Osman Efe'nin öldüğü oda hamamın soğukluk diye tanımlanan,sıcak hamamdan çıkanların dinlendiği kısımdı.Odaya önce Kadı Musa Efendi girdi Arkasından Adil'le Hekim Rıza.Beyaza yakın açık teni,iri göbeği,beline dolanmış peştamalle sedirin üzerinde yatıyordu.Üstünde efe kıyafetleri,etrafında adamları olmadan sıradan, şişman bir adamdı.Ne insanların gözünü korkutan heybeti ne de endişe veren bakışları kalmıştı.Sedirin üzerinde duran sadece et yığınıydı.
Çocukken sakatlığımın bilincine vardığımda acı acı ağlamıştım.Artık ağlamıyordum, gözyaşlarımın verdiği rahatlığı bile yaşayamıyordum.Bütün acım içimdeydi.
Küçük bir toplantı demişti avukat.Göz kirpmişti.'Neydi o yılbaşı gecesi donattiğimiz masa.Şu Mehmet Bey ne sıkıcı adam.Kiırdi geçirdi bizi.Ama karısı...'Sorma kardeş küçük kumarlariniz vardır.On kuruşluk tombalalar.Şimdi kim bilir kaç kadının' Aman ayol,bu ne kötü şans böyle' sözüne karşılık kim bilir kaç erkek 'Üzülmeyin kumarda kaybeden aşkta kazanır'diyordur.Kim bilir kaç erkek de acele edip bu sözü ondan önce soyleyemediler diye onu kiskaniyordur.
Beni yönlendirmekte olan başbakan çok garip bir şekilde davranıyordu,beni küçük bir odanın içine doğru itti ve bana "Eğer bir kere daha kendine 'Kral Ferdinand' dersen bunu söyleme isteğini senden alırım!"dedi.Bunun sadece bir test olduğunu biliyordum ve inancımı kaybetmedim;bu sebeple başbakan sırtıma sopayla öyle bir vurdu ki acımdan ağlayabilirdim.Ancak kendimi tuttum ; çünkü bunun eski günlerde kullanılan bir tören olduğunu ve İspanya'nın bugüne kadar bu yasalarla yönetildiğini biliyordum.
Martin düşünceli bir tavırla,"Oysaki eskiden,nişanımızı bozduğun zaman ne kadar layıksam ,yine aynı oranda layığım.Hiç değişmedim ben.Hep aynı Martin Eden'ım.