Derin bir aşkla sevilmek insana güç verir. Derin bir aşkla sevmek ise cesaret. - Lao-Çe
Sayfa 98·Kitabı okudu
Aşk
Tüm bu dalgalı havanın içinde serbest bırakabileceğim bir şey buldum. Bu, içimde saklanan küçük, sıkışık bir gölge; bana her yerde sihir görmekle aptallık ettiğimi, kendimi utandır­ dığımı söylüyor. Ama Brocken Hayaletleri bana kör rasyo­ nalite ile onu daha büyük bir anlama yükseltebilecek sarmal yorumlar arasındaki ufukta nasıl yürüyeceğimi gösteriyor. El­bette bu gölgeleri büyülemek zorunda değiliz. Onları sade­ ce açıklanmış olarak bırakmayı seçebiliriz. Ama şimdi bana öyle geliyor ki biz insanlar daha fazlası için kapasiteye sahi­ biz: Başka bir deneyim katmanı için, ekstra bir anlayış derin­ liği için. Buna neden ulaşamayacağımızı artık anlamıyorum.
Sayfa 146 - Antre kıtap 2023
Anı-Mektup-Günlük-Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Gururla Bakıyorum Dünyaya Orhan Kotan
çünkü isyan bıçağıdır böğrüme saplanan sancı çünkü harcımı öfkeyle, imanla karıyorum ve kederin ve solgun yüzlü işçilerin üzerine dağbaşlarının hırçınlığı savruluyor benden. çünkü beni ateşiyle dimdik tutan kin çünkü benim gözbebeklerimde tutuşan şafak miting afişleri cesur pankartlar ve binlerce militan derin denizlerin aydınlığı zorlu sabahlar gökyüzü ve lâle sıkılmış bir yumruk gibi giriyoruz hayata. çünkü ben sevdiğim kızı yaşamak gibi halkım gibi sevdiğim kızı /ki şiirini yazamayan ve türküsünü söyleyemeyen halkım gibi binlerce ve binlerce kurşunlanan halkım gibi zincirlere vurulan savaşlara yollanan vergilere bağlanan halkım gibi felç ofmuş yalnızlıklara bırakarak büyük acıların ve gözyaşının içine bırakarak şiirlerimin bir bıçak gibi ışıldadığı devrim türkülerini ve başkaldırmayı öğreten dudaklarını bir kere olsun öpemeden bir kere olsun tutamadan kaygısızca
Devrim ve Şiir
Yaratılış Destanı
Yaratılış destanı dünyanın nasıl yaratıldığını, insan ırklarının nasıl meydana geldiğini ve şeytanın nasıl bir kötülük unsuru olduğunu, Türklerin düşüncesine göre izah etmektedir. Destan şöyledir: Daha hiçbir şey yokken "Tanrı Kara Han"la "su" vardı. Kara Han'dan başka gören, sudan başka görünen yoktu. Kara Han yalnızlıktan sıkılıp ne yapayım diye düşünür-ken su dalgalandı. "Ak Ana" çıktı. Kara Han'a "Yarat" deyip yine suya daldı. Bunun üzerine Kara Han "Kişi"yi yarattı. Kara Han'la Kişi ebedî suyun üstünde iki kara kaz gibi uçuyorlardı. Fakat kişi halinden memnun değil. Kara Han'dan daha yüksekte uçmak istiyordu. Onun bu dileğini sezen Kara Han Kişi'den uçmak kabiliyetini aldı. Kişi sonsuz suya yuvarlandı. Boğuluyordu. Yaptığı-na pişman olarak Tanrı Kara Han'dan bağışlanmasını diledi. Tanrı Kara Han kişiye sudan yükselmesini buyur-du. Denizden bir yıldız yükseltti. Kişi bunun üstüne otu-rarak batmaktan kurtulacakti. Kişi artık uçamayacağı için Tanrı Kara Han dünyayı yaratmak istedi. Suyun dibine dalarak toprak çıkarmasını Kişi'ye buyurdu. Kötü düşün-ceden hâlâ vazgeçmiyen Kişi denizin dibinden toprak çıkarırken kendisi için de gizli bir dünya yaratmak istedi-ğinden ağzına biraz toprak sakladı. Kişi avucundaki top-rağı su yüzüne serpince Tanrı Kara Han toprağa "Büyü!" diye buyruk verdi. Bu büyüyen toprak dünya oldu. Fakat aynı zamanda Kişi'nin ağzındaki toprak da büyümeğe başlayıp onu boğacak hâle geldi. Tanrı Kara Han "Tü-kür!" diye buyruk vermeseydi boğulup gidecekti. Kara Hanın yarattığı dünya dümdüzdü. Kişi tükürün-ce ağzından çıkan topraklar bu dümdüz dünyaya fırla-yarak üzerinde bataklık tepeler meydana getirdi. Buna kı-zan Tanrı Kara Han bu itaatsiz Kişi'ye "Erlig" (=Şeytan) adını verdi ve onu kendi ışık âleminden kovdu. Bundan sonra yerden dokuz dallı bir
Sayfa 31 - 33·Kitabı okudu
Derin bir aşkla sevilmek insana güç verir. Derin bir aşkla sevmek ise cesaret. - Lao-Çe
DÖRT SOYLU GERÇEK
Dört soylu gerçek, Budist öğretinin temel anlayışını oluşturur: Birinci soylu gerçek (Dukkha); yaşamda ıstırap vardır "Doğum dukkhadır, yaşlanmak dukkhadır, ölüm dukkha- dır, üzüntü, feryat, acı, çaresizlik dukkhadır, hoşlanılma yana/ sevilmeyene yakın olmak dukkhadır, hoşlanılana/ sevilene uzak olmak dukkhadır, istediğini alamamak dukkhadır . " Buda Yaşam acılarla doludur. Bu ilk soylu gerçek Dukklıa keli- mesiyle tanımlanır, aslında kelime anlamı acıdan daha farklıdır. Buda'ya göre insanların yaşamiarına bütünsel bir gözle bakıldığında, sürekli bir kaygı halini görmek mümkündür, Dukkha'yla bu kaygı, tatminsizlik hali kastedilir. İnsanın kendisine yönelik duyduğu kuvvetli arzular kay- gıya yol açar. Bu arzular yerine getirilse, tüm istekler gerçek- leşse bile bunlar ebediyen elde tutulamayacakhr. Sadece bek- lenti hali değil, onları kaybetme olasılığı da bir kaygı vesilesi- dir. İstekierin elde edilernemesi de aynı şeki ld e bir kaygı 70 BUDA'NIN ÖGRETiSi durumu yaratır. Bu sefer de, doyumsuzluk nedeniyle ya da engelleyici arzular nedeniyle acı çekilir. Diğer bir deyişle, in- sanın doğasında olan çok temel kaygı hali tüm deneyimlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Buda, bu problemin çözümünün, istekleri, tutkuları ger- çekleştirmek üzere dünyayı değiştirmeye çalışmakta yatma- dığını söyler. Çözüm, dış dünyayı buna zorlamak değil de, insanın kendinde bir içsel dönüşüm sağlamasındadır. Buradaki gerçek; dünyanın durumunun çözümün değil de
1000Kitap