Sağ elinizin işaret parmağı etrafında dönermiş dünya. Tebeşir. Kalem. Bilgisayar tuşu. Tek harf yazamaz hale gelseniz bile yazmaktan başka bir dil öğrenemeyecek kadar. Hatırlanacak kala kala bir el yazısı kalmışken size. "Delete" tuşunun yerini unutacak, hiçbir dosyayı yedeklemeden bilgisayara bir "format" atıp "yeniden başla" komutunu veremeyecek kadar. Bir kez olsun olumsuz kipte çekilen güvenmenin bir daha asla olumlu kipte çekimlenemeyeceğini bir kez öğrenmek yeter de artarken, bir daha bir daha öğrenecek kadar.
Nisan yağmuruna daldırılmış kuru dalların filiz atması kadar sıradan değildi elbet, lâkin kendi ölümünüzle tartıldığınız bu hâlitada dönüp de geri bakmayı başarabilseydiniz. “Saygısızca karartılan takdire muhatap", telef olur giderdiniz.
Hani sizin defterleriniz vardı.
Şimdi yok mu?
Yoksa o kadar yorgun musunuz?