Bu Hikaye Senden Uzun Osman.Bazı İnsnlar Gider,Bazı Cümlelr Kalır
9/10
·129 syf.·
2026 161. kitabı
Mayısın sonuna yaklaşan günlerden biriydi. Çakmaklı sahilinde deniz kıyıya ağır ağır vuruyor, çam ağaçlarının arasından süzülen rüzgar reçine kokusunu Haşim Baba'nın çay bahçesine taşıyordu. Burası insanın saate bakmayı unuttuğu yerlerden biriydi. Toprak zemine düşmüş çam iğneleri, yıllardır aynı yerde duran masalar, uzaktan gelen martı sesleri ve denizin hiç bitmeyen uğultusu, günün geri kalanından ayrı bir dünya kuruyordu. Denize yakın taraftaki masalardan birine oturmuş, önümde duran Aylin Balboa Bu Hikâye Senden Uzun Osman 'ın sayfaları arasında dolaşıyordum. Bazı satırların altını yeniden çiziyor, bazı cümlelerin başına dönüyor, kitabın bende bıraktığı hissin tam olarak nerede başladığını anlamaya çalışıyordum. Not defterim açıktı. Çayım yavaş yavaş soğuyordu. Tam o sırada sahil tarafından üç kişinin çay bahçesine doğru yürüdüğünü gördüm. Önde Alper Canıgüz vardı. Yanında Murat Menteş yürüyordu. Birkaç adım gerilerinde ise Nermin Yıldırım. Çay bahçesine girdiler. Önce boş masalara göz gezdirdiler. Sonra Alper Canıgüz'un bakışı benim masamda durdu. Masanın üstündeki kitaba baktı. Açık duran not defterine baktı. Sayfaların arasına sıkıştırılmış kağıtlara baktı. Ardından hafifçe gülümseyerek diğerlerine işaret etti. Onlar da dönüp baktılar. Murat Menteş kitabın kapağını seçmeye çalıştı. Seçtiği anda yüzünde tanıdık bir ifade belirdi. Nermin Yıldırım ise önümde duran notlara göz attı. Üçü kendi aralarında birkaç saniyelik sessiz bir bakışma yaşadı. Sonra Alper Canıgüz omuz silkti. Konu edebiyatsa, dedi, bizsiz olmaz. Murat Menteş güldü. Bazı masalar çağırır insanı, dedi. Bu masa da uzun zamandır sesleniyor belli ki. Nermin Yıldırım boş sandalyelere baktı. Bazı kitaplar tek başına konuşulmaz zaten, dedi.
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,7bin okunma
Kuyucaklı Yusuf / Bir Ruh Çöküşü İncelemesi
9/10
·248 syf.·
2026 157. kitabı
Sabahattin Ali Kuyucaklı Yusuf incelemesini yapmak için daha uygun bir yer olabilir miydi bilmiyorum. Çünkü bazı kitaplar masa başında konuşulmaz. Bazı kitapların içinden toprak kokusu gelir, rutubet akar, kurşun sesi yankılanır insanın içinde. O yüzden biz de burayı seçtik. Kuyucak’ın yukarı taraflarında, sarp kayalıkların arasına sıkışmış eski bir eşkıya mağarasının girişini. Akşam çökmek üzereydi. Güneş dağın arkasına çekilirken taşların üstüne paslı bir bakır rengi bırakıyordu. Mağaranın ağzı karanlığa gömülmüş gibiydi ama içeriden gelen soğuk hava hala yaşıyordu. İnsan içeriye baktığında yalnızca karanlık görmüyordu, yıllardır konuşulmamış suçları da görüyordu. Sanki birileri biraz önce mağaradan çıkıp dağın öbür tarafına geçmişti. Rüzgar kuru otların arasından geçerken ince bir ıslık çıkarıyordu. Aşağılarda zeytinlikler uzanıyordu. Daha da ileride ise kasabanın belli belirsiz ışıkları yanıyordu. Ravi mağaranın girişindeki düz kayaya yaslanmıştı. Münzevi biraz daha içerideydi, sırtını taş duvara vermiş sessizce sigara içiyordu. Hiç ise mağaranın tam ağzında oturuyordu. Ayakkabısının ucuyla toprağı eşeliyor, ara sıra karanlığın içine bakıyordu. Ben ise önümde duran deftere baktım. Sabahattin Ali’nin kitabını konuşacaktık ama aslında biraz da memleketi konuşacaktık. Çünkü Kuyucaklı Yusuf sadece bir roman değil. İnsanların birbirini boğduğu düzenin anatomisi. Defteri kapatıp konuşmaya başladım. Kuyucaklı Yusuf’u ilk kez okuyan biri genellikle Yusuf’un sessizliğine takılır. Çünkü Yusuf konuşmayan bir karakterdir. Ama sustukça büyür. Sustukça ağırlaşır. Roman boyunca insan şunu hisseder, bu adamın içinde yıllardır tutulmuş bir öfke var. Ve o öfke sadece bireysel değil. Çocuk yaşta ailesi öldürülmüş bir çocuğun öfkesiyle birlikte memleketin çürümüş düzenine karşı biriken büyük
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Kapra Yayıncılık · 0210,8bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·200 syf.··
2026 8. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 17:44
sadece satırların altını çizerek değil bir ders kitabına çalışır gibi defterime notlar düşerek okuduğum bir kitap oldu. ezberlenmiş ya da hayalperest maddeler ile değil, erteleme sorununun neden oluştuğu, ne durumlarda hoşgörüllebilir ve ne şekilde üstesinden geliniri samimi bir anlatı ile anlatmış yazar. ayrıca kitapta adı geçen bir çok yazar ve kitapları da not alarak okuma hedeflerime eklemiş oldum.
ErtelemeNihan Kaya · Eksik Parça Yayınları · 20242,179 okunma
7/10
·175 syf.··
2026 6. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 07:30
Dingin bir zihinle okunması gereken, alışılmışın dışında bir sözlük. Konu başlıklarına gelince 'Içindekiler' kısmına dönüp hangi kelimeyi açıkladığına bakmalısınız. Okura zevk veren, özen, dikkat ve kısmî yerlerde alt yapı isteyen bir kitap. Ben okurken keyif aldım, elimden kalem hiç düşmedi neredeyse. Konular zihnimde uçuşurken yakaladığım kelimeleri defterime kondurdum ve nihayetinde 175 sayfa olup bana bu kadar not aldıran başka bir kitap olmadı. Tefekkürü bol, hazır olanların farkındalığını yükseltecek bir çalışma.
Alıntı
Tek Kelimelik SözlükA. Ali Ural · Şule Yayınları · 20261,382 okunma
1930'larda İstanbul.
Puan vermedi·360 syf.··
2026 6. kitabı
·
62 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 14:19
İstanbul okumalarıma devam ediyorum. Galata, Pera, Beyoğlu kitabından sonra tercihim Osman Cemal Kaygılı'dan "Köşe Bucak İstanbul", oldu. Kitap Osman Cemal' in 1931 yılındaki gazete yazılarından oluşuyor. Her yazısında İstanbul'un ayrı bir semtini, mahallesini, köyünü gezdiriyor Osman Cemal. Ama okuru Süleymaniye'nin avlusuna değil, o avlunun arkasındaki kahvehaneye götürüyor. Beyoğlu'nda pasajın girişindeki ışıltıya değil, arka kapısındaki çöp toplayan kişiye odaklanıyor. Osman Cemal çok iyi bir gözlemci, kitabındaki tiplemelerin hepsi şahsına münhasır. Ayrıca çok iyi ağız yapıp karakterlerinin konuşmalarını yazıya geçirmiş. Osman Cemal bir yaz insanı, sayfiye yerlerini çok seviyor. Çoğu yeri kışın kasvetli bulup yazının ne kadar güzel olduğundan bahsediyor. Manzaraya, doğaya, gezinti yerlerine hayran. Ayrıca kendisi iyi suyu çok seviyor, ama sadece Osman Cemal değil; muhtemel ki o dönemde iyi suya hayranlık durumu varmış. Bir sayfiye yerinin ya da bir semtin güzel olması için iyi bir suyunun da olması lazım geliyormuş. Kitapta bununla ilgili o kadar çok nüans var ki... Okuma notlarıma bunların çoğunu geçirdim. Keçe suyu, Valide suyu, Taşdelen suyu, Hamidiye suyu, Kanlıkavak suyu... Bunlardan en iyileri Kağıthane sırtlarından çıkarılan keçe suyu ve Belgrad Ormanlarından toplanılan valide suyuymuş. Eğer bir kahvehane keçe suyu veriyorsa kalite olarak bir tık daha yukarıda görülüyormuş. "Florya bence, bir de iyi su olsa, İstanbul'un en güzel yeridir." (syf 187). 1930ların İstanbul'unda deniz İstanbul'un sadece kıyısında duran bir süs değil, hayatın tam kalbinde bir eğlence alanıymış. Denize girmek toplu bir eğlence kültürüymüş. 1920lere kadar deniz hamamları varmış. Kadınlar ve erkeklerin ayrı şekilde denize girmesini sağlayan ahşap yapılar olan deniz hamamları
Tarih-Araştırma
Köşe Bucak İstanbulOsman Cemal Kaygılı · Can Yayınları · 201971 okunma
8/10
·384 syf.··
2026 18. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 23:09
Herkese merhaba! Bugün Osho'nun Seksten Süperbilince kitabını inceleyeceğim. Lütfen kitabı Osho'dan tamamen ayrı olarak yorumladığımı bilin♡ Öncelikle kitabı çok büyük bir hevesle aldım ve geldiği gün okumaya başladım. Çok yerin altını çizdim çok not aldım hatta bazı alıntıları defterime yazdım, sınav haftamda yaptım bunu bir de, bu yüzden uzun sürdü... Ama tamamen değdiğini düşünüyorum♡ Kitapta yalnızca cinselliğin önemi anlatılmıyor. Cinselliği bir sürü şeyle bağdaştırıp onların önemini, aralarındaki bağlantıyı da anlatıyor. Osho'nun bazı düşüncelerini pek sevmedim ama bazı düşüncelerini de o kadar sevdim ki. Kitabı okurken, "tamam ben ilginç biri değilmişim, cidden bu konunun ruhsal tarafına odaklanan tek kişi ben değilmişim" diyip durdum. Kendi düşüncelerime benzer düşünceler okumak, özellikle günümüzde korkunç bir hâle gelen şeyler hakkında, çok hoşuma gitti ve beni çok rahat hissettirdi. Aşk şehvetten daha kuvvetlidir, sevgi verilmelidir, herkese, her şeye. Bir kapı tokmağına bile. Bu düşünceler bana "bu kadar saf ve sevgi dolu olursan çok kalbin kırılır" diyen herkesten sonra çok iyi geldi. "Sevgi verebilirsin, ama alamazsın. Sevgi yalnızca verilebilen bir şeydir." Ayrıca egodan, politikadan, insanların içindeki nefretin kaynağından da bahsediyor. Hepsinin cinsellikle ilişkili olduğunu, her şeyin seksle başlayıp her şeyin de seksle bittiğini savunuyor. Bazı insanların soruları var ve bunları cevaplıyor. Ve bu sorular hepimizin günlük hayatta yaşayabileceği sorunlar. Bazı sorularda kendimi gördüm ve hoşuma giden tavsiyeler okudum. Osho'nun seksi hayvanlardan, çiçeklerden ve doğadan örnek vermesi aşırı hoşuma gitti. İnsanlar olarak doğallığımızı ne kadar kaybettiğimizi hatırlattı, maalesef. Kitabın dili çok sohbet havasında, ki zaten osho'nun yaptığı
Seksten SüperbilinceOsho · Ganj Yayınları · 2018130 okunma