" ..
Artık tüm hayatınız boyunca oynadığınız o rolün aslında boş olduğunu çünkü hiç kimsenin sizi algılanmak istediğiniz biçimde algılamadığını fark ediyorsunuz.
..
İnsanlar kendi dünyalarında, kendi filmlerinde, kendi hikayelerini yaşarlar.
O hikaye onlara göre gerçektir. Ancak görece gerçektir. Çünkü size göre gerçek o değildir. Sizinle ilgili tüm görüşlerin sizin değil, onların filmindeki karaktere dair olduğunu görebilirsiniz.
Sizin adınıza yargıladıkları, kendi yaratmış oldukları bir karakterdir.
..."
İşte bu nedenle hiçbir şeyi kişisel algılamayın. Edilen hakaret de güzel söz de karşı tarafın mutluluğuna hüznüne bağlıdır. Kendi filmindeki olaylar sonucu sizi algılayış şekline bağlıdır. Siz siz olduğunuz için değil o sizi öyle algıladığı içindir her şey.
Kimse sizi, gerçekten siz olan sizi, sizin filminizi, arka planda neler yaşadığınızı, bu günlere nasıl geldiğinizi bilmez. Anlatsanız dahi kendi algılayış şekli ile farklı yorumlar. Tıpkı sizin de karşınızdakinin filmini, algılayış biçimini bilmediğiniz gibi.
İşte bu yüzden; anlaşma iki: kişisel algılamayın.
ACI AMA GERÇEK!
Buna hazırlıklı olun. Öyle alayım lıkır lıkır aksın elimde dediğimiz bir kitap değil kendisi. Durup nefes almaya sızlayan yüreğini sakinleştirmeye sıkışan göğsünü dinlendirmeye sıkılan ruhunu gezdirmeye ihtiyaç duyuyor insan. Öyle akıp gitmedi elimden. Durduk dinlendik tekrar döndük tekrar nefeslendik. Ay bu ne böyle deyip bırakmadık tabii ki 'ay ne olacak şimdi'lerle döndük hep yeniden kitaba.
Harika bir anlatımla bunca acıya zor dayanabildim. Okuması bir o kadar kolay -akıcı dili, kolay anlatımı- bir o kadar da zordu -anlattığı olayların ağırlığından kaynaklı-.
Bu kadar acıyı bu kadar doğal bu kadar sanki masal anlatıyormuşcasına yazmak da kalemi öpülesi cinsten bir başarı.
Çok başarılı bir kitap.
Şahbaz'ın Harikulâde Yılı 1979Mine Söğüt