Neandertalden Homo Sapiense
Puan vermedi
Dimitra Papagianni ve Michael A. Morse’nin Neandertaller üzerine yaptığı çalışma, Neandertalleri yeniden değerlendiren önemli bir çalışma. Kitap, Neandertalleri yalnızca biyolojik özellikleriyle değil, teknolojileri, sosyal yaşamları, düşünce biçimleri ve modern insanlarla ilişkileri açısından da ele alarak kapsamlı bir bakış açısı sunmaktadır. Yazarlar, uzun yıllar boyunca bilim dünyasında hâkim olan "ilkel ve başarısız insan türü" anlayışını sorgulamakta ve arkeolojik bulgular ışığında daha dengeli bir Neandertal portresi çizmektedir. Eserin en dikkat çekici yönü, insan evrimini doğrusal bir ilerleme süreci olarak görmemesidir. yazarlar, modern insanların evrim sahnesindeki tek aktör olmadığını, son 2 milyon yıl boyunca dünyada birçok insan türünün bir arada yaşadığını vurgular. Homo erectus, Denisovalılar, Homo Heidelbergensis ve Homo Floresiensis gibi türlere ilişkin bilgiler, insanlık tarihinin sanıldığından çok daha karmaşık olduğunu göstermektedir. Bu yaklaşım, benim insan evrimine dair geleneksel bakış açımı yeniden gözden geçirmemi sağladı. Özellikle Homo Heidelbergensis üzerinde durulması; Neandertallerin ve modern insanların ortak atası olarak kabul edilen bu türün incelenmesi, iki insan grubunun nasıl farklı evrimsel yollar izlediğini anlamaya yardımcı olmaktadır. Atapuerca, Schöningen ve Boxgrove gibi önemli arkeolojik alanlardan elde edilen veriler, insan evrimindeki teknolojik ve davranışsal gelişmelerin uzun bir geçmişe sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Kitabın en güçlü argümanlarından biri, Neandertallerin gelişmiş bilişsel yeteneklere sahip oldukları yönündedir. Levallois taş işleme tekniği, karmaşık avcılık stratejileri ve ileriye dönük planlama becerileri, Neandertallerin yalnızca çevrelerine tepki veren canlılar olmadığını göstermektedir.
NeandertalDimitra Papagianni · Trend Yayınevi · 2017444 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2022 208. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2022 05:32
Elif Gibi Sevmek 2: Aşk-ı Tevekkül, Hikmet Anıl Öztekin’in 2014’te (bazı baskılarda 2017) Yakamoz Yayınları / Hayy Kitap’tan çıkan eseridir. İlk kitabın (“Elif Gibi Sevmek”) devamı niteliğindedir ve tasavvufi aşk, ayrılık, sabır, tevekkül ve muhabbet temalarını derinleştirir. Yaklaşık 216 sayfalık kitap, şiir, düzyazı ve kısa hikâye/deneme parçalarından oluşur. Kitap, “Elif” karakteri üzerinden Elif harfinin dik duruşu gibi dosdoğru, koşulsuz sevmeyi işler. Ana fikir: Sevmek, kavuşmak değil demlenmektir. Birbirine kavuşanlar değil, muhabbetle demlenenler hakiki aşka ulaşır. Ayrılık bir perdedir; muhabbetle sevenler bu perdeyi aralayıp ilahi hakikate (O’na) ulaşabilir. Beşeri aşk ile ilahi aşk iç içe geçer. Çay metaforu çok baskındır: Demlenmek, sabır, yavaşlama, ruha sindirme. Özlem, rüyalar, dua, şükür ve tevekkül (Allah’a teslimiyet) vurgulanır. Sevmek dua etmek gibidir; dilek tutmak değil. Uzaktan sevmek aşkı imana dönüştürebilir. Şekilcilik eleştirilir; asıl olan suret değil sirettir (gönül). Kitap, ayrılık dünyasında (yağmurun buluttan, gündüzün geceden ayrılması gibi) sevgiliye sımsıkı sarılmayı, rüyada bile sevmeyi ve her şeyi O’nun rızası için yapmayı anlatır. Sonuçta muhabbet sonsuzdur, sırlanır ve Hakk’a çıkar. Üslup ve Yapı Öztekin’in akıcı, şiirsel ve samimi dili öne çıkar. Kısa cümleler, tekrarlar ve çarpıcı benzetmelerle dolu. Bazı okuyuculara göre bu tekrarlar “kalıplaşmış” gelebilir ve edebi derinlik azdır; diğerlerine göre ise kalp diliyle yazıldığı için etkileyicidir. Tasavvufi unsurlar (dua, sabır, rıza, Hak muhabbeti) modern bir üslupla harmanlanır. Çay, yağmur, gül kokusu gibi imgeler sıkça kullanılır. Kısaca: Kalp kitabı. Edebi şaheser aramıyorsanız ve duygusal/manevi beslenmeye ihtiyacınız varsa keyifle okursunuz. Bir oturuşta bitmesi
Elif Gibi Sevmek 2Hikmet Anıl Öztekin · Hayy Kitap · 20177,8bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Roman Gibi - Daniel Pennac
6/10
·148 syf.··
2026 16. kitabı
Kitaplar ve okumaya dair denemelerden oluşuyor. Aslında tam deneme denilemez çünkü yazar bazen deneme şeklinde yazarken bazen bir olay örgüsü anlatmıştı. Adapte olma konusunda biraz zorlayıcıydı. Kısa metinlerden oluşması okumayı hızlandırıyordu sadece. 4 bölümden oluşuyor. Kitap ilk bölüm de bir çocuğun okuma alışkanlığı edinememesi üzerine başlıyor. Ebebeyinden başlayıp okul ve öğretmene uzanan bir eleştiri metni sunuyor. Okuma alışkanlığı edindirmeye çalışırken nerede hata yaptığımızı yüzümüze yüzümüze vuruyor. İkinci bölümde neden okumalıyız sorusuna yanıtlar sunuyor. Üçüncü bölümde okumanın bir zorunluluk (ödev) gibi değil de bir istekten doğması gerektiğine yönelik metinler sunuyor. Ve dördüncü bölümde ise bir okuyucunun hangi haklara sahip olduğuna değiniyor. Bunlar; 1. Okumama hakkı 2. Sayfa atlama hakkı 3. Bir kitabı bitirmeme hakkı 4. Tekrar okuma hakkı 5. Canının istediğini okuma hakkı 6. Bovarizm hakkı 7. Canının istediği yerde okuma hakkı 8. Çöplenme hakkı 9. Yüksek sesle okuma hakkı 10. Susma hakkı Genel olarak bol alıntı yaptığım ancak anlatım dili olarak pek sevmediğim bir kitaptı. Ebebeyinler ve öğretmenler tercih edebilir.
Roman GibiDaniel Pennac · Metis Yayınları · 2021927 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 00:00
Çoook hoş bir kitaptı. Türü deneme ve yazarımız birçok şey hakkında yazmış düşüncelerini, anılarından da yararlanmış. Böyle samimi olduğunuz, güvendiğiniz birinden içinizi ısıtan şeyler dinliyormuşsunuz gibi. Çok güzel tespitleri vardı, olaylara farklı bakış açıları kazandırıyor. 2. Kitap da var inşallah onu da okuyacağım. Başlıklar çok kısa zaten çerez gibi gidiyor. Herkese tavsiye ederimm :)
İnceleme
Kırmadan İncitmedenTaha Kılınç · Aşina Yayınevi · 2017863 okunma
Bir umuttur yaşamak
Puan vermedi·165 syf.·
2026 8. kitabı
Kitaba da ismini veren ilk öykümüz emekli bir albayın bekleyişini ve umudunu konu alıyor. Bitmeyen bekleyiş denilince aklıma ilk Godot'yu Beklerken kitabı geliyor. İnsan devam edebilme gücünü kendinde bulabilmesi için bir umuda ihtiyaç duyuyor. Albay için bu umut, devletten gelecek bir emekli aylığı. Bir de ellerindeki horozun 2 ay sonraki dövüşlerde iyi para kazandırması beklentisi. Dile kolay 15 yıldır beklemedeler, bu cuma gelir eli kulağındadır diye düşünüyor emekli albay! Canını tehlikeye atmanın, onca yıllık hizmetin ve bir çocuğunu kaybetmenin ardından elde kalanın koca bir hiç olmasını gurura yedirmek zor. Sıra bize geldi gelecek beklentisi ile yaşamaya devam ediyorlar tabii buna yaşamak denirse. Çünkü bir lokma ekmeği zor buluyorlar. e-pub olarak okuduğum versiyon; "Albaya Mektup Yazan Kimse Yok" öyküsüne ek olarak aşağıdaki öyküleri de içerisinde barındırıyordu. -Salı uykusu -Günlerden bir gün -Bu kasabada hırsız yok -Balthazar'ın olağanüstü öğle sonrası -Monteil'in dul karısı -Yapma güller -Koca Ana'nın cenazesi Baskıcı yönetim, yoksulluk, ahlak, din, aile içi ilişkiler gibi konuları hikayelerin merkezinde görüyoruz. Tebessüm edilebilecek birkaç buruk kırıntı olsa da hikayelerin tamamı esasında acıklı bir yapıya sahip. Dolayısıyla alabildiğine gerçekçi ve bizden hikayeler diyebiliriz. Yazar, hayatın içinden basit gibi görünen ancak duygusal da bi ağırlığı olan durumları güzel aktarmış. Bazı öyküler biraz deneme tadında, net çıkarımlara ulaşmak zor. En azından benim için öyle oldu. Öykü okumayı da bu yüzden çok sevdiğimi söyleyemem. Her konunun tamama erdirilmesini bekleyemiyoruz. Hatta çoğu zaman ana konunun bile bir yere varması mümkün olmuyor. Bize aktarılan kadarla yetinmek durumundayız.
Hikaye-Öykü
Albaya Mektup Yazan Kimse YokGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 199010,3bin okunma
7/10
·544 syf.··
2026 21. kitabı
Sonunda ben de bu seriye başlamış bulunuyorum. Şöyle bir düşündüm de oldukça farklı bir kurguydu. Bazı kısımlarda sıkılsamda çoğunlukla zevk alarak okudum. Açıkçası uzun zamandır Türk bir yazardan fantastik bir kurgu deneme arayışındaydım. Daha önce HGOİ serisini duymuştum ama muhtemelen okuma geçmişim ve yaşım nedeniyle bana pek zevk vermemişti, fazla ergence gelmişti o seri. O yüzden de vazgeçmiştim bu tarz denemelerden. Ama birkaç paylaşım görmemle Medusa'nın Ölü Kumları'na olan merakım resmen bir anda hortladı. Öncelikle Maral oldukça başarılı ve yaratıcı bir evren kurmuş. 4 kız ve hepsinin farklı ırka mensup olması oldukça başarılı. Kurguyu, evreni ve karakterleri genişletmiş oluyor böylece.. Sadece ana kurguya, olaya geçişimiz çok geç oldu bence.. İlk kısımların biraz edisyona ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Muhtemelen geniş bir evren kurma düşüncesi ve her şeyi ayrıntılı göstererek sağlam temellere otursun amacıyla böyle yapmıştı ama günümüz ve dünyamızda geçen kısımlar oldukça sıkıcıydı. Allah'tan kitap bırakma huyum yoktur da direndim resmen.. Ancak her şey Araf'a geçişleriyle değişti. Ortam tasvirleri o kadar iyiydi ki her gittikleri yer; orman, Akademi vs. hepsi gözümde canlandı. O anlamda anlatımı çok beğendim. Beni kitaba karşı en çok irrite eden şey karakterlerin belli özelliklerinin aşırı uçlarda oluşuydu. Elzem sürekli ben şöyleyim, şöyle yaparım, yok düşmem bık bık bık kibri kaf dağındaydı. Itır desen o kadar gıcık, o kadar saçma sapan hareketleri vardı ki tahammül etmekte güçlük çektim. Doğa desen Allahımm bu kızın korkaklığı, Elzem'in eteğinden ayrılmıyor oluşu, Mara'ya gelirsek o bilmiş halleri falan tam dayaklıktı. Okudukça evett, bir şeyler yerine oturuyor, bu hareketlerinin ırklarının belirgin özelliklerinden geldiğini falan fark ediyoruz ama
Medusa'nın Ölü Kumları 1Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 02,042 okunma