Puan vermedi·72 syf.··
2026 8. kitabı
Selamlar, Bugün sizlerle çok beğenerek okuduğum "Frankenstein" adlı kitap hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Kitap; Victor adında aileden zengin bir doktorun, ölümü Tanrının eksikliği olarak düşünmesi ve kendini tanrıdan üstün görüp ölümsüz bir canavar yaratmasını konu alıyor. Öncelikle Victor'un çocukluğundan bahsetmek isterim. Kendisi zamanının en başarılı doktorlarından birinin oğludur. Babası son derece katı ve kuralcıdır öyle ki ilk oğlu Victor'a doktor olmaktan başka bir çare bırakmamıştır. Victor'a küçük yaşlardan itibaren insan vücuduyla ilgili her şeyi öğretmiş ve ezberletmiştir. Babasının aksine, Victor'un annesi oğluna çok kıymet veren, onunla güzel vakit geçiren oldukça ilgili bir annedir.Fakat ikinci oğlunun doğumu esnasında hayatını kaybeder ve bu ani ölüm Victor'u çok etkiler. Bu olay onun için bir dönüm noktasıdır. Victor annesini kurtaramadığı için babasına meydan okur ve ölümsüzlüğü bulacağına dair yemin eder. Türlü araştırmalar, yardımlar ve hatta karşı çıkmalar sonucunda , Victor bir varlık yaratmayı başarır. Bu varlık başlarda Victor için en büyük mutluluk kaynağıdır keza Victor tanrıdan üstün olduğunu kanıtlamıştır bu varlıkla. Yoktan bir canavar yaratıp ona can vermek... Fakat sonrasında Victor ne kadar büyük bir hata yaptığının farkına varacaktır. Başlarda adeta yeni doğmuş bir bebek gibi Victor'a muhtaç olan yaratık, zamanla gücünün farkına varır ve tıpkı bir insan gibi yaşamak ister. Victor'dan kendisine bir eş yaratmasını ister fakat Victor, artık üzerindeki kontrolünü kaybettiği yaratıktan bir tane daha yaratmayı reddeder ve böylece Yaratık ve Victor arasındaki savaş başlar... *** Kitapla ilgili yorumlarım: Bence kitap 1800'lü yıllarda yayımlanmış olmasına rağmen günümüz dünyasına ayna tutan bir kitap. Ne yazık ki insanoğlu
1000Kitap
FrankensteinMary Shelley · Oxford University Press · 200721,8bin okunma
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 128. kitabı
Herkese Merhaba Bugün sizlere Murat Uyurkulak kaleminden Tol kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 328 sayfalık bir kitap •Her şey İstanbul’dan Diyarbakır’a doğru yol alan bir tren kompartımanında geçiyor. Trende iki adam var. Biri, yayınevinde musahhih olarak çalışan, hayata dair hiçbir rotası, kalıbı kalmamış olan Yusuf. Yusuf dünyayı sol gözündeki bir kusur yüzünden iki parçalı görüyor ve daha çocukken askeri darbenin gölgesinde büyümüş. Annesini erkenden kaybetmiş, babasını ise hiç tanımamış. Diğeri ise trende ona eşlik eden, alkolik ama bilge bir Şair. Şair yolculuk boyunca Yusuf'a öyle küçük hikayeler anlatıyor ki, Yusuf o öykülerin satır aralarında kendi babasının devrimci geçmişini ve babadan oğula devreden o öfkeli laneti keşfetmeye başlıyor. •Ülkenin yakın tarihi ve sarsıcı bir intikam öyküsüyle yenilmiş, hayal kırıklığına uğramış, tutunamamış, hırpalanmış ve eleştiriye açık insanların acıyla ve ölümle baş etme çabasını okuyoruz. •Yazarın kalemiyle tanışma kitabım. Dili fazlasıyla sert, bol argolu. Zaman ve mekan geçişleri hızlı. Tol Kürtçede intikam demekmiş. Kitabı T, O ve L harflerinden oluşan üç bölümde okuyoruz. Yazarımızın kalemine sağlık Okumayı ihmal etmeyin im t u b i s ʚĭɞ
TolMurat Uyurkulak · İnkılap Yayınevi · 20172,471 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi
Kitap Yorumu: Ihtilal 3 - Zerda / Binnur Şafak Nigiz Özet Herkes Zeliha ve Gurur'un ayrıldığını düşünmeliydi... çünkü bazı gerçeklerin ortaya çıkması gerekiyordu. Emsal'in Gurur'u psikolojik olarak yıkmak için kurduğu planlar, beklemediği bir anda Gurur'un zekâsıyla tersine döner ve tüm oyun onun üzerine patlar. Ama asıl kırılma noktası, Emsal'in maskesinin düşmesi değil; kendini iyi biri gibi gösterirken en büyük darbenin taptığı kızı Eylül'den gelmesi oldu. Eylül, bir gecede büyümek zorunda kaldı. Taşıması gereken gerçekler ağırdır... ve bu yüzleşmede yanında Eymen vardır. Emsal'in ardından gelen olaylar zincirinde en büyük yıkımı yaşayanlardan biri Yener oldu. Hayatı askerlik olan bir adam için, artık göreve devam edemeyeceği kararı verildi. Yener'in toparlanması kolay olmadı elbette. Bu süreçte Simge ile arasındaki bağ ve Alaşafak Timi'nin Yener için görevlerinden vazgeçme kararı, en gurur verici anlardan biriydi bence. Cenan ve Muşta arasında geçmişe dair konuşmalar ve yakınlaşmalar olsa da, ikisinin de hâlâ cevaplaması gereken çok şey var. Adnan ve Çolpan, Ecevit ve Ayça, Adnan ve Nihal, Mehtap ve Girdap... her bir ilişki, hem yakınlaşma hem de içsel çatışmalarla sınanmaya devam ediyor. Her birinin hikayesi için ayrıca merakla bekliyorum favım kesinlikle Adnan ve Çolpan / Ecevit ve Ayça • Yorum Betimlemesi yüksek bir seri olmasına rağmen bu kadar akıcı olması ve benim B12'm düşükken bile karakterleri, olayları bu kadar net hatırlayacak kadar bağımlı hale gelmem... gerçekten şaşırtıcı. Șu an 4. kitabı bitirdim ama 5'i bekleyecek sabrım yok. O yüzden 4'ü bile yavaş yavaş okuyorum ki bitmesin. Bu beni bağımlı yapar mı ?
İhtilal 3 - ZerdaBinnur Şafak Nigiz · Dokuz Yayınları · 2025397 okunma
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 140. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:00
"YAĞMUR ÇİSELİYOR" "Sen de biliyorsun, sadece bugünün meselesi değil karşı karşıya olduğumuz. Binlerce yıldır, nesilden nesile aktarılan, giderek kromozomlarımıza nakşedilmiş bir ceren ürpertisiyle yaşadı bizimkiler bu topraklarda. Hep bir yırtıcının pençesinin ya da avcının tüfeğinin ucundaydılar. Kadınıyla, yaşlısıyla, çocuğuyla bir araya gelmeleri, meseleleri birlikte çözmeye çalışmaları, işte bu ceylan olma hallerinden kaynaklanıyor." “Tarihsel gerçeklere tam bir bağlılıkla…” Osman Balcıgil okuyanlar bilir: Biyografi ve dönem romanlarının üstadıdır. Her kitabıyla yeni bilgiler edinir, hafızamızdan hiç çıkmayacak olaylara tanık oluruz. Kimi güzel, kimi üzücü… Ama şu var ki, Balcıgil okumak asla vakit kaybı değildir. Zamanınız dolu dolu geçer, üstelik her sayfada “Acaba gerçekten böyle mi oldu?” diye düşünüp durursunuz. Bir ülkenin yavaş yavaş karanlığa sürüklenişini hiç bu kadar yakından hissettiniz mi? 1970’lerin sonu… Sokaklar karışık, insanlar tedirgin, kardeş kardeşe düşman. Üniversiteler fokur fokur kaynıyor, fabrikalarda grevler, meydanlarda cenaze namazları… Ve her şeyin üzerine çöken o ağır, o boğucu “bir şeyler olacak” hissi. Yazar, bu romanında bizi yalnızca bir hikâyeye değil, Türkiye’nin en sancılı dönemlerinden birine götürüyor. Ama bunu bir tarih kitabı gibi değil, bir gerilim romanı solukluğunda yapıyor. Kitabın odağında Çorum var. Alevi-Sünni çatışmalarının kanlı bir şekilde patlak verdiği, yıllardır yan yana yaşayan komşuların bir anda birbirine düşman olduğu o karanlık günler… Yaklaşan darbenin gölgesi, sokaklara yayılan korku ve kaos… Ve tüm bunların ortasında Metin ile Ceren'in hikâyesi bir aşk gibi başlıyor. Ama satır aralarında korku, ihanet, manipülasyon, sistematik kaos ve perde arkası güçlerin oyunu var. Yazar, bu iki gencin gözünden
Edebiyat & Roman
Yağmur ÇiseliyorOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20241,113 okunma
8/10
·216 syf.··
2026 9. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 23:08
"Bizim Zamanımız" kitabı ile tanıştığım Sinem Sal'ın, Storytel'den dinleyerek bitirdiğim; 80 darbesi sonrası değişen hayatlar, içeri alınan mahallenin Ertan Abisi, kalbi bu yaşananlara dayanamayan 10 yaşındaki Mihrap(adını şarkıdan alan)'ın babası ve Mihrap'ın 40 gün içinde babasının evlerine geri döneceğinin, bunun da ancak darbenin hiç yaşanmamış gibi geri alınması ile olacağının masumane düşüncesinin hikayesi. Başak Daşman'ın o güzelim sesi ile çok severek "dinleyerek okuyup" bitirdim. Sinem Sal
MihrapSinem Sal · Karakarga Yayınevi · 2024698 okunma
Zaman Hırsızlarına Karşı Direnen Saf Ruhun Romanı: Momo
10/10
·302 syf.·
2026 17. kitabı
Michael Ende’nin 1973 yılında kaleme aldığı Momo, görünüşte fantastik bir çocuk masalı çatısına sahip olsa da, derinliklerinde endüstrileşmiş ve kapitalistleşmiş modern toplum düzenine, insanın nesneleşmesine ve yabancılaşmasına yöneltilmiş en güçlü sosyal realizm eleştirilerinden biridir. Romanın temel omurgasını oluşturan "Zaman Tasarrufu Şirketi" ve onların gri takım elbiseli, kül renkli, insanlardan çaldıkları zamanın küllerinden yapılmış sigaraları tüttüren sinsi temsilcileri Duman Adamlar; aslında verimlilik, rasyonellik, sürekli üretim ve körü körüne tüketim çılgınlığı üzerine kurulmuş modern ekonomik sistemin kusursuz birer alegorisidir. İnsanları daha çok zenginleşmek, daha prestijli hayatlar yaşamak ve "faydasız" görülen sanatı, dostluğu, sevgiyi, dinlenmeyi, hatta yaşlı anne-babaları ziyaret etmeyi hayatlarından çıkararak zaman biriktirmeye ikna eden bu hırsızlar, insanlığın trajedisini başlatır; çünkü zaman, tasarruf edildikçe çoğalan bir meta değil, tam tersine mekanikleştikçe insanın içini kurutan, onu yalnızlaştıran ve mutsuzlaştıran soyut bir hapishaneye dönüşür. Bu grileşen ve tek tipleşen dünyaya karşı tek direniş odağı, bir amfitiyatro yıkıntısında tek başına yaşayan, mülkiyetsiz, hırslardan arınmış ve en büyük erdemi karşısındakini "gerçek bir dikkat ve derinlikle dinlemek" olan küçük kız çocuğu Momo'dur. Momo’nun varlığı, modern insanın uzun süredir unuttuğu aktif dinleme, sessizliği paylaşma ve karşısındaki insanın ruhuna ayna tutma yeteneğinin insanlığı iyileştirici gücünü simgelerken, onun en yakın dostları üzerinden toplumsal tabakaların ve insan tiplerinin dönüşümü incelenir. İşini her adımına, her nefesine ve süpürgesinin her vuruşuna odaklanarak, geleceğin kaygısından arınmış bir bilge gibi yapan Çöpçü Beppo "an'ı yaşamanın" ve emeğin
MomoMichael Ende · Kabalcı Yayınevi · 201382,4bin okunma