3/10
·303 syf.··
2026 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 16:59
Aziz Nesin beğendiğim bir yazar, bundan önce roman ve hikayelerini okudum ve aynı beklentiyle bu kitabına başladım ancak bu kitap pek olmamış. Öncelikle kitabin adı içeriğiyle pek alakalı değil. Gol kralından çok hafif meşrep bir kadının koca bulma derdi ile Sait karakterinin peri masalını anlatıyor. Gerçekçilikten uzak olması bir yana diğer kitaplarında çokça güldüren nesin bu kitabında beni tebessüm bile ettiremedi. Zübük ve Yaşar ne yaşar ne yaşamaz cok guzel onlara kesinlikle bakın
Gol KralıAziz Nesin · Nesin Yayınları · 2017994 okunma
Sis ve Gece
8/10
·270 syf.··
2026 12. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 01:27
Ahmet Ümit’ten okuduğum ilk kitap olan Sis ve Gece, beni polisiye türüne biraz daha yaklaştıran bir roman oldu. Kitap boyunca sadece bir olayın peşinden gitmiyor, karakterlerin iç dünyalarına ve karmaşık ilişkilerine de tanıklık ediyorsunuz. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) içinde görevli bir başkomiserin, aniden ortadan kaybolan sevgilisinin izini sürmesini konu alıyor. Ama öyle sıradan, dümdüz bir kayıp vaka hikayesi beklemeyin. Hikaye ilerledikçe sadece bir kadının değil; geçmişin, sırların ve bürokrasinin o karanlık koridorlarının da kapısı aralanıyor. Benim için oldukça akıcı, ters köşeleri olan ve atmosferiyle içine çeken bir okuma oldu. Ahmet Ümit’in kalemini ve bu gizemli dünyasını sevdim, kesinlikle diğer kitaplarına da şans vereceğim! Benim bu gizem dolu yolculuğa puanım: 7/10 Ahmet Ümit Sis ve Gece
Edebiyat
Sis ve GeceAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201324,1bin okunma
Reklam
7/10
·390 syf.··
2026 54. kitabı
Merhaba arkadaşlar sizlere güzel bir kitap yorumuyla geldim. . . Mike'nin hayatına eşlik ediyoruz. Mike aralıksız çalan kapı tıklamasıyla yatağından fırladı.Rüyamı gerçek mi diye düşünürken yanında yatan kişiyi fark etti. Mike,hiç beklemediği bir teklif aldığında omzunda geçmişinin yükleriyle birlikte sıradan bir hayat sürmekteydi. Alacağı bu kararın tüm hayatını değiştireceğinden habersizdir.Hayata dair umudu kalmamış bir adam için bu bilinmezliğe sürüklenmek yoksa tek çare midir? Sadece sıradan bir adamın hayatındaki anlam arayışına değil,aynı zamanda yeraltına gizlenmiş tarihin izlerine de kapı aralıyor.Okuyucuyu davet ettiği bu gizemli macerada şu soruya cevap arıyor:Gerçeklerle aldatmacaların iç içe geçtiği bu hikâyede siz kimin tarafını seçeceksiniz?
Kusursuz GünNagihan Doğan · Yitik Ülke Yayınları · 202610 okunma
Ayaşlı ve hissedemediklerimiz;
Puan vermedi·248 syf.··
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 15:46
Kitabı henüz bitirmenin verdiği bir duygu karışıklığı ile yazıyorum. Bir Cumhuriyet dönemi eseri. Dili sade ve olay örgüsü geniş. Çarpık ilişkiler, gevşek aile yapısı, gelenek ve görenek çürümesi ve dönemin toplumunda kadının yeri anlatılıyor. Esendal o dönemi muhakkak büyük bir gerçeklikle yansıtmış. Fakat aklıma yatmayan şeyler var. Kitabın içinde gerçekleşen olaylar, karakterler o kadar hissettiremiyor ki sinirleniyorum. Yani karakterler hayatı yüzeysel yaşıyor ve evet; annelik, inanç, aile ve bunlar gibi değerleri anlamsız buluyor. Ama beni kızdıran şey, bu küçük insanların sıradan ve yüzeysel anlatılması değil. Hayatın gerçekten derin olan bir kısmını aktaramaması; duygunun okuyucuya geçmemesi. Romanın duygusal anlamda okuru etkileyememesi. Belki amaç budur ve belki yazar karşımda olsa, "Davranış üzerinden aktarım yapıyorum." diyecektir. Ama davranış duyguyla ortaya çıkar. Bağımsız değildir bence. Mesela kitabın içindeki hizmetçi bir kadına babacan bir tavırla yaklaşımı anlatılıyor; fakat o kadar hissettiremiyor ki anlamsız bir hikâye serpiştirilmiş gibi havada kalıyor cümleler. Aklıma Camus'nün Yabancı'sı geliyor.Biraz Batı etkisi ile yazılmış diyorum. Oblomov'u hatırlıyorum. O da çoğu şeyi anlamsız buluyordu; yaşadığı dönemin, kültürün köksüzlüğü içindeydi. Ama hissettiriyordu. Belki bu yüzden daha gerçek geliyordu.
Edebiyat
Ayaşlı ile KiracılarıMemduh Şevket Esendal · Kapra Yayınları · 20239,4bin okunma
our wings are burning
5/10
·144 syf.·
2026 25. kitabı
kuytu bir girdapta kaybolmuş benlik: ölümcül hastalık umutsuzluk umutsuzluğun benliğe etkisi, ben'in kendinden kaçmak ve kendi olma istenciyle ortaya çıkan bireysellikler konularında felsefi bir anlatıma sahip olan metin maalesef ki inanç merkezinde sınırlanıyor kierkegaard'a göre umutsuzluk kavramından kurtulmak tanrı ile bütünleşme gerektirir bu bütünleşme insana "inanç" adı altında bir dayanak sunar, sonsuz bir karadeliğe düşmesini engeller ve benliğin kendini bu karadelik duygusundan kurtarmasını da inanç istenciyle birlikte yorumlar fakat bu düşünce sistemi hristiyanlığı tahtta koyup diğer varoluş biçimlerini tek düzeliğe itmesinden dolayı benlik arayışı yönünde hayal kırıklığı yarattı ki bir felsefi metnin bir kişiye veya dogmaya tamamen bağlanması onun felsefi düşünce sistemine ve bir o kadar filozofun potansiyeline de zarar vermekte ve bu söylemim filozofun insan varlığı tanımını küçümsemek için değil her kapının tek bir noktaya çıkmasını reddettiğim içindir eleştirilerin altında felsefi metni tamamen küçümseyecek değilim umutsuzluk–benlik çözümlemeleri etkileyici olmakla birlikte çözümleri kısıtlayıcı ve kuşku vericidir bu yüzden varoluş felsefesinde gerekli bir yeri olmuştur tıpkı iki çelişkinin düşünce sistemini bulandırarak yönlendirici etkisi gibi... Soren Kierkegaard Ölümcül Hastalık Umutsuzluk
1000Kitap
Ölümcül Hastalık UmutsuzlukSoren Kierkegaard · Doğu Batı Yayınları · 20211,303 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 9. kitabı
Kadınlar, erkek egemen yapılar olmadan daha sağlıklı, barışçıl ve rasyonel bir toplum kurabilir mi? Charlotte Perkins Gilman'ın ütopyası sadece bir toplum tasarımı değil, aynı zamanda Gilman'ın eksikliğini hissettiği şeylerin toplamı gibi de okunabilir. Doğumundan kısa bir süre sonra babasının evi terk etmesi, çocukken eğitim hakkından mahrum bırakılması, büyümesinde teyzelerinin aktif rol alması ve yetişkin bir kadın olarak doğum sonrası depresyon yaşaması.. Tüm bu deneyimlerin kadınlık, annelik, toplumsal roller, sosyal haklar gibi bir çok konudaki düşüncelerini derinden etkilediğini görebiliyoruz. 2.000 yıldır sadece kadınların yaşadığı bir yer// Her birey en kaliteli eğitime erişebiliyor // Evlilik kurumu yok// Annelik bireysel değil, toplumsal bir sorumluluk// Şiddet, savaş, suç yok// Doğadaki hiç bir şey israf edilmiyor, tarım üst düzeyde// İş birliği ve kollektif çaba ön planda Kadınlar Ülkesi'ne yolu düşen 3 erkek Terry, Jeff ve Vandyck farklı karakterlere sahiptir. Terry, kadınların fethedilmesi ve yönetilmesi gereken varlıklar olduğuna inanan, onların bağımsız ve güçlü bireyler olabileceği fikrine ikna olamayan biri. Jeff, nazik, romantik ve kadınlara hayran, onları idealize eden birisi. İlk bakışta Terry'nin tam karşıtı gibi gözükse de Jeff de kadınları idealize ederek ve gereksiz yücelterek aslında kadınları birey olarak kavramakta güçlük çeken bir karakter. Vandyck ise önyargıları olmasına rağmen, öğrenmeye açık, dönüşüme açık biri. Sorgulayıcı ve rasyonel. Her ütopyada olduğu gibi burada da kısıtlayıcı ve sorunlu bir çok alan var. Toplum aşırı planlı ve disiplinli, bireysel özgürlükler sınırlı, her şey steril, tekdüze, bireysel farklılıklar yok denecek kadar az. Yani savaş, suç, şiddet ve bolca zulüm içeren bu ataerkil sistemden tabi ki
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 201819,8bin okunma
Reklam
Reklam