Belki de öğretmenlerin maaşları bu yüzden böyle düşüktür, çünkü onların mesleklerinin kutsallığı ile tatmin olmaları , başka zevklerden "feragat etmeleri" beklenir.
Hepimiz şu repliği biliyoruz değil mi? “Sevgi neydi? Sevgi emekti.” Peki aşk neydi? 27 yıl bir sevgiliyi beklemek, 27 yıl sevgiliden vazgeçmemek, birbirlerinin yaşadığından bile haberdar değilken aramaktan vazgeçmemek… Aşk bu muydu? Beklemek ve sabretmek… Sabretmek ve aramak… Sevgilinin o kokusunu ve sesini bir an olsun duymak için beklemek, aramak, sabretmek… Aşk bu muydu?
“-Geldin mi?
-Geldim Kaknuşşam!
-Geç kaldın
-Çooook!..”
Mesela siz, aşk için verdiğiniz söze ne kadar sadık kalırsınız? Bir gün mü, bir yıl mı, bir ömür mü?
İskender Pala’nın muazzam kitaplarından biri, belki de en sevdiğim… Söz konusu aşkı anlatmak olduğunda kalemine hayran olduğum yazardan bir kitap daha… Leyla ile Mecnun’u, Ferhat ile Şirin’i, Kerem ile Aslı’yı seviyorsanız Bahşı ve Kaknusia’yı da çok seveceksiniz. Sahte aşkların moda olduğu günümüzde gerçek ve saf bir aşkı okumak ruhunuza iyi gelmez mi sizce de? Kitabı anlatmak istemiyorum çünkü ne desem kelimeler eksik kalacak. O yüzden kitap kendini size anlatsın istiyorum. Bundan dolayı da sadece bana hissettirdiği duyguyu anlatmak istedim.
Ve Saliha , hediye etmek için en doğru kitabı beklemişsin:) Kitaplığımda en sevdiğim ve benim için en değerli kitaplardan biri olarak kalacak, bil istedim :)
Peki sizce aşk neydi? Keyifli okumalar :)
Erkekler de eşlerinden yüz altınlık, kusursuz bir gayret bekliyorlar. Sözgelişi erkek açıkça söylüyor, açıkça söylemese bile davranışlarıyla şöylesine bir tablo sergiliyor: Eşi (yani kadın) para kazandığı bir işte çalışsın istiyor. Olabilir. Kadın aynı zamanda akşam kendisinden önce eve gelsin, çocuklarıyla ilgilensin, onların ödevlerini yaptırsın, yedirip içirip yatır-sın istiyor. Olabilir. Erkek aynı zamanda, kendisi geç gelse bile sofra hazır, çorba dudak kıvamında/hemen içilebilir sıcaklıkta beklesin istiyor. Bu da olabilir. Erkek bir şey daha istiyor; gecenin bir yarısı karısı kapıyı açtığında sabahlıklı, gecelikli olmasın, şöyle bir güzel giyinmiş olsun istiyor. Hadi bu da olabilir. Ancak erkek bir şey daha istiyor, "Karım kapıyı açtığında, saat kaç olursa olsun güler yüzlü olsun" diyor. İşte bu olamaz. Dört başı mamur olamaz; hem şoför mahalli hem beş kuruş olamaz; kadından ille de yüz altınlık davranması istenemez. Gün boyu yüzün doksan dokuzunu yerine getirmiş kadının bir tane de eksiği olmasını kabullenmek gerekli, onun yüzünü asmasını, serzenişte bulunmasını hoş görmek gerekli.