İçimde öyle bir sır var ki, dile getiremiyorum,
Gözlerim anlatıyor da, dilimle söyleyemiyorum.
Sustuğumda kalbim bir volkan gibi kaynar,
Konuşsam, sevgilinin adını ele vermekten korkarım.
Bu öyle bir dert ki, ilacı yine derdin kendisinde.
Ataraksiya hâlâ Nesta’nın elindeydi. Diğerinde Arp vardı.
Kız kardeşinin gözleri ona kaydı. Nesta yutkundu, Feyre’nin bakışlarını üzerinde tuttu. Kız kardeşinin yüzündeki sessiz kelimeleri okuyabilmesi için dua etti. Sana Amren’in dairesinde söylediklerim için özür dilerim. Gerçekten çok üzgünüm.
Feyre’nin gözleri yumuşadı. Sonra Feyre’nin aklına girip Dert etme demesi Nesta’yı şaşırttı.
Nesta, şaşkınlığını silkeleyerek kendini toparladı. Kız kardeşinin şey olduğunu unutmuştu... Ne denir? Daemati. Rhys’in yapabildiği gibi zihin konuşması yapabiliyordu. Nesta, kalbi küt küt atarken Öfkeyle konuştum ve özür dilerim dedi.
Seni affediyorum.
İnsan bir geçmişi, bir de duyduklarını sırtında taşır. İkisi de anlatılmadan sırttan inmez. Onun için yaşlılar yüklerini indirmek için hep geçmişlerini anlatır. Acı paylaşılmadan küçülmez, dert anlatılmadan kalpten gitmez.
anlatmadım
anlatsaydım belki rahatlayacaktım
kalmayacaktı gizlimde beni bağırtan bu dert
demeyecektim muhtemelen kendime durup durup
ben bu yerin yerlisi değilim diye