Puan vermedi·136 syf.··
2026 36. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 09:12
Geriye Kalan kadın kitap yorumum Bu eser, sadece bir acı hikayesi değil; kadının tüm bu yaralarına rağmen ayakta kalma ve kendi varlığını yeniden tanımlama çabası…Okurken çoğu yerde kalakaldım. Yazar dilini bir neşter gibi kullanıyor; duyguların en çiğ, en savunmasız halini ortaya seriyor. Bir kadının içsel dünyasındaki o bitmek bilmeyen terk edilişleri, aidiyetsizlikleri ve geride kalmanın o ağır, boğucu sessizliğini iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Gitmek mi kalmak mı daha zor ?Gitmek" eyleminin aksine "kalmanın" ne kadar cesur ve çoğu zaman ne kadar yıkıcı olabileceğini anlatıyor yazar. Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığınız an bitmezler; aksine, zihninizin derinliklerinde yeni ve sarsıcı bir yolculuğa başlarlar.Dünden bu yana kalbimde bıraktığı o acı hissi atlatmaya çalışıyorum.Kadınların çaresiz bırakıldığı hikayeler beni fazla etkiliyor sanırım
Geriye Kalan KadınRene Karabash · İthaki Yayınları · 2026134 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
Kendimden Özür Dilerim – Miraç Çağrı Aktaş Bazen bir kitap seni değil, senin yıllardır kaçtığın halini yakalar. Bu kitap, içimdeki o herkesi mutlu etmeye çalışan çocuğu buldu. Elimi tuttu ve fısıldadı: “Artık yeter… Sıra sende.” Çünkü çoğumuz aynı hatayı yapıyoruz. Başkalarını kırmamak için susuyor, “İyi insan olayım” diye kendimizi tüketiyor, “Biraz daha dayanırım” diyerek yıllarca kendi kalbimize yük oluyoruz. Sonra bir cümle çıkıyor karşımıza ve bütün savunmalarımız yıkılıyor: “Fazla iyi niyet, insanı kendinden özür dilemeye mecbur bırakır.” İşte o an durdum. Çünkü herkesi anlamaya çalışırken kendimi unutmuştum. Herkesin yarasına merhem olmaya çalışırken kendi yaralarımı görmezden gelmiştim. Ve sonra bir başka cümle… “Yorgunsun çünkü sadece kendini değil, herkesi taşımışsındır.” Belki de bu yüzden bu kadar yorgunuz. Sürekli birilerini kurtarmaya çalışırken, kendimizi geride bırakıyoruz. Bu kitap bana şunu hatırlattı:
Kendimden Özür DilerimMiraç Çağrı Aktaş · İndigo Kitap · 2026214 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
AYLİN BALBOA OKUMAK İÇİN 10 SEBEP
6/10
·129 syf.··
2026 30. kitabı
Aylin Balboa 1.Belki Bir Gün Uçarız, Ateş Sönene Kadar ve Bu Hikâye Senden Uzun Osman adlı kitaplara imza atan Aylin Balboa, günümüz Türk edebiyatında özellikle "anlatı" ve "öykü" arasındaki gri bölgede kalem oynatan, samimiyeti ve ironiyi bir hayatta kalma mekanizması olarak kullanan nev-i şahsına münhasır bir yazardır. 2. Balboa’nın üslubunun en belirleyici özelliği, son derece sade ve doğrudan bir dil kullanmasıdır. Yazar, ağdalı cümlelerden ve edebiyat yapma kaygısından uzak durarak okuruyla bir "dost sohbeti" samimiyetinde bağ kurar. 3. Balboa, en trajik anları (ölüm, hastalık, ayrılık) anlatırken bile araya sıkıştırdığı ironik gözlemlerle okuru ters köşe yapar. Örneğin; Belki Bir Gün Uçarız’da yer alan Çiş, bir ölüm haberini aldığında hissettiği ilk şeyin "çişinin gelmesi" olması, insanın en derin acı anlarında bile biyolojik ve absürt gerçeklikten kaçamayacağını gösteren çarpıcı bir öyküdür. 4. Anlatımı, uzun betimlemeler yerine kısa, eyleme dayalı ve duyguyu bir yumruk gibi indiren cümlelerden oluşur. Balboa Tımarhane Notları’nda "metaforları sevmediğini" ve "hayatın zaten yeterince karmaşık olduğunu" belirtir. Lafı dolandırmaz. Sayfalar sürecek bir ruh halini üç kelimelik bir cümleyle kalbinize mühürler. Bu da onun metinlerini son derece akıcı ve akılda kalıcı kılar. 5. Özellikle baba ve abi figürleri üzerinden şekillenen kayıp teması, yazarın tüm kitaplarında merkezi bir yer tutar. Ancak bu yas, kutsanan veya yüceltilen bir duygu değil; bazen "kusmuklar içindeki bir baba" görüntüsüyle , bazen de "içindeki elektriklerin kesilmesi" gibi mekanik bir boşlukla anlatılır. 6. Bu Hikâye Senden Uzun Osman kitabında somutlaşan "Osman" figürü, biten bir aşkın ardından tutulan yasın evrensel ve bir o kadar kişisel temsilcisidir. Burada ayrılık, sadece bir kalp ağrısı değil,
Edebiyat
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,8bin okunma
Beni " Bîkes " Bırakmayin ...
8/10
·120 syf.··
2026 56. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 08:47
"Bîkes"... Ne demek? "Kimsesiz " ve kitabimizin kahramanının ismi bu .... Böyle isimler konulmalı mı, bilmiyorum. İsimler insanların kaderi olur mu, onu da bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var; bazı kelimeler daha ilk anda insanın yüreğine dokunuyor. Bîkes de onlardan biri... Çok farklı bir isimle başladı kitap. Daha ilk sayfalarda merak uyandırdı. Sonra hikâyenin içinde ilerledikçe gördüm ki satır aralarında hepimizden bir parça var. Yer yer durup düşündüm; "Bu hissi biliyorum..." dedim. "Bu duyguyu ben de yaşadım." İnsan bazı satırlarda kendine rastlıyor çünkü. Uzunca bir süre ara vermiştim inceleme yazmaya. Kalemim küsmemişti belki ama susmuştu. Beni yeniden satırların başına oturtan kitaplardan biri oldu Bîkes. Kitapta altını çizdiğim ve hayatıma anlam katan bir cümle vardı: "Her bakış insana her şeydeki hikmet ve ibreti göstermez." Ne kadar doğru... Bazen aynı olaya bakarız ama aynı şeyi göremeyiz. Kimi sadece bakar, kimi ise görür. Kimi yaşar geçer, kimi yaşadığından bir anlam çıkarır. Bu cümle uzun süre benimle kalacak gibi hissediyorum. Fatih Duman'ın dili oldukça akıcı. Sayfalar ilerledikçe hikâyenin içine çekiliyor, karakterlerin sevincine de hüznüne de ortak oluyorsunuz. Kitabın resimlerle desteklenmiş olması da ayrıca hoşuma gitti. Bazı duyguların yalnızca kelimelerle değil, çizgilerle de anlatılabileceğini hissettirdi. En çok da hikâyenin içinde insanı kendisiyle karşı karşıya bırakmasını sevdim. Çünkü bazı kitaplar okunup rafa kaldırılır, bazıları ise bittikten sonra da insanın içinde yaşamaya devam eder. Bîkes, benim için ikinci gruba ait oldu. Bir şans verilsin isterim değerli okur dostlarım tarafından. Daima kitapla kalın... Bikes Fatih Duman
Alıntı
BikesFatih Duman · Nesil Yayınları · 2026151 okunma
Hayat
Puan vermedi·216 syf.··
2026 44. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 08:45
Yalnızca bir dönemi anlatan bir kitap değil; aynı zamanda değişen insan ilişkilerinin, kaybolan alışkanlıkların ve dönüşen dünyanın sessiz bir tanıklığı gibi. Sayfalar arasında dolaşırken 80'lerin ve 90'ların atmosferini, mahalle kültürünü, yüz yüze kurulan samimi ilişkileri ve geçmişe duyulan özlemi hissetmek mümkün. Ancak kitap bunu yalnızca nostalji duygusuyla yapmıyor; geçmişten bugüne uzanan bir köprü kurarak 80'leri, 90'ları ve günümüzü aynı çizgide buluşturuyor. Bu yönüyle hem geçmişi hatırlatan hem de bugünü sorgulatan güncelliğini koruyan bir metin ortaya koyuyor. Kitap ilerledikçe nostaljinin yerini daha derin bir sorgulama alıyor. Teknolojinin hayatı kolaylaştırırken insanlar arasındaki görünmez bağları nasıl zayıflattığını, iletişimin arttığı bir çağda insanların birbirinden nasıl uzaklaştığını satır aralarında yoğun şekilde hissettiriyor. Kalabalıkların içinde yalnızlaşan bireyleri, hızlanan hayatın içinde kaybolan değerleri ve zamanın sessizce elimizden kayışını anlatıyor. Belki de gerçekten çok zamanımız var sanıyoruz. Oysa hayat, fark ettiğimizden çok daha hızlı akıp gidiyor; insanlar, anılar ve fırsatlar sessizce uzaklaşıyor. Geriye ise bazen yalnızca hatırladıklarımız ve içimizde taşıdığımız eksik kalan hikâyeler kalıyor. Bu nedenle kitap, sadece geçmişe bakmak değil; bugünü anlamak ve yarına dair düşünmek için de değerli bir anlatı sunuyor. Aforizma tadında...
Duygu ve Düşünce
Çok Zamanımız Varmış GibiAhmet Batman · Destek Yayınları · 20269 okunma
10/10
·50 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
Herkese merhaba Uzun zamandır klasik kitap okumak istiyordum ama sürekli erteliyordum, bu gidişata bir son vermek için geri dönüşümü çok sevdiğim yazarlardan biri olan Stefan Zweig'in Lyon'da Düğün eseri ile yaptım yazarın bu eseri üç öyküden oluşuyor İlk öykümüz Lyon'da Düğün, 1793 yılında gerçekleşen Fransız devrimi sırasında yaşanan karmaşayı, insanları çaresizliğini ve bu çaresizliğin arasında yeşeren naif bir aşk hikayesini anlatıyor. ikinci öykümüz İki Yalnız İnsan, aynı fabrikada çalıştığı arkadaşları tarafından çirkin olduğu için dışlanan Jula ve yine bir bacağı sakat olduğu için iş arkadaşlarının hep gerisinde kalan bir adamın hikayesi. Bu iki yaralı yürek vardiya çıkışında tesadüfen karşılaşıyorlar ve bir birlerine dertlerini anlatırken fark etmeden kendi yaralarını sarıyorlar. Üçüncü öykümüz ise Wondrak bence kitaptaki en etkileyici öykü. 1899 yılında Bohemya'nın güneyinde yer alan Dobitzan kentinde yaşayan, yüzü kuru kafaya benzediği için herkes tarafından dışlanan ve hiç beklemediği bir anda büyük bir talihsizlikler yaşayan Ruzena Sedlak ve oğlu Karel'in hikayesi. Ruzena'nın oğlu için verdiği mücadele ve yaşadığı çaresizlik o kadar gerçek ve etkileyici ki bunu kelimelere dökerek anlatmam mümkün değil Stefan Zweig'in kalemiyle tanışmayan yoktur muhtemelen ama yazarın Lyon'da Düğün eserini okumadıysanız eğer kesinikle okumanızı tavsiye ederim
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202139,1bin okunma