay Akın’ın kaleminden çıkıyor bu kitapta… Yazarın İstanbul Göztepe’deki ailesine ait köşkü nasıl Oyuncak Müzesi’ne dönüştürdüğünü ve buna ilham verenin de Almanya Nürnberg Oyuncak Müzesi’ni gördükten sonra onda da böyle bir fikrin oluşmasına sebep olduğunu okuyoruz kitabın sonunda. Ve Türkiye ilk Oyuncak Müzesi’ne Sunay Akın sayesinde kavuşuyor….
Koyu Mavi Memleket KumaşıSunay Akın · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025243 okunma