Mustafa Kemal'den corinne'e ikinci mektup..
3 aralık 1913, Sofya Aziz Corinne, Son mektubunu aldım, her gün beni düşündüğünü öğrendiğim için çok memnun oldum. Afrika Harbi yüzünden kazandığımız şeylere dair verdiğin haberlere teşekkür ederim. Nuri Bey'in seni gelip görmemesinden endişe ediyordun, işte nihayet evinize gelmiş. Sana karşı dostluğunda çok sadık olduğu için, bu mevzudaki ihmali cidden hayret vericiydi. Cemal Bey'i her zamanki gibi sevimli bulduğunu söylüyorsun, hakkın var, muhakkak ki çok sevimli ve naziktir, bilhassa güzel hanımlara karşı. Biliyorsun ki, Sofya'ya geldiğim ilk gün indiğim Bulgarya Oteli'ni değiştirdim. Şimdi Splendide Palas Oteli'ne yerleştim. Yeni yapılmış, cidden konforlu bir otel, banyoları var, oda hizmetçileri var! Ne istersen var! İçindeki eğlenceler için orada oturmaya değer. Hayır, hayır Corinne. Sofya'da bir tek güzel kadın bile görmek mümkün değildir. Otelde kalıyorum, çünkü münasip bir ev bulamadım. Cevdet Bey'le çok dostuz. Onu bu kadar sevimli bulacağımı ve bu kadar iyi arkadaş olduğunu ümit etmiyordum. Evvelki akşam beni Madam Dourzi'ye götürdü. Aralarında çoktan derin bir tanışıklık olan Parisli hanım. Evinde kibar insanlar vardı. Vekiller ve daha bazı mösyöler. Bakara oynanıyordu. Ben kumar oynamadığım için küçük bir tanışmadan ve konuşmadan sonra onlardan ayrıldım. Bu Parisli hanımı güzel bulmadığımı sana söylememe müsaade et. Zannederim ki Cevdet Bey'e, beni evine götürmesini söyleyen kendisidir. Ayrılırken bana: - Bu akşam bizde eğlenemediniz, fakat emin olunuz ki bir başka sefer sizi memnun etmeye çalışacağım, dedi. Fakat ben bundan emin değilim.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Friedrich Nietzsche
Olanaksız sınıf. — Yoksul, neşeli ve bağımsız! — hepsi bir arada olanaklı; yoksul, neşeli ve köle! — bu da olanaklı, — fabrika boyunduruğuna girmiş işçilere söyleyecek daha iyi bir şey bulamıyorum: Bunu bir ayıp olarak görmediklerini düşünelim, yani şimdi nasılsa öyle, bir makinenin vidaları gibi, insana has buluş sanatının boşluklarını dolduran biri gibi kullanılıyor olmak! Daha yüksek bir ücretle sefilliklerinin önemli bir kısmının, yani o kişiliksiz uşaklıklarını kastediyorum, ortadan kalkacağına inanmaları ne kadar üzücü! Yeni bir toplumun makineleşmiş düzeninde kişiliksizliğin artırılması ile kölelik ayıbının bir erdeme dönüştürülebileceğine kanılması ne kadar üzücü! Artık insan olmanın değil, vida olmanın bir fiyatı olması ne kadar üzücü! Hepsinden önemlisi olabildiğince çok üretip, olabildiğince zengin olmak isteyen ulusların şimdiki çılgınlığının siz de suç ortağı mısınız? Sizin yapmanız gereken iş, onlara başka bir fatura uzatmaktır: Ne kadar çok manevi değer böylesine yüzeysel bir amaç için fırlatılıp atılıyor! Özgürce nefes almanın ne demek olduğunu bile bilmiyorsanız, manevi değeri nereden bileceksiniz? Kendinizi güç bela kontrol bile edemiyorsanız, bozulmuş bir içecek gibi sizden nefret edildiğini bilmiyorsanız, gazetelere kulak verip, zengin komşulara yan gözle bakıyor, gücün, paranın ve fikirlerin hızlı yükseliş ve düşüşüyle uyarılıyorsanız, pek fazla şeye sahip olmayan felsefeye, bu bir şeylere ihtiyaç duymayan felsefenin açık sözlülüğüne inanmıyorsanız, size göre bir din adamına yakışan sade ve huzurlu bir yoksulluğun, işsizliğin ve bekarlığın seçilmesi, kahkahalarla gülünmesine neden oluyorsa. Buna karşın sizleri olağanüstü umutlarla heyecanlandırmak isteyen sosyalist fare avcılarının düdüğü kulaklarınızda çınlıyorsa? Sizin hazır olmanızı
Felsefe
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ayrılmaktan, yeni bir ilişki kurmaktan korkma. Eski yeni, tüm ilişkilerine değer ver. En olumsuz, en yıkıcı ilişki bile insana bir şeyler katıyor.
Sayfa 56 - Belge yayınları 2020
Edebiyat & Roman
CEMİL MERİÇ HOCA'YLA KONUŞMA¹ SORU: “Muhteşem bir maziyi daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü olmak isterdim” diyorsunuz. Okuyucularımıza sizi bu cümlenizle takdim etmek isterdik, muvafık buluyor musunuz? CEVAP: Şeref telakki ederim. Yalnız hemen ekleyeyim, bu bir iddia değil bir temenni. Bölünen bir tarihi birleştirmek münzevi bir yazarın harcı mı? Bu, bir neslin, daha doğrusu nesillerin işi. “Yaşayan bir toplum, kökü mazide olan ati- ((Dipnot) “Cemil Meriç’le Sohbet” başlığı ile 13-14 Mart 1979 tarihli Son Havadis gazetesinde yayımlanan bir röportaj. Röportajın, Şeref Oğuz imzalı “Takdim” yazısı şöyle: “Son yıllarda kültür ve sanat dünyamızda en geniş alâka gören muharrir kimdir diye sorulsa, Cemil Meriç cevabını vermek herhalde en doğrusu olur. Düşünce alanımızda alelaceleciliğin, durgunluğun hâkim olduğu bir sırada, en fazla muhtaç olunan, gerçek aydın olarak zuhur eden üstad, cemiyetimizin içinde bulunduğu derin, çok yönlü ve karanlık buhranı halis tefekkür projektörüne tâbi tutuyor. Bilhassa son kitapları, millet olarak şikâyetlerimizin temel sebeplerine ve çarelerine dair en sıhhatli, en samimi objektif tespitler ihtiva etmekte, deneme türünün Türkiye’de bugüne kadar yapılmış en ileri örneğini vermektedir. Son Havadis, günümüzün can alıcı bahisleri üzerinde değerli görüşlerini almak üzere Cemil Meriç’i evinde ziyaret etti. Aşağıda suallerimizi ve muhterem hocamızın verdiği cevapları bulacaksınız”.) Sayfa: 535 dir”. Medeniyetlerin anahtarı: Birikim. Tekâmül de inkılâp da kemiyetten keyfiyete geçiştir. İnsanı insan, milleti millet yapan: Hafıza. Biz hafızamızı kaybettik. Düşünce, bütünü kucaklamak, dünü yarına bağlamak. Olanı bilmeden olacağı fethedebilir miyiz? Sıhhatli toplumlar kendileri kalarak değişenlerdir. İçtimaî uzviyet iki zıt kanuna uyarak
Sayfa 535 - İletişim yayınları 9.baskı·Kitabı okudu
Seda ablamızdan ; yıkamazlar beni ıhıhıh :D
Bir insanın, yaşamın yaşamaya değer oluşuna ilişkin kaygısı, hatta umutsuzluğu, varoluşsal bir bunaltıdır. Ama kesinlikle bir ruh hastalığı değildir. Böyle bir şeyi ruh hastalığı terimiyle yorumlayan bir doktor, hastasının varoluşsal umutsuzluğunu, uyuşturucu ilaçlar yığınının altına gömebilir. Bunun yerine onun görevi, varoluşsal gelişim ve gelişme krizi boyunca hastaya yol göstermektir.
Alıntı
Furtwängler’in Beşinci Senfonisinin olduğu plakların üzerindeki kırmızı HMV etiketlerinde gördüğüm ismi dışında, Furtwängler hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Öte yandan en az beş yıl boyunca en sevdiğim yorum olarak gönlüme taht kurmuş olan Furtwängler kaydı, gözümde diğer bütün müzik parçalarına değer biçerken başvurduğum bir mihenk taşı...