Puan vermedi
Dorian Gray'in PortresiDorian Gray'in Portresi Oscar WildeOscar Wilde Kitabı okurken kendime şu can alıcı soruyu sormadan edemedim: Kusurlar cidden kötü müdür? Hayatta yaşadıkça, her köşe başında mutlak güzelliği ve kusursuz yakışıklılığı gördükçe, içsel bir yanılgıya düşüyoruz: Kusursuz olanın her zaman hayranlık uyandıracağını sanıyoruz. Oysa Dorian’ın hikayesi bana bunun tam tersini fısıldadı. Dorian, dışarıdan bakıldığında tek bir lekesi bile olmayan, adeta mermerden yontulmuş bir heykel gibi kusursuzdur; fakat bu kusursuzluk ona gerçek bir sevgi ya da kalıcı bir hayranlık getirmez, sadece buz gibi bir şehvet ve haset uyandırır. Lord Henry’nin romanda güzelliğe dair kurduğu şu tehlikeli cümle, aslında modern dünyanın da en büyük yalanıdır: "Güzellik, dehanın bir biçimidir; hatta dehadan da üstündür, çünkü açıklanmaya ihtiyacı yoktur." Ben bu satırları okurken, Wilde'ın aslında tam tersini anlatmak istediğini fark ettim. Güzellik açıklanmaya ihtiyaç duymaz belki ama tek başına derinleşmeye de izin vermez. İnsanlar Dorian’a hayran kalıyordu, evet, ama hayran kaldıkları şey bir insan değil, plastik bir "nesneydi". Kusursuzluk, Dorian’ı insan olmaktan çıkarıp bir vitrin mankenine dönüştürmüştü.İşte bu noktada kusurların gerçek değerini anladım: "Kusurlar, bizi insan yapan yegane şeydir." Yaşanmışlıklar, yüzümüzdeki çizgiler, gözlerimizin kenarındaki kırışıklıklar veya ruhumuzdaki yaralar, bizim bu hayatta gerçekten "var olduğumuzun", savaştığımızın, sevdiğimizin ve acı çektiğimizin kanıtıdır. Kusursuz olan bir şeyde yaşanmışlık yoktur. Dorian, portreye her baktığında kendi kusurlarından, yani insanlığından kaçıyordu. O kusurlarını tuvale hapsettikçe, etrafındaki insanlar ona hayran olmaya devam etti ama o hayranlık Dorian’ın içindeki devasa boşluğu hiç dolduramadı. Çünkü insan, kusursuz bir robota hayran olabilir ama
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201898,9bin okunma
10/10
·346 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
Sinan Canan “DEĞİŞEN BE(Y)NİM Bugün yine muhteşem bir eserle geldimmmm Sinan hoca yine döktürmüş diyerek başlayayım. Anne karnında başlayan beyin gelişim süreci bebeklik,çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik sürecinde de devam ediyo bunu hepimiz biliyoruz zaten ama bilimsel olarak aşama aşama beyin nasıl gelişiyor bunu anlatıyor.Dahası hayal edebileceğiniz en iyi bilgisayardan bile daha muhteşem bir işletim sistemine sahip olduğumuzu kanıtlar nitelikte bir eser. Çevresel faktörlerin beyin gelişiminde ne kadar etkili olduğunu bir kez daha görmüş oldum ve güzel anneciğime binlerce kez dua ettim bu eseri okudukça çünkü beyin gelişiminde en önemli faktörlerden biri annenizin bebeklik döneminde sizinle konuşması öğrenmeye açık hale getirmesi desteklemesi.. Bilimsel çalışmalarla beyninizin hacminin büyümesi de ispatlanıyo.Okudukça hayran kaldım yaratılışımıza işleyen sisteme muazzam nöronlarıma sinapslarıma eminim sizler de bu hissi yaşayacaksınız. Beyin hücreleri ölünce yerine yenisi gelmez diye ortalıkla dolaşan yanlış öğrenilmiş bir bilgi var mesela sadece bir müzik aleti çalmayı öğrendiğinizde dahi beyinde yeni sayamayacağınız kadar hücre oluşumu gerçekleşiyor.Yazar çok sayıda deneye ve ilginç gözlemlere yer vermiş.Çok uzatmayayım beyin meraklılarına duyurulur en kısa sürede okuyunuz ve en çok da benliğiniz için okuyunuz yeni güzel bıcır bıcır hücrelerin beyninizde var olması için okuyunuzKeyifli okumalar diliyorum Eserle tanışmama vesile olan @kitap__koleksiyoneri arkadaşıma da ayrıca teşekkür ediyorum
1000Kitap
Değişen BeynimSinan Canan · Tuti Kitap · 20152,107 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·248 syf.··
2026 26. kitabı
Tutku dolu bir eski mısır bilgini evinde saldırıya uğrayınca, kızı Margaret genç avukat Ross’u çağırır. Ross sevdiği kadının yardımına koşarak giderken aslında büyük bir gizemin içine sürüklendiğinden haberi yoktur. Ev tıpkı bir müze gibi mumyalarla eski eşyalarla biblolarla doludur. Başlarda ne olduğunu anlayamazlar, çünkü adamın başında nöbet tutarken tekrardan saldırıya uğruyordur. Bir an geliyordur ve hepsi uyuşturuulmuş gibi bir uykuya dalıyordur. Bunu evdeki mumya yapımında kullanılan malzemelerin kokusunda verseler de daha sonrasında neden böyle bir şey olduğu açıklığa kavuşunca olay daha çok fantastik bir olay evrilir. Ortada bundan yıllar önce bulunan bir mezar, bir kraliçe mezarı vardır ve o Gizemyn üzerinde bulunan yedi köseli bir taş yer alıyordur. Baba kendine geldiğinde bu olayı hep beraber çözmek için tekrardan Mısır’a doğru yola alırlar ve büyük bir deneye hazırlanırlar. Okurken sizi sürükleyen, başta sizi poliseiymiş gibi gelen ama sonrasından mitolojik bir hikaye olarak ortaya çıkan bir eser. Üstelik astral beden hikayesi, fantastik olaylar onların yalnız olmadığını bundan seneler önce ölmüş kraliçenin onlarla işbirliği yaptığını öğrendiklerinde hiç de korkmadan yola devam ederler. İşte bu maceracı ruhu çok sevdim. Drakula ile anılan bu yazar bence bu kitabıyla bambaşka bir boyuta geçmiş. Neden bu kitap bu kadar popüler olmamış bilmiyorum ama kesinlikle alınıp okuması gereken Mısır mitolojisi  ile alakalı çok güzel şeylerin içinde yer aldığı harika bir deneyimdi benim için.
Yedi Yıldız TaşıBram Stoker · Kafka Kitap Yayınları · 2022248 okunma
10/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 14:43
Kitapta,IQ seviyesi düşük bireylerin zekâlarını artırmaya yönelik deneyler yapılmaktadır. Bu çalışmalar sırasında ilk olumlu sonuçlar Algernon adlı fare üzerinde elde edilir. Bilim insanları, yöntemin insanlar üzerinde de denenebilmesi için bir gönüllü ararken Charlie’nin bu deney için uygun olduğunu fark eder. Kaybedecek bir şeyi olmayan Charlie, diğer insanlar gibi “normal” bir hayat sürdürebilme umuduyla deneye katılmayı kabul eder. Süreç ilerledikçe Charlie, çevresindeki insanların ona geçmişte nasıl davrandığını yeniden hatırlamaya başlar. Ameliyat sonrasında artan zekâ seviyesi, onun çocukluğunda yaşadığı zorlukları, annesinin onu sırf farklı olduğu için toplumdan uzak tutuşunu ve kabullenmeyerek dışlamasını daha net görmesine neden olur. Charlie, olmak istediği kişi ile geçmişteki hâli arasında gidip gelmekte; değişimin doğruluğunu ve bedelini sorgulamaktadır. Eskiden zihinsel engeli sebebiyle toplumdan uzaklaştırılan Charlie, artık dâhi seviyesinde bir zekâya sahip olmasına rağmen yine insanların onu anlamadığını ve dışlamaya devam ettiğini fark eder. Kitap, hem duygusal derinliği hem de insanın kendini sorgulamasına yol açan yapısıyla; farklı olan bireylerin hayatta yaşadığı zorlukları güçlü bir şekilde hissettiren, sürükleyici ve okunmayı hak eden bir eserdir.
1000Kitap
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma
Puan vermedi·373 syf.··
2026 10. kitabı
Jack Daimon, ölümcül bir hastalığa yakalanan sevdiği kadını kurtarabilmek için North Brother Adası’nda yürütülen gizli bir deneye gönüllü oluyor. Fakat adaya vardığı andan itibaren bunun sadece bir tedavi umudu olmadığını, sınırları giderek silinen çok daha karanlık bir sürecin içine girdiğini hissediyorsun. Geçmişi, ailesinden taşıdığı yükler ve yapılan deneylerin acımasızlığı Jack’i yavaş yavaş kendi zihninin en dip noktalarıyla yüzleşmeye zorluyor. Hikâye ilerledikçe mesele yalnızca hayatta kalmak değil, kim olduğunu ve neye dönüşebileceğini anlamaya dönüşüyor. Adanın kapalı ve boğucu atmosferi de bu içsel çözülmeyi daha da ağır hissettiriyor. Kitapta en sarsıcı gelen şey ise insan deneylerinin soğukluğu ve bunun ne kadar kolay “umut” ya da “bilim” adı altında meşrulaştırılabildiği oldu. İnsan bedeninin ve zihninin bir sonuca ulaşmak uğruna araç gibi görülmesi gerçekten ürkütücüydü. Okurken bazı sahnelerde içim daraldı, bazı yerlerde ise karakterlere kızmak yerine çaresizliklerini anlamaya çalıştığımı fark ettim. İyiyle kötünün bu kadar iç içe geçmesi hikâyeyi daha da ağırlaştırıyor. Büyük sürprizlerden çok, yavaş yavaş çöken bir ruh hali var ve bu etki finalden sonra bile devam ediyor. Bittiğinde geriye heyecandan çok düşünce ve huzursuzluk kalıyor. Rahat bir okuma değil ama insana dokunan, sarsan ve uzun süre akıldan çıkmayan bir hikâye olduğunu söyleyebilirim.
Jack DaimonBurak Ünal · Mythos Kitap · 20257 okunma
《 S U Ç V E C E Z A 》
9/10
·704 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 20:23
Suç somut mudur, soyut mudur? Peki ya ceza? Dostoyevski'nin 1866 yılında yayımlanan romanı Suç ve Ceza, adından da anlaşılacağı üzere bir cinayet üzerine suç ve ceza psikolojisini anlatır. Roman, suç üzerinden cezanın türlerine değinir. Cezanın her zaman somut olmadığını, vicdan ve ahlak gibi değerlerin ağır bir mahkeme olduğunu terennüm eder. Bu hikâye kimi zaman karakterlerle, kimi zaman diyaloglarla aktarılırken büyük ölçüde baş karakterimiz Raskolnikov'un iç dünyasında yaşanan hengamelerle anlatılır. Yazar, Raskolnikov karakterini suç ve ceza temelinden ele alırken aynı zamanda toplumsal eşitsizliklere karşı duran, dürüst, düşünen, aydın bir genç olarak tanıtır. Kitabın çerçevesini bir suçun psikolojik öyküsüyle, onun ahlaki sonuçları oluşturur. Raskolnikov'un kötü birisini katletmesi sadece bir cinayet değil, aynı zamanda toplumsal eşitsizliklere, ahlaki çöküşe ve adaletsizliğe bir başkaldırıdır.Aslında Raskolnikov, Napolyon gibi kahramanları örnek alarak bu suçla birlikte bireysel bir sosyolojik deneye girişir. Ezilenleri, fakirleri ve haksızlığa uğrayanları kurtarmak gibi büyük bir amaca hizmet ettiğini düşünerek ahlakı, yasayı ve adaleti çiğner. İşlediği suçtan sonra bir zebani gibi karşısına dikilen suçluluk duygusu, onu her gün kendi vicdan mahkemesinde yargılar. Adalet yasalarının beynine sürekli hücum ettiği bu mahkeme, Raskolnikov'u darmadağın eder. Onu yaralayan yakalanma korkusu değildir, bu suçla birlikte hissettiği insanlıktan kopuş duygusudur. Raskolnikov'un sürüklendiği bu ruhsal arbededeki bir diğer merakı, "Ben bir bit miyim yoksa insan mıyım?" sorusudur. Yazar, karakterin inançsızlığını vurgulayarak inancın sağlam bir dayanak noktası olduğunu belirtiyor. Eşref-i mahlukat olarak kendi değerini bilen bir insan, bundan şüphe duymadığı gibi
Dünya Klasikleri
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194bin okunma