Dijital dünyadaki "kartpostal estetiği" ile harmanlanmış çiçek, böcek ve manzara paylaşımları davranışı, aslında modern iletişimin en klişe ama en güvenli limanlarından biri. Kişinin kendi özgün düşüncelerini üretmek yerine, genelgeçer güzellikler ve "garanti" beğeniler üzerinden bir imaj inşa etme çabasıdır aynı zamanda...
Bu durumu birkaç farklı perspektiften inceleyebiliriz:
"Estetik Bir Maske" Olarak Görsellik
Çiçek, böcek ve manzara paylaşımları çatışmasız alanlardır. Kimse bir gün batımı fotoğrafına itiraz etmez. Bu paylaşımlar risksizdir...Politik, dini veya tartışmalı bir fikir beyan etmekten kaçınarak kişiye "huzurlu ve derinlikli" bir profil çizer.
Kullanıcı, bu görsellerle hayatının çok dingin, kaliteli ve doğayla iç içe olduğu mesajını (genellikle gerçeklikten kopuk olsa da) verir. Bir tür algı yönetimidir bu...
Copy-Paste Bilgelik (Aforizma Enflasyonu)
Özlü sözler paylaşımı, aslında bir tür "entelektüel ödünç alma" halidir.
Karmaşık bir konuyu analiz etmek yerine Mevlana, Marcus Aurelius veya anonim bir "kişisel gelişim" cümlesi paylaşmak, kişiye zahmetsiz bir bilgelik havası katar.
Bu onaylanma ihtiyacından kaynaklanır. Bu sözler genellikle toplumun genel ahlâk ve motivasyon değerlerine hitap ettiği için hızlı "like" alır. Sosyal medya algoritmaları bu tip etkileşimi sever.
Pazarlama mı, Yoksa Var Olma Çabası mı?
Buradaki asıl mesele "kendini pazarlama" kısmındaki samimiyetsizliktir. Eğer bu paylaşımlar kişinin işiyle veya gerçek karakteriyle bağdaşmıyorsa, ortaya "jenerik bir profil" çıkar.
Herkes aynı gün batımını paylaşıp aynı sözü altına eklediğinde, özgünlük kaybolur ve bu durum bir süre sonra takipçide "takip etmeme" (unfollow) isteği uyandırır ve dijital gürültü olarak rahatsızlık yaratır.
Derinlikten yoksun, sürekli "akışta kal",