Hemen ikinci kitaba geçmek istiyorum♡
8/10
·328 syf.··
2026 14. kitabı
Aly Martinez'in hem kalemini hem de kurgularını çok seviyorum. Su gibi akıyor cidden. Ama keşke ülkemizde daha fazla kitabı çevrilse :'( Buradan değerli yayınevlerimize sesleniyorum. Çevirin... bana güvenin ve çevirin. Brittainy C. Cherry ve Mia Sheridan'nın tarzını seviyorsanız Aly Martinez'i de çok seversiniz diye düşünüyorum. Konusuna gelecek olursak şöyle özetleyebilirim; Yirmi dokuz yaşındaki Cora, genç yaşında yaşadığı olaylar ve ilişkiler sonucunda genelev sorumlusu olmuştur (kitapta süreçten ve olaydan bahsediliyor). Mafyavari bir ailenin parçası olmuş ve o apartmana hapsolmuş vaziyette günlerini geçirirken Penn ile tanışır. Bir daha mutluluğu bulamacağını düşünen Cora'nın karanlık ve çürümüş yaşantısı artık değişmiştir. Ancak mutluluğunun Guerrero ailesine bağlı olduğunu unutmaktadır. Penn ise eşini feci bir şekilde kaybetmiş ve ölümünden de kendini sorumlu tutan ve bundan dolayı da kendini dışa kapatan otuz yedi yaşında umutsuz bir adamdır. Hayata küsmüş, duygusuz ancak planları doğrultusunda yaşayan kin dolu bir adama dönüşmüştür. Kardeşi Drew ile Cora'nın sorumlusu olduğu apartmanda tamirci ve hademe olarak işe başlarlar. Ancak Cora ve Penn karşılaştığı andan itibaren hayatlarının eskisi gibi olmayacağının farkındadır. Ya aşk onları tüketecektir ya da intikam hırsı... Konuyu zaten beğendim ama karakterleri çok daha fazla beğendim. Aly Martinez'in yarattığı karakterlerin toksik ve tripkolik olmayışına bayılıyorum. Başta enemies yapmak için uğraşsa da içindeki ponçiklikten kaynaklı kısa sürede karakterleri aşk sarhoşu yapmasına da bayılıyorum. Toksik ilişkilerden aşırı sıkıldıysanız yazarı çok seversiniz diye düşünüyorum. Erkek karakteri de diğer toksik kurgularda olduğu gibi önce nefret dolu sonra da ilişkide aşırı sünepe olan taraf yapmamasına da ayrı bayılıyorum. Çünkü
The Truth About LiesAly Martinez · CreateSpace Independent Publishing Platform · 20187 okunma
Neandertalden Homo Sapiense
Puan vermedi
Dimitra Papagianni ve Michael A. Morse’nin Neandertaller üzerine yaptığı çalışma, Neandertalleri yeniden değerlendiren önemli bir çalışma. Kitap, Neandertalleri yalnızca biyolojik özellikleriyle değil, teknolojileri, sosyal yaşamları, düşünce biçimleri ve modern insanlarla ilişkileri açısından da ele alarak kapsamlı bir bakış açısı sunmaktadır. Yazarlar, uzun yıllar boyunca bilim dünyasında hâkim olan "ilkel ve başarısız insan türü" anlayışını sorgulamakta ve arkeolojik bulgular ışığında daha dengeli bir Neandertal portresi çizmektedir. Eserin en dikkat çekici yönü, insan evrimini doğrusal bir ilerleme süreci olarak görmemesidir. yazarlar, modern insanların evrim sahnesindeki tek aktör olmadığını, son 2 milyon yıl boyunca dünyada birçok insan türünün bir arada yaşadığını vurgular. Homo erectus, Denisovalılar, Homo Heidelbergensis ve Homo Floresiensis gibi türlere ilişkin bilgiler, insanlık tarihinin sanıldığından çok daha karmaşık olduğunu göstermektedir. Bu yaklaşım, benim insan evrimine dair geleneksel bakış açımı yeniden gözden geçirmemi sağladı. Özellikle Homo Heidelbergensis üzerinde durulması; Neandertallerin ve modern insanların ortak atası olarak kabul edilen bu türün incelenmesi, iki insan grubunun nasıl farklı evrimsel yollar izlediğini anlamaya yardımcı olmaktadır. Atapuerca, Schöningen ve Boxgrove gibi önemli arkeolojik alanlardan elde edilen veriler, insan evrimindeki teknolojik ve davranışsal gelişmelerin uzun bir geçmişe sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Kitabın en güçlü argümanlarından biri, Neandertallerin gelişmiş bilişsel yeteneklere sahip oldukları yönündedir. Levallois taş işleme tekniği, karmaşık avcılık stratejileri ve ileriye dönük planlama becerileri, Neandertallerin yalnızca çevrelerine tepki veren canlılar olmadığını göstermektedir.
NeandertalDimitra Papagianni · Trend Yayınevi · 2017444 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·312 syf.··
2026 36. kitabı
Emma, iki çocuğu ve eşi ile birlikte normal bir hayat süren bir avukattı. Boşanma davalarıyla ilgilenen, kariyerinde başarılı bir kadındı. Doğum gününün yaklaştığı şu son zamanlar sayılmazsa tabii. Annesi, tıpkı onun gibi kırk yaşına gelmeye yakın normal olmayan davranışlar sergilemeye başlamıştı. Bir uykusuzlukla başlayan ve sonrasında bilinç kaybı ile devam eden esrarengiz olaylar zinciri, Emma’nın yıllar sonra bile hala ilk günkü gibi hafızasında yerini koruyor. Emma da tıpkı annesi gibi önce uykusuzluk çekmeye başlıyor. Günde bazen iki saat uyuyor bazen hiç uyumuyor. Gündüzleri ise hiç farkında olmadan uzun ya da kısa süreki olarak bilinç kaybı yaşıyor. Bir yerde takılıp kalıyor ve hiç kımıldamıyor bile.. Kendine geldiğinde ise yaptığı hiçbir şeyi hatırlamıyor. Kırk yaşına yaklaştığı her gün bu durum daha kötü bir hal alıyor. Halüsinasyonlar görmeye başlıyor, neyin gerçek neyin hayal olduğunu anlayamıyor. Ailesine hayal gördüğü zamanlarda zarar verdiğini düşünüyor. Uykuları tamamen bitiyor; ablası, çocukları ve çevresindeki herkes ondan kaçmaya başlıyor.. Etrafında meydana gelen her olaydan onu sorumlu tutuyorlar.. Peki gerçekten Emma bunları bilincini kaybettiği zamanlarda yapıyor mu, insanlara ve hatta kendi oğluna zarar veriyor mu? • Bir kadının uykusuzluk çekmesiyle başlayan olaylar zinciri içinden çıkılamayacak bir kabusa dönüşüyor. Uzun süren uykusuzluk sonrası başlayan bilinç kayıpları ve halüsinasyonlarla hayatı daha da içinden çıkılamayacak bir hale geliyor.. Soluksuz bir şekilde merak ederek okudum. Okuyunuz, güzel bir psikolojik gerilimdi. Keyifli okumalar
Uyku YokSarah Pinborough · Yabancı Yayınları · 202678 okunma
İnsanat Bahçesi
9/10
·274 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 16:23
İnsanat Bahçesi Desmond Morris Bu eser insan toplumunun hem bireysel hem de sosyolojik evrim süreciyle irdelenmesi ve bu toplumun oluşması sonucu insan üzerindeki etkilerinin incelenmesi üzerine aslında. Ve bu incelemeleri yaparken hayvan toplulukları ve bireysel hayvan özellikleri ile açıklama metoduna gidilmiş. Yazarımız okuyucunun ilgisini üst seviyede tutmakta çok başarılı diyebilirim. Yaptığı bağdaştırma ve temellendirmeler mantık üzere olup insanın okurken toplumu ve kendisini sorgulamaya yöneltici özelliklere sahip diyebilirim. Ki şahsi fikrimce bir kitabın en kıymetli özelliklerinden birisi de budur. Süper-kentlere sıkışan doğadan çıkmış insan hayvanat bahçelerinde ki hayvanlar gibi doğal davranışlarının dışında davranışlar sergilemeye, psikolojik ve sosyolojik sorunlar yaşamaya başlıyor. Bu uzun vadede insanın doğal yapısının bozulup evcil insanlar veya insanat bahçeleri oluşmasına sebebiyet veriyor. Bizler de bu insanlardan biriyiz. Süper-kentlerde sıkışmışlık, akışa karşı duramama ve aşırı uyaran problemleri sonucu psikolojik bir deney laboratuvarında gibi hissediyor olabiliriz. Asıl büyük problemin ise bu deneyleri kendi kendimize yapıyor oluşumuz. Evrimsel süreçten aktarılan davranış kalıplarımız bu yeni yaşayış şeklimize ayak uydurmaya çalışırken hasarı tam olarak kendi bireysel hal durumumuz alıyor. Bu ve bu tarz noktalar üzerinde güzel bir araştırma kitabı okumak isterseniz hiç beklemeden ve düşünmeden bu kitabı okuma sıranıza alabilirsiniz. Sevgiyle ve kitapla kalın. :)
İnsanat BahçesiDesmond Morris · Sander Yayınları · 198184 okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2026 4102. kitabı
Mariana Zapata'nın kitaplarını genellikle yavaş ilerleyen ilişkileri, karakterlerin zamanla birbirine yaklaşması ve duyguların sindire sindire işlenmesi nedeniyle severim. Bu yüzden Sevgili Aaron'a başlarken beklentim oldukça yüksekti. Özellikle mektuplaşma ve mesajlaşma üzerinden gelişen bir ilişki fikri bana çok sıcak ve samimi gelmişti. Ancak ne yazık ki bu kitap benim için beklediğim etkiyi yaratamadı. Kitabın ilk bölümleri tamamen Ruby ve Aaron'ın e-postalarından oluşuyor. Başlangıçta bu format ilgimi çekse de zaman ilerledikçe beni yormaya başladı. Birbirlerini tanımak için sürekli soru soruyor, ardından farklı konulara geçerek cevap veriyorlar. Bir süre sonra hangi cevabın hangi soruya ait olduğunu takip etmekte zorlandım. Geri dönüp tekrar okumaya çalıştığım anlar oldu ama bu da okuma akışını bozdu. Neredeyse yüz sayfadan fazla süren bu e-posta trafiği, beni hikâyenin içine çekmek yerine dışarıda bıraktı. Mesajlaşma dönemine geçildiğinde biraz rahatladım. İkilinin birbirleriyle kurduğu dostluk, yaptıkları şakalar ve zor zamanlarında birbirlerine destek olmaları hoşuma gitti. Ancak kitabın yarısına kadar yalnızca yazışmaları okuduğumuz için karakterlerin iç dünyalarına giremedim. Özellikle hikâye Ruby'nin ağzından anlatılıyor olmasına rağmen onun duygularını, düşüncelerini ve yaşadığı değişimleri yeterince hissedemedim. Bir karakterin ne söylediğini okumak başka, ne hissettiğini anlamak bambaşka bir şey. Ben o bağı kuramadım. Kitabın ilerleyen bölümlerinde Ruby'nin anlatımı daha fazla yer kaplamaya başlıyor ama bu kez de sanki hikâyenin ortasından başlamışım hissine kapıldım. Ruby'yi tanımaya çalışırken karakterin zaman zaman kendi anlattığı kişiliğiyle çelişen davranışlar sergilediğini düşündüm. Aaron ise benim için neredeyse tamamen bir gizem olarak kaldı.
Sevgili AaronMariana Zapata · Nemesis Kitap · 2021604 okunma
Puan vermedi
Romanın başkahramanı Zezé, çok zeki, hayal gücü geniş fakat sevgiye ihtiyaç duyan bir çocuktur. Ailesinin maddi sıkıntıları ve gördüğü sert davranışlar nedeniyle zor bir çocukluk geçirir. Zezé, bahçelerindeki şeker portakalı fidanıyla konuşarak yalnızlığını gidermeye çalışır. Daha sonra tanıştığı Manuel Valadares (Portuga) ile kurduğu dostluk, hayatını değiştirir.
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,2bin okunma