İlk hikayeden sonrası ağır gelir
7/10
·208 syf.··
2026 25. kitabı
Eğer ağır duygular ve düşünceler altındaysanız biraz bekleyip acıyı anlamaya başlayınca okuyun derim klasik mutlluluk alma amacıyla birkaç kısmı aşk kaçış kitabı olur sizin için bence okunmalı özellikle bir iki hikaye aşırı iyi düşünülmüş ama bazıları fazla detaylarla boğulmuş
Bana Seni Seviyorum Deme Evlen BenimleMiraç Çağrı Aktaş · Olimpos Yayınları · 20162,558 okunma
8/10
·248 syf.··
2026 43. kitabı
Selime teyze ve Meltem’in hikayesini okuyoruz. Biri anne baba hasretini anlatıyor diğeri dört tane çocuk büyütmüş eşi öldükten sonra kalan yalnızlığını anlatıyor. . Kitap su gibi ben bir günde okudum öyle bir edebi dili yok ki olmasın da zaten ,insanın içine oturacak hikayeleri okurken edebi dil aramıyorum ben okurken o kadar yutkundum o kadar üzüldüm ki ama Selime teyzenin iç sesini okurken de kahkaha attım . Anne babasızlık Meltem’in hikayesi , evlatların ayrı tek başına yaşayan Selime teyzenin hikayesi… Hangisi daha çok içine dokundu derseniz valla ikisi de … İnsan okurken maalesef hayatın acı gerçekleri ile yüzleşiyor bu kadar da olmaz deme oluyor , Selime teyzenin hikayesini okurken bir anne on evlada bakarmış da on evlat bir olup bir anneye bakamazmış cümlesi geldi aklıma her iki kadının yollarının kesişmesi ve birbirlerine içleri açması ve ondan sonra yaşananlar çok güzeldi ama sonu benim için eksik kaldı Selime teyzenin hikayesini okumak isterdim o bende yarım kaldı mesela . Mutlaka okumanız lazım muhteşem bir kitap demeyeceğim ama hayatın içinden okuma yapmak bu türde okumaları da seviyorsanız gönülden tavsiye ediyorum
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,6bin okunma
Reklam
8/10
·64 syf.··
2026 22. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 00:00
Kitap kulübümüzde mayıs ayımızın kitabı seçilen Bir Kadın'ı okudum fakat yorumumu ancak yazabiliyorum. Annie Ernaux'un kalemiyle ilk defa tanıştım. Yazarın annesini anlattığı bu hikaye bana kalırsa gerçek bir edebi şölendi. Tarihi ve felsefi dokundurmaları olan, bir anne ve kızın ilişkisini yad ettiği ve bunu büyük bir dürüstlükle yaptığı okuması son derece keyifli bir kitaptı. Yazar annesini anlatırken çok dürüst, onu eleştiriyor ve hatta bazı kısımlarda ona acıyor gibi. Kitap gerçekten de bir kadının -o kadının- yaşamı. Ben okurken annesini çok sevdim, yer yer ona hayranlık da duydum. Bulunduğu o sığ dünyada kendi başına var olmaya çalışması, kitaplara dokunurken büyük bir hürmetle onları eline alması, diğer insanlara ve hatta kendinden daha üstte olduğunu düşündüğünü insanlara "Ben de burdayım ve varım!" deme şekli beni çok etkiledi. Gerçek bir emekçi ve ailedeki tüm geliri tekeline almış biri. Yazarın bunları anlatırkenki üslubu çok güzel, çok yalın ve okuyanı hiç yormuyor. Kesinlikle yazarın diğer kitaplarını da okurum, buna eminim. Çok beğendiğim birkaç alıntı ile yorumumu sonlandırıyorum. "Elbette, bu kitap ne bir yaşam öyküsü ne de bir roman, belki edebiyat, sosyoloji ve tarih arasında bir şey. Baskıcı bir çevrede doğan ve bu çevreden çıkmak isteyen annemin tarihin bir parçası olması gerekiyordu ki dahil olmamı istediği, kelimeler ve fikirlerle yönetilen dünyada kendimi daha az yalnız, daha az yapay hissedebileyim." "Artık sesini duymayacağım. Olduğum kadını, bir zamanlar olduğum çocukla bir araya getiren onun sesi, sözleri, elleri, tavırları, gülüşü ve yürüyüşüydü. Geldiğim dünyayla aramdaki son bağ da koptu." Son olarak da kitaba 10 üzerinden 8 puan verdiğimi belirtmek isterim.
Bir KadınAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20233,862 okunma
Vırgınıa wolf “Kendine ait bir oda” Kitap incelmesi.
Puan vermedi·127 syf.··
2026 7. kitabı
Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda bile zihninizde konuşmaya, tartışmaya ve anlamlandırmaya devam ederiz. Kitabın devamını oluşturmaya çalışırız. Odanın her tarafında yankılanmaya devam eder. Virginia Woolf’un 'Kendine Ait Bir Oda'sı da tam olarak böyle bir deneyim oldu diye bilirim. Woolf, eline kalemi alıp tarihin tozlu raflarında kadınların izini sürerken, okuyucuyu da kendi hayatındaki 'oda' ları ve 'özgürlük alanları' nı sorgulamaya davet ediyor. Kitapta en büyük metaforlardan biri “oda” kelimesidir. Neden bu kadar önemli bir hale getirmiş yazar bu kelimeyi. Aklımıza ilk gelen anlamından ziyada içinde bir gizli anlam barındırıyor. Kendi düşünceleriyle baş başa kalabilme hakkıdır. Woolf, kadının eve ait olan o dar alanından sıyrılıp, kendine ait, kimsenin müdahale edemeyeceği bağımsız bir bölge ilan etmesini ister. Oda, kadının toplumda "ben de varım ve burası benim alanım" deme şeklidir. Bir insanın düşünebilme, üretebilmesi için ekonomik bağımsızlık ve kişisel alana ihtiyaç duyduğunu savunur. Ve kendisi olabilme özgürlüğünü simgeler. O dönemde kadınların üniversiteye gitmesi bir yana üniversitenin çimenlerinden geçmesinin bile yasak olduğunu Woolf’un kitabında bir suç unsuru olarak ele alır ve bunu şu cümleler ile ifade etmektedir; “Ve birden kendimi çimenlerin üzerinde aşırı bir hızla yürüyor buldum. Ve o an, bir erkeğin görüntüsü yolumu kesti. Önce jaketatay giymiş bu garip görünümlü nesnenin el kol hareketlerinin bana yönelik olduğunu anladım. Yüzünden dehşet ve öfke ifadesi vardı. Akıldan çok içgüdü yardımıma koştu; o bir kilise görevlisi, bense bir kadındım. Burası bir çimenlik alandı, ileride de bir patika vardı. Çimenlerin üzerinde yürümeye yalnızca üniversite öğrencilerine ve öğretim üyelerine izin vardı; benim yerim çakıllı patikaydı.” (syf
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,2bin okunma
Kitaptan Kalanlar: Şato Franz Kafka
Puan vermedi
Kitaptan Kalanlar Franz Kafka – Şato Kafka’nın ne yazık ki okuduğum ilk kitabı… Ve kendisinin yayımlanmasını istemediği, ölümünden sonra arkadaşı tarafından basılan, tamamlanmamış bir eser. Kitaba başladığımda; karanlık bir köy, iş için köye gelen bir yabancı, bu yabancıya oldukça kaba davranan köylüler ve uzakta beliren bir şato… İlk sayfalarda zorlandım. Hatta bir noktada bırakmaya yaklaştım. Bu aşamada @sozyazarkitap hesabının yönlendirmesiyle okumaya devam edebildim. İlerleyen sayfalarda ise; karmaşa ve belirsizliğin içinde kendimi giderek daha fazla içine çeken, aktif ve merak uyandıran bir akışın içinde buldum. Bir şato… Görünmeyen bir Kont… Farklı seviyelerde memurlar… Ve bir köy: Şatoyu neredeyse kutsallaştıran köylüler, katı bir hiyerarşi, bu düzeni çıkarı için kullananlar ve o düzenin içinde ezilenler… Ve kadınlar… Hâlâ tam anlamlandıramadığım bir serbestlik içinde.
Edebiyat
ŞatoFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201712,3bin okunma
Kitaptan Kalanlar: Dava Franz Kafka
9/10
·224 syf.··
2026 3. kitabı
Kitaptan Kalanlar: Franz Kafka – Şato Kafka’nın ne yazık ki okuduğum ilk kitabı… Ve kendisinin yayımlanmasını istemediği, ölümünden sonra arkadaşı tarafından basılan, tamamlanmamış bir eser. Kitaba başladığımda; karanlık bir köy, iş için köye gelen bir yabancı, bu yabancıya oldukça kaba davranan köylüler ve uzakta beliren bir şato… İlk sayfalarda zorlandım. Hatta bir noktada bırakmaya yaklaştım. Bu aşamada @sozyazarkitap hesabının yönlendirmesiyle okumaya devam edebildim. İlerleyen sayfalarda ise; karmaşa ve belirsizliğin içinde kendimi giderek daha fazla içine çeken, aktif ve merak uyandıran bir akışın içinde buldum. Bir şato… Görünmeyen bir Kont… Farklı seviyelerde memurlar… Ve bir köy: Şatoyu neredeyse kutsallaştıran köylüler, katı bir hiyerarşi, bu düzeni çıkarı için kullananlar ve o düzenin içinde ezilenler… Ve kadınlar… Hâlâ tam anlamlandıramadığım bir serbestlik içinde.
Edebiyat
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,9bin okunma
Reklam
Reklam