Önümde gün ve ardımda gece, Üzerimde gökyüzü ve altımda dalgalar, Güzel bir rüya, o kaybolurken.
Alıntı
Hayatın hırpaladığı kişilerin geliştirdiği beceri ve onların her seferinde yeni bir denge bulma yetenekleri.. Bunlar ip cambazları değildir ama görmüş geçirmişlerdir diyecek miyiz bir gün?
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hele Erivan Radyosu' nun Kürtçe yayını başladığında, Silvan' da hayat dururdu, Saati geldiğinde, mandallar heyecanla çevrilir; cızırtılar arasından O efsunlu cümle duyulurdu: "Evder Denge Erivane ye!" (Burası Erivan'nın Sesidir!) Bu kısacık anons, yasakların altında nefes almaya çalışan bir halkın gögüs kafesinde bir özgürlük muştusu gibi titrerdi. Ardından kavalın piri Egidế Cimo'nun bilûru baslardı. O ses ki insanı Albat Dağları'nın doruklarından alır, Mezopotamya'nın derin vadilerine, oradan sevdalı yüreklerin en kuytusuna bırakırdı. Sunucunun Şakiro'yu anons etmesiyle "Klamların Şahı" devreye girer, Şeroyê Biro'dan Aram Tigran a, Ayse Şan'dan Mihemedê Şexo'ya kadar tüm dengbêjler, dört parçanın acısını sevdasını aynı halayda birleştirirdi.
Sayfa 53
Biz iki kişiyiz. Kayra ve Kinyas. Yan yana duruyoruz. Soldan başlarsan Kayra, sağdan başlarsan ben ilk olanım. Biz iki kişiyiz dünyada. Sıraya girmiş olsak bile zamanında, satmışız yerlerimizi birkaç şişe votkaya. Yan yana duruyoruz. Zihinlerimiz yatmış. Ne ilk var. Ne de son! Ne denge var, ne de bir ajanda!
Sayfa 162
ANAHTAR "Devlet kapısına bir anahtar uydur yeter." sözü ne zaman ortaya çıktysa biz o zaman "alınteri" ni unuttuk. Sadece alınterini mi? Kanaati, sabrı, şükrü de unuttuk. Açıkçası başka bir ahlâkı benim-sedik. Hatta itikadımız zedelendi bile denebilir. Nasıl zedelenmesin? Devlet kapısına yazılanlar sabahtan akşama üç beş evrak ile uğra-şıyor, sırt üstü yatıyor, tıkır tıkır maaşlarını alıyordu. (Böyle bir batil inanç vardı.) Bu anlayış sonraları daha beter bir hâl aldı. Adam işini tarif ederken şöyle diyor: "Arkadaş öyle bir iş buldum ki sorma. Sabahtan akşama yatıyorum, parmağımı kıpırdatmıyorum, maaşımı alıyo-rum." Ötekilerin ağzını sulandıran "ideal ig" tarifi buraya geldi. Devletler devleti soyarken ötekilerin eli armut toplayacak değil ya, onlar da havadan para kazanmanın yolunu buldular ve bir "çete" kurdular. Her sokaktan bir çete fışkırmasının bir sebebi de budur. Eskiden, diyelim elli yıl önce, Anadolu'nun pek çok kentinde, evlerin avlusunda "tandır evi" vardı ve ekmek tandırda pişerdi. Biz çocuklar tandır ekmeğinin kalın ve kuru olan kenarları yemez, ortadaki yumuşak kısma saldırırdık. ŞU BIZİM MAHALLE İnsanlar "mahalle hayatını" özlemle hatırlıyor; bazıları "ah nerede o huzurlu-şen günler!" diye iç geçırıyor. Bu yüzden tv yapımcıları "Şöyle sıcak bir mahalle dizisi çeksek de krizi aşsak." diye düşünüyor. Perihan Abla'dan bu yana hep böyle. Şu anda oynayan dizilere bakıyorum çoğu bahçeli-ahşap bir evde geçıyor. Kim özlemez asma çardağı altında komşuların birlikte dolma sarmasını. Kim aramaz mahallenin delisini, delikanlısını, hocasını, muhtarını, arkadaşını, kahvesini, bakkalını, berberini, komşusunu, okulunu, maçlarını ve bu maçlardan sonra içilen gazozları. Bu mahalle bize Osmanlı mirasıdır (Ama redd-i miras ederek kriz-entelektüel yaşantısını mahalle
Sayfa 23·Kitabı okudu
Denge hayatın parolasıdır ve her zaman var olmalıdır. Ertelenmemeli veya bir başarıya bağlanmamalıdır.
Sayfa 46·Kitabı okuyor