Her ân kendi kendini didikleyebilme istidadı, cins ka-falara mahsus bir iş. Şöyle bir çevrene bak, kimi söyleyeceğini söylemiş ve bitmiş; nefesi o kadar!.. Eğer devam ediyorsa, etmese daha iyi cinsinden cevhersiz lâflar... Bir atımlık topun olur, söyledi-ğini söylersin ve bitersin; senin için en korktuğum şey de bu... Sakın ola ki, cücelere bakıp da kendini "tamam oldum!" tükenmişliğine terketmeyesin... Yaptığın işin yerini ve değerini bilerek, üzerinde tekrar tekrar durup yeniden heceleyerek, en kü-çükten kıvamlana kıvamlana sıra ile oluş pren-sibiyle hareket et... Aktüaliteye kapılıp yarınsız davranmayacağın gibi, bugünün hakkını verme-den de yarının hayâl olduğunu bil!.. Hiçbir zaman hedefi gözden kaybetmeksizin, (ki, bunu ne kadar tekrar etsek yeridir, çünkü iğdiş edilmiş kafala-rın hiç anlamadığı şeydir bu), hedefe giden yolda şahsının sadece bir vasıta olduğunu idrak et ve istidadının gereğini yerine getirme sorumluluğu-nu gözden kaçırma...
Kadını kalkındıran, onu uçurumun dibine kadar yuvarlanmaktan koruyarak hayata yeniden doğmasını sağlayan biricik kuvvet, aşktır.
..Bir kadın bakıyor pencereden, mutsuz. Bir adam geçiyor karşı kaldırımdan, umutsuz.
..Şurası açıktır ki biz, sevgiyi acıya bulayarak severiz.
..Aşk olduktan sonra saadetsiz yaşanabilir.
..Birini terk etmeye karar verdiğinde o kararın altında yatan gerçek, aslında senin çoktan terk edilmiş olduğundur.
..Bil ki insanın değerini, varlığı değil yokluğu gösterir. Unutma, yokluğu bir şey değiştirmeyenin varlığı, gereksizdir.
..Belki ömrümüzce sevemeyeceğimiz birini yağmurlu bir havada güzel bulup sevivereceğiz.
"Ey insan değerini iyi bil;
zira sen bu âlemin öz'ü ve kâinatın göz bebeğisin.
Hoşca bak zâtına kim, zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dide-i ekvân olan âdemsin sen. "
Şeyh Galip