Halbuki hayat ne iyidir ne kötü, sadece olduğu gibidir, daha önce de söylediğim gibi, olaylar tek başına anlamsızdır, onları olumlu ya da olumsuz hale getiren bizlerizdir.
O zaman o an için çözemeyeceğin bir durumla karşı karşıya kaldığın anda, düşünceler her yanını sarar ve gerçek hayattan uzaklaştırarak seni içine çeker. Ama tek başına düşünceler ruhu doyurmaz, ne kadar çok düşersen düşüncelerin içine ruhun o kadar yorulur, yorgun düştükçe daha fazla gömülürsün düşüncelerin içine. Bu bir çeşit döngü halini alır ve seni asıl hayat yolundan uzaklaştırır.
İnsan kendisine güvenirse, diğer kişilerden de korkmaz; diğer insanlardan korkan biri ise çaresizlik duyguları yaşar. Bir insanın kendine güvenmesi çocukluk yıllarında çevresine duyduğu güvenle başlar. Bu duyguyu sonradan, kendinden elde edebilmesi oldukça güçtür.
Birisi sizi sevmediği için dehşete düşüyorsanız, o insanın sahip olduğu aklı ve bilgiyi büyütüyorsunuz ve aynı zamanda kendinizle ilgili övgü dolu yargılara varamayacağınız konusuna destek vermiş oluyorsunuz. Tabii ki, birisi sizin düşüncenizle ilgili bir yanlışa veya davranışınızdaki bir ayıba parmak basabilir. Umarım, böyle de olur ve siz bu yolla öğrenebilirsiniz. Hiçbirimiz mükemmel değiliz ve diğerlerinin de zaman zaman bunu bize söylemeye hakları var.