Tek cümleyle özetlemek gerekirse klasik iskender pala kitabı. Bir dönem kendini ispatlamış başarılı türk edebiyatı yazarlarının bu yıl çıkan kitapları okurken beni pek mutlu edemiyor.
Öncelikle itiraf etmem gerekir ki kitap hakkında hiçbir önbilgim yoktu. Bu sebeple Viyana'nın entelektüel kısımlarını anlattığı bölümde önce Marcel Proust havası sezip kitabın bu şekilde ilerleyeceğini düşünmüştüm. Sonrasında okul günleri ve karakter-yazar gelişimini anlattığı bölüme geçince kitanın tarzının bambaşka olduğunu anladım. Dönemin siyasi meseleleri, sanat dünyası sık sık araştırma yapmama, yapay zekayla bazı meseleleri tartışmama sebep oldu :) betimlemeleri ve duygusal yoğunluğu çok yüksekti. Bir o kadar da akıcı bir üslubu vardı. Anlatılanların yoğunluğuyla zaman zaman durup soluklanma ihtiyacı ile elimden bırakamama arasında kaldım. Bir süredir bir kitabı okurken bu kadar etkilendiğimi hatırlamıyorum. Hitler dönemini kişisel duygularıyla değil, objelktif ele alması da oldukça dikkat çekiciydi. Benim için en çarpıcı tarafı yazarın kitabı bitirirken son cümlelerinin hala yaşam umudu taşıyor olmasıydı. Çünkü yazarın umutsuzlukla hayatına son verdiğini hepimiz biliyoruz. Kitabı bitirdiğimde yazarı ve kitabı doyasıya kucaklamak istedim... bir otobiyografinin yanı sıra tam bir dönem tasnifi idi.
Dünün DünyasıStefan Zweig · Can Yayınları · 20242,673 okunma
Tam bir hayal kırıklığı. Normalde çok severim livaneli'ni bu üslup ona ait olamaz. Kitapları yarım bırakmaktan da nefret ederim. Çekmese de zorla bitiririm o kitabı. Çok zorladım. Devam edemedim.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518bin okunma
Bir insan kaleminden çıkan her kitaba nasıl aşık edebilir, nasıl kendinden bir parça buldurabilir, nasıl yüreğine bu denli dokunabilir insanın? Mucizesin be kadın!
Amin maalouf'u yaklaşık 7 yıl önce Semerkant ile tanıdım. O kadar sevdim ki iki kez okudum. Üslubuna hayran kaldığım, şarap yudumlar gibi okuduğum bir kitaptı. Ardından Beatrice'ten Sonra Birinci Yüzyıl kitabı tesadüf eseri elime geçmişti ve okuduğuma çok da mutlu olduğum bir kitaptı. Her iki kitabın da tadı bambaşkaydı. Bugün okuduğum Doğu'nun Limanları ise beni doyumsuz bir amin Amin Maalouf susuzluğunda bıraktı. Elimden düşüremedim. Her anından zevk aldım. Okudum, okudukça bitecek diye korktum, satırlardan gözlerimi ayıramayıp her cümleden yeniden doyum aldım, üzüldüm, heyecanlandım ve ben bu kitaba aşık oldum. Semerkant'tan bile iyi benim için. ♡
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202540,1bin okunma