demet

Doğa olaylarının, özellikle insanlığın gezegenimizin yaşına kıyasla oldukça güdük tarihinde felaket olarak kayda geçenlerin, yeryüzünü hunharca değiştirirken küçük kalplerimizi de ıskalamadığını on üç yaşımda öğrendim. Bir depremle.
6 Şubat - 04.17 - Deprem
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ne boktan hayat be! Başından beri hiçbir işe yaramamış bir hayat... Şeytan diyor... Ancak başkalarının gözünden yansıdığım sürece varım. Böyle tek başıma kaldığımda hiçbir şey değilim. Oysa, bugüne dek giriştiğim ilişkilerin de hepsini yüzüme gözüme bulaştırdım. İnsansız yaşayamıyorsam, insanlarla birlikte yaşamayı da beceremiyorum. Şöyle, "iyi ki yaptım" diyebileceğim ne yaptım ömrümde? Bomboş geçirilmiş, yitirilmiş onca yıl... Sanki biri doğduğumda çöp sepetine atmış beni. Sen burada sürünebildiğin kadar sürün, sakın dışarı çıkmaya kalkma, demiş.
Evet, erkeklerin bakirelere özellikle meraklı oldukları doğrudur. Ama, genç, güzel biri olacak ki işin tadı çıksın. Böyle kırkına merdiven dayamış bir kız kurusunun uyuşmuş kanını akıtmanın ne heyecanı var?
Bana kalırsa, izah tarzlarımız yanlış. Bana öyle geliyor ki, ne alın yazısı, ne yazan, ne yazılan, ne de yazılmış şey var. Olmakta olan, boyuna şekil değiştirerek akıp giden, başsız ve sonsuz bir oluş. Bu oluş içinde ferdin sevinci yahut kederi...
Yoooo
Fes, kalpak... Bunlar sanki bizim milli başlıklarımız mı idi?