Peyami Safa’nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu eseri, yalnızca bir hastalık hikâyesi değil, aynı zamanda bir ruhun kendi varlığını sorgulama ve yeniden inşa etme çabasıdır. Safa’nın kişiliği, yaşadığı
Dönüşüm, okurken beni hem şaşırtan hem de rahatsız eden kitaplardan biri oldu. Daha ilk sayfalarda Gregor Samsa'nın bir sabah uyandığında kendini dev bir böceğe dönüşmüş halde bulması oldukça
A. M. Celal Şengör’ün Senin Cahilliğin Benim Yaşamımı Etkiliyor adlı eseri, yalnızca bir söyleşi kitabı değil; bilginin hayatımızdaki yerini sorgulatan, cehaletin bireysel bir eksiklikten öte
“Herkes Tanrı’nın kendisini seçtiğine inanıyor; Hristiyanlar, Müslümanlar…” seçilmiş din. Sizce de böyle bir şey var mı? Kutsal metinlerin arasına sıkıştırılmış ırkların kendini üstün görmesini
Oktay Sinanoğlu’nun Bye Bye Türkçe kitabı, benim için yalnızca bir dil savunusu değil, aynı zamanda bir kimlik ve adalet çağrısıdır. Kitabı okurken, Türkçenin yavaş yavaş yabancı kelimelerle