Kendini tamamlamak için hayatın mükemmelliğe değil, tamlığa ihtiyacı vardır. Bunun için de “gülde diken”, yani kusurlardan dolayı cefa çekmek gerekir; çünkü sıkıntısız ilerleme ya da yükseliş yoktur.
İki insan birbirine dokununca, bilgi, dolu olandan boş olana akabilseydi! Tıpkı iki çanaktaki suyun bir yün ipliği ile çok doludan az doluya aktığı gibi.
Tüketim malları endüstrisindeki sermaye yatırımının boyutu ile birkaç dev şirket arasındaki rekabet, tüketimi şansa bırakmamayı ve tüketiciyi de, daha fazlasını almak isteyip istememe ya da ne almak istediği konusunda serbest bırakmamayı gerekli kılar. Tüketicinin iştahı sürekli açılmalı, zevkleri yönlendirilmeli, yönetilmeli ve tahmin edilebilir hale getirilmelidir. İnsan, tek isteği daha çok ve “daha iyi” şeyler tüketmek olan ebedi bir süt kuzusuna, “tüketiciye” dönüştürülür.
İnsan bir nesneye dönüştürüldüğü ve bir nesne gibi yönetildiğinde yöneticiler de nesneler hâline gelirler ve nesnelerin iradesi, vizyonu ve planı olmaz.