8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
Söyle, kardeşim Mayakovski, insanlar yalansız yaşamayı neden beceremezler? ◇ Bugün sizlere okurken derin derin düşünmemi sağlayan bir kitaptan bahsedeceğim. Hem düşündürdü hem de hüzünlendirdi. Doymak gibi önemli bir eylemin bile dünya üzerinde eşit olmadığını bir kez daha hatırlattı. ◇ Kitabımız, anlatıcının Vladimir Mayakovski'ye yazdığı mektuplardan oluşuyor. Kitabı bitirdikten sonra Mayakovski hakkında birkaç bilgi edindim. Kendisi için sadece şair demek eksik kalır. Ekim Devrimi sırasında Sovyet Rusya'da devrimci bir kişiliği de varmış. Hayatının son dönemleri biraz zor geçmiş olacak ki 1930’da intihar ederek hayatını sonlandırmış. ◇ Anlatıcımız mektupları 2014 yılında Tahran'dan yazıyor ve " İnsanın insana en çok saklandığı, sığındığı; insanın insandan en çok kaçtığı, uzaklaşmak istediği yerin adıdır Tahran." diyor Tahran için. O yıllarda Tahran ağır ekonomik yaptırımlar altındaymış. ◇ Bu bilgileri öğrendikten sonra kitaptaki birçok kısım bana daha anlamlı geldi. Yaptığı eleştirileri sade, samimi ve şiirsel bir dil kullanarak yapan yazar bazı kısımlarda insan olabilmenin önemine değindi. Bazı kısımlarda ise politik eleştirilerde bulundu. ◇ Kitabın kapağını kapattığınızda sizlere kalan şey sevgi, dürüstlük, sağduyu ve merhamet gibi duyguları ömrümüz boyunca kaybetmemiz gerektiği oluyor. Sevgili Mayakovski Zeki Bulduk Dekalog Yayınları
Edebiyat
Sevgili MayakovskiZeki Bulduk · Dekalog Yayınları · 202627 okunma
Puan vermedi·62 syf.··
2024 1. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2024 11:48
Dekalog yayınlarının severek okuduğum cep kitaplarından. Leporella; çirkin, yaşlı ve korkunç tebessümlü kadının patronuna taparcasına beslediği duygular. Odundan farksız bu hizmetçinin, aşk ve heyecan duyguları ile uğradığı değişim aslında konu, fakat bu değişim beraberinde bitap düşmüş bedenini de ölüme sürüklemekte.
LeporellaStefan Zweig · Dekalog Yayınları · 20201,502 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Denemeler
9/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2023 22. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2023 14:18
Uzun yıllar önce Cem Yayınlarından çıkan baskısını okumuştum. O zaman da keyifle okumuştum. Şimdi okuduğum Dekalog yayınlarından çıkan cep boy baskısını da aynı keyifle okudum. Kitabın dili herkesin anlayabileceği düzeyde. Edebiyatın deneme türüyle özdeşleşen Montaigne her şeyde önce kendini bilmek gerektiğini vurguluyor. Kendi düşüncelerini yaşamdan, tarihten örneklerle, çoğu zaman da kıssadan hisselerle destekliyor. Kitap bir edebiyat türü olarak değerlendirilse de aslında bir yaşam felsefesi de sunuyor. İlk fırsatta Cem Yayınlarından çıkan baskısını yeniden okuyacağım.
Edebiyat
DenemelerMontaigne · Dekalog Yayınları · 202065,6bin okunma
İran Edebiyatı
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2023 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2023 22:10
Konumuz İran edebiyetı olunca şapka çıkartıyorum, Sadık Hidayetin okuduğum ikinci eseri gerçekten benim tarzım dediğim çok güzel bi eser. Kısa ve birbirinden farklı hikayeler şeklinde oluşturulmuş eser küçüklüğümde dinlediğimiz tadı damağımızda kalan türden masallar tadında. Keyif aldım keyifle okudum. İlgisini çekenlere tavsiye ederim bir solukta okunacak bir kitap Dekalog yayınları cep kitap basımlarını yayınlamış otobüste dolmuşta parkta bahçede çantanızda cebinizde bulunsun çıkartıp çıkartıp okuyun.
Edebiyat
Üç Damla KanSadık Hidayet · Dekalog Yayınları · 20211,682 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2023 6. kitabı
“Büyük Gündem” Üzerine Derkenar “Büyük Gündem” Yazar Mehmet Özger Bey'in, Zarif Yayınları aracılığıyla, 2022 tarihinde okurlarıyla buluşturduğu eseri. Yirmi beş yazının yer aldığı kitap, yüz altı sayfa hacmindedir. Kapı, mesafe, ilkeler, insan, bedel, sanat, hakikat, mitler, dil, zaman olgusu, melankoli, ölüm, aşk gibi birçok konu içeriklerde ele alınmaktadır. Örneğin, "Kapı" konusunda, Kuran'ın kapısı, Fettah, fetih, cennetin sekiz kapısı, sarayların kırk kapısı, şehirlerin yedi kapısı, birine kapı olmak, kapının ardı gurbet, şehirdeki kapımız gibi birçok olguyla içerik nakış nakış işlenmektedir. Yazılanları daha çok fikir yazıları ile beraber deneme yazım türüne yakın olduğunu görmekteyiz. Yazılarda yer bulan konular, hem tersten, hem de madalyonun diğer yüzünden okunmaya çalışılmıştır. Bunu bir hikâye üzerinden ele alırsak; Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar: "Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?" Doktor, "Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç şey veriyoruz. Bir kaşık, bir fincan ve bir kova. Sonra da kişiye küveti nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz. Siz ne yapardınız?" der. Adam, "Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova, kaşık ve fincandan daha büyüktür. "Hayır," der doktor, "normal bir insan küvetin tıpasını çeker." (sayfa 58) Aynen burada olduğu gibi gerçek doğrular sadece şıklar içerisinde değildir. Şıkların dışında da doğruları aramak gerekir. Hz. Âdem’in dünyaya gelişiyle başlayan bir serüvendir yaşadıklarımız. “Mitoloji üzerine çalışanlar bu tip temel mitlere köken mitleri derler. Nostalji bağlamında düşünürsek cennetten kovulmak bir köken mitidir” (sayfa 99) İslam medeniyetinin yanında, devlet ve millet olguları da aynı çerçeveden ele alınmaktadır. Heidegger’in
Büyük GündemMehmet Özger · Zarif Yayınları · 202232 okunma
9/10
·207 syf.··
Beğendi
·
2022 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2022 01:41
Hacim olarak ufak, ama içerik olarak çok zengin bir kitap. Bana biraz düzensiz geldi. Sohbet tadında, ama birazdan hangi konuya geçecek, neden bahsedecek öngörülmüyor. Biraz kendisini akıntıya bırakarak yazmış, kuru bir akademik çalışmadan çok uzak bir yazı stili olsa da, kitapta tutunabileceğim ana sütunların yokluğunu hissettim. Herşeye rağmen okunası bir kitap, bilhassa sinamaya meraklı okurlar için. İyi ya da kötü olarak eleştiriye tabi tuttuğu veya değinip geçtiği filmlerin listesini çıkardım okurken. Hocanın sinemaya olan geniş vukufiyeti beni etkilemedi değil. Filimleri neye göre sıralayacağımı kestiremediğim için, çünkü kitap hakikaten daldan dala zıplıyor, filmleri senelerin göre sıraladım. Havagazı Netflix'in "bu hafta şu filmler revaçta" listesini her gördüğünüzde benim gibi gözleri kanayan arkadaşlar için değerli bir iş çıkardım sanırım. Alkışa gerek yok, ölünce arkamdan iyi adamdı deyin yeter... :) Iyi okumalar... Das Cabinet des Dr. Caligari (1919) L'Inhumaine (1924) Im Westen nichts Neues (1929) Un Chien Andalou (1929) La béte humaine (1938) The Great Dictator (1940) The Moon and Sixpence (1942) The Picture of Dorian Grey (1945) Guernica (1950) belgesel Raşomon (1950) Hakuchi (1951) Moulin Rouge (1952) Lust for Live (1956) Le Mystére Picasso (1956) belgesel 12 Angry Man (1957) Mein Onkel (1958) Montparnasse 19 (1958) The Naked Maja (1958) Noz w wodzie (1961) Letztes Jahr in Marienbad (1961) Le Proces (1961) Boccacio (1961) İl gattopardo (1963) Lady in a Cage (1964)
Sinema ve FelsefeDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 2012353 okunma