Geri Bildirim
  • İnsan birini sevince dünyadaki herkesi sevmeye başlıyor. Seviyorduk, o yüzden çevremizdeki herkesi de sevmeye başladık. Sevmek eninde sonunda bir güven işi, hem kendine hem de karşındakine güven.Güven de bulaşıcıdır. Kendine güvenen insan herkese güvenmeye başlar, o yüzden herkesi sevmeye başlar.
  • Eğitimin amacı nedir? İnsanın toplumu ve kendisi için değer yaratabilecek düzeye getirilmesi. Eğitim aynı zamanda bir ülkenin. milletin geçmişi ile geleceği arasında bir köprü olma görevini üstlenir. Eğitim, bir yandan, insani, manevi, kültürel değerler verir, insanın kendine güven duygusunu artırır, bir yandan ona bilim ve teknik beceriler verir. Yoksa eğitimin amacı, bizde son kırk yılda olduğu gibi, kişiyi milletinden, dilinden, tarihinden, millî kültüründen koparmak, onu topluma, töresine, atalarına yabancılaştırmak değildir. Eğitimin amacı, Batılılaşma da değildir, bilim ve teknikte en ileriye gitmektir.
  • Talep şan değildir. Razı ol, şan da senin nam da senin. Varlığını bilinmezlik toprağına göm. Gömülmeyen şey nâbit olmaz.
    Dünya sûretlerinin bulaştığı ayna nasıl parlar? Huzura girmeden önce tevbe sularında yıkan. Kader teneffüs ettiğin her nefeste seninle. Eşyadan eşyaya seyahat edip durma. Kendine uzaktan bakmayı öğren. Bir dolap beygirine benziyorsun; öyle ahmak, öyle hüzün verici..
    Hicret ve niyetin kimin için? Bir gece yarısı uyandığında yatağından kalk, şöyle bir yıldızlara bak. Düşün! Madem ki içinde bulunduğun yer, konuştuğun kimse sana feyz vermiyor; terke mani olan ne?
    Ölüme ağlama. Kalbe bak. Hata ve isyan ile pişman, ibadet ve taat ile neşveli değilsen zaten ölüsün. Nefsin karanlık orduları fevç fevç akıyor. Zaman ve mekanı dolduran et kokusu. Metin ol, vaat edilen bir şeyin vuku bulmaması seni şüpheye sevk etmesin. Basiretine güven.
    Dünya nimeti için zaaf haline düşersin. Ona doğru koşma. Şükür ipi elinde ya...
    Her meseleye cevap veren, her gördüğünü kucaklayan, her bildiğini anlatan bir kimse mi gördün. derhal ondan uzaklaş!
    Marifetin mukabili inkar, ilmin mukabili cehalettir..
    Melal içindesin. Yoksul olduğunu düşünüyorsun. Ne ki senden alınmıştır, o senin hayrınadır. İçindeki yoksulluğu hissediyor musun? İşte senin için en hayırlı vakit. Unutma; ihtiyaç mütemadidir.
    Sözde hikmet çoktur. Birincisi kimden geliyorsa onun kalbinin kisvesini taşır. Ne ki nefsine ağır geliyor, onu yap. Kaldırdığın ağırlık miktarınca sana ferah erecektir. Kederle dolusun. Merak ve endişe içindesin. Demek ki hakikati göremiyorsun. Karamsarlığın kaynağı ışıktan uzak durmaktır.
    Gayret atına bin, himmet dile ve ümid et. Bidayeti parlak olanın nihayeti de parlaktır.
    Gönül eri garib olmaz...
    Mustafa Kutlu
    Sayfa 17 - Dergah Yayınları ( Ataullah İskenderi ‘nin Hikem-i Ataiye’ sinden ilham ile)
  • Kendine bir iyilik yap ve seni 'hiç' olarak gören birini 'her şeyin' yapma...
    Çünkü ne kadar kıymet verirsen o kadar azalır değerin, o kadar kaybedersin... Hak ettiğinden fazlasını verirsen kıymete biner. En kötüsü de ne kadar çok kıymet verirsen o kadar erken gider...
    Bu yüzden en çok kendine güven,
    Kendini sev, kendini önemse.
    Ve sırf seviyorsun diye, birinin seni incitmesine asla izin verme..
  • Öğretmenin, öğrencinin kendi ödevini kendisinin yapmasında ısrar etmesi ve yapılan çalışmayı değerlendirirken önce olumlu yönleri ortaya koyup çocuğu takdir etmesi, çocuğun kendine güven kazanmasını sağlayacaktır.
  • Duygusallığın aşırısı zarardır. Duygularına hakim olamayan kişi; Vatanını da satar, dinini de. Daha önemlisi bunun farkında bile olmaz...
    ----------------- Duygusallık Hakkında -----------------
    Erkeğin kendine göre, kadının da kendine göre zaafları vardır. Fakat şunu unutmamak lazımdır ki, her varlık kendi konumunda güzeldir. Her gülün dikeni olduğu gibi, her güzelliğin de yan etkileri vardır. Yüce Yaratıcı, erkek ve kadınların mevcut zaaf taraflarının olacağını bildiği halde, onların her bir nevi için ayrı donanımlar lütfetmiştir. İlahî hikmet, her iki taraf için uygun gördüğü maddî-manevî donanımların faydalarını, olumsuz yan etkilerinin zararlarından çok daha fazla olduğunu görmüş ve ona göre yaratmıştır.

    Kadınlar genel olarak psikolojik ve biyolojik yapısı itibariyle erkeklerden daha zayıftır. Kadınların büyük çoğunluğu, erkeklerden fizikî güç bakımından daha zayıf olduğu gibi, coşkun halde taşıdığı duygusallık itibariyle de erkeklerden daha zayıf, duygularına daha fazla boyun eğen, daha fazla duygusal hareket eden bir konumdadır.

    Bu duyguların yaratıcı tarafından verilmesinin en önemli hikmeti, onun annelik vasfına yöneliktir. Bu sayede o bir şefkat kahramanı olabilmektedir. Ancak, birer his ve duygudan ibaret olan şefkat, merhamet, yufka yüreklilik, feragat gibi duyguların yan etkileri de vardır. Şefkatini yanlış kullanan, merhametini su-i istimal eden kadınların, akıldan ziyade hislerinin esiri olmaları söz konusudur. Bu duyguların alt grupları, bazen sabırsızlığı, fevri hareket etmeyi, öfkeyle kalkmayı, aklı devreden çıkarmışçasına, anlık heyecanın rüzgârına kaptırmayı beraberinde getirmektedir.

    Hadis-i şerifte, “cömertlik ile cesaretin erkekler için birer fazilet, kadınlar için ise pek iyi olmayan birer özellik" olarak değerlendirilmiştir. Bu da kadının zaaf taraflarıyla ilgilidir. Fazla cesaretli olan kadın, tehlikeli yerlere gidebilir ve kendini koruyacak gücü de olmadığı için, kendini bilmez beyinsizlerin tacizine uğrayabilir. Fazla cömertlik de, -özellikle tarih boyunca çalışmayan kadınların- eşinin, malı hangi sıkıntılarla kazandığını düşünmeden, rahatlıkla savurganlık yapabilir.

    Erkek ve Kadın her iki cins de farklı özelliklerle donatıldıklarındandır ki, Kur’ân-ı Kerim’de onlara bir kul olma kimliği altında aile ortamında yüklenen vazifeler de farklıdır.

    Bediüzzaman Hazretleri, Hanımlar Rehberi isimli eserinde evlilik kurumu içinde “kadında sadakat ve emniyet, erkekte ise cesaret ve sahavet (cömertlik) en temel özelliktir” der. Çünkü kadın ailenin iç işlerinden sorumlu idareci konumunda eşinin sahip olduğu her şeyin malının, evlâdının… korunması ile vazifeli bir memurdur. O yüzden eşine sadık olmalı, güven kırıcı hallerden çekinmelidir.

    Erkek ise, eşini himaye etmek yani korumak, ona merhamet etmek ve hürmet göstermekle vazifelidir. Bu vazifeleri kadın ve erkeğin fıtratı istediği gibi aynı zamanda Kur’ân ve hadislerle de belirlenmiştir.

    “Allah’ın gazabından fazla gazap göstermek, yahut Allah’ın şefkatinden fazla şefkat göstermek” de asla doğru değildir. Her olayda, Allah’ın âdil gazabını veya lütufkâr şefkatini görüp ona teslim olmak, kalp ve ruhun selameti için vazgeçilmez bir yoldur.

    (Sorularla islamiyet)
  • Eğer bir çocuk sürekli eleştirilmişse,
    Kınama ve ayıplamayı öğrenir.

    Eğer bir çocuk kin ortamında büyümüşse,
    Kavga etmeyi öğrenir.

    Eğer bir çocuk alay edilip aşağılanmışsa,
    Sıkılıp, utanmayı öğrenir.

    Eğer bir çocuk sürekli utanç duygusuyla eğitilmişse,
    Kendini suçlamayı öğrenir.

    Eğer bir çocuk hoşgörüyle yetiştirilmişse,
    Sabırlı olmayı öğrenir.

    Eğer bir çocuk desteklenip, yüreklendirilmişse,
    Kendine güven duymayı öğrenir.

    Eğer bir çocuk övülmüş ve beğenilmişse,
    Takdir etmeyi öğrenir.

    Eğer bir çocuk hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse,
    Adil olmayı öğrenir.

    Eğer bir çocuk güven ortamı içinde yetişmişse,
    İnançlı olmayı öğrenir.

    Eğer bir çocuk kabul ve onay görmüşse,
    Kendini sevmeyi öğrenir.

    Eğer bir çocuk aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse,
    Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.

    (Nolte, 1975)