Puan vermedi·200 syf.·
2026 527. kitabı
Ahraz uzun zamandır okuma listemde olan ancak yeni okumaya fırsat bulabildiğim bir eserdi. Genel itibariyle de kitabı beğendiğimi en başından belirteyim. Toplum tarafından dışlanan, ötekileştirilen, lanetli olduğu düşünülen ve kağıt toplayarak hayatta kalmaya çalışan bir anne ve onun oğlunun hikayesi. Küçük kasabalarda, köylerde yaşayanlar daha iyi bilirler; toplum içerisinde bir kaç kişinin suçlayıcı parmağı herhangi birini gösterdiğinde o kişi tüm toplum tarafından da yaptığı herşeyle göze batar, suçlanır her zaman günah keçisi ilan edilir. Kimseye zararı olmayan, daha önce de belirttiğim gibi sadece kağıt toplayarak hayatta kalmaya çalışan bir anne ve oğlu da yaşadıkları toplum içerisinde, tüm toplumun başına gelen felaketlerde suçlu gösterilmiş, dışlanmış hatta öldürülmeye bile kalkışılmıştır. Halbuki kitabımıza ismini veren ahrazımız küçük İsrafil, işitememesini, konuşamamasını kendine hiç dert edinmemiş, yüreğiyle duyan ve konuşan tertemiz, yardımsever, kötülük nedir bilmeyen melek gibi bir çocuktur. İsrafil'in küçük bir kasabada yaşadıklarının anlatıldığı bu hikaye bir çok okuru hüzünlendirecek, yer yer hayata tutunuşu bizlere ilham olacak, kendisine yapılan kötülüklere karşı duruşuyla da bizlere örnek olacak niteliktedir. Ben Ahraz'ı çok sevdim, umarım sizler de okur ve seversiniz.
İnceleme
AhrazDeniz Gezgin · Can Yayınları · 20195,7bin okunma
Watership Tepesi – Richard Adams Kitap Yorumu
Puan vermedi·436 syf.··
2026 1. kitabı
Bu kitapla tanışmam tamamen tesadüflere dayalı bir şey oldu. Bir gün ilk kitabını kırkından sonra çıkaran yazarlar hakkında bir araştırma yapıyordum (şu an neden öyle bir araştırma yaptığımı dahi hatırlamıyorum..) ve karşıma çıkan kitaplardan biri de Richard Adams’ın Watership Tepesi oldu. Kitap hakkında okuduğum birkaç küçük tanıtım yazısından sonra meraklanıp, (ki bence bu merak ve heyecan, bir kitaba başlamak için en önemli tetikleyici ve motive edici bir unsur) hevesle satın alıp ve dün itibari ile de bitirdim. Watership Tepesi’nin bende bıraktığı izlenime gelecek olursak, bilgilerim taze iken sıcağı sıcağına anlatmak istedim. Kendi sözlüğünü yaratan kitap Kitabı okumak ilk etapta nedense çok zor geldi. Sürekli notlar alıyor ve hikayeyi bir bütün olarak zihnimde toparlamaya çalışıyordum. Sebebi ise her tavşanın ayrı bir isminin olması, geçen mekanlar ve daha da önemlisi tanrının, kötülüğün, yırtıcıların, doğa ananın her şeyin tavşan diliyle (bkz. Lapin dili) bir karşılığı olmasıydı. Mesela sıradan bir kitapta “tanrı korusun” deniyor ama Watership Tepesi’nde tavşan diliyle bu “Frith korusun” olarak karşılık buluyordu. İşin komik yanı ve ne yazık ki üç yüz sayfa sonra fark edip kendime gülmeme sebep olan durum ise; tüm bu karşılıkların kitap arkasında zaten var olduğuydu. Notları boşuna almış olmadım ama en başta görseydim, en azından okurken neydi bu diye son sayfaya hızlıca göz atardım. Sadece bir tavşan hikayesi mi? Kitap gerçekten muazzam bir emekle hazırlanmış. Yazar sadece yüzeysel bir hikaye değil, aynı zamanda insan doğasına yakın duyguların başka bir dünyada nasıl yankı bulabileceğini titizlikle anlatmış. Bunun yanı sıra tavşanların doğasıyla ilgili de oldukça derin araştırmalar yapmış. (Kitabın önsözünde de special thanks olarak kaynaklarına
Edebiyat
Watership TepesiRichard Adams · Arkabahçe Yayıncılık · 2009232 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Ne yazsa okurum" dediğim yazarın son kitabını okuyamadım
Puan vermedi·%40 (120/296 syf.)·
Evet, tam elli gündür elimde sürünen Neyi Bilebiliriz? romanını yarım bırakmaya karar verdim. Kitap, 2119 yılında geçiyor. İklim krizleri ve nükleer felaketlerle tamamen değişmiş bir dünyada, bir akademisyen 1990-2030 yılları edebiyatına ilgi duymaktadır. Tom Metcalfe isimli bu akademisyen, 2014 yılında yazılan ve dünyada tek bir nüshası kaldığı düşünülen gizemli bir şiirin peşine düşer. Kitabı bir türlü ilerletemeyişim içime dert olduğundan sebeplerinden bahsetmek istiyorum. Aslında bilimkurgu okumayı çok seviyorum. Fakat bu kitapta hem 2119 yılının distopik dünyasını hayal etmek hem de 2014 yılında hiç yaşamamış bir şairin, hiç var olmamış bir şiirinin peşinden koşmak zihnimi inanılmaz yordu. Muhtemelen bu benim zihnimin çalışma prensibiyle, kurguyu algılama biçimimle ilgili bir durum. Gerçeğe bu kadar benzeyen ama aslında tamamen kurmaca olan bu katmanlar arasında gidip gelmek beni çok yıprattı. Üstelik kitabın ritmi de çok dengesizdi; bazı bölümler ne kadar güzel ve akıcıysa, bazı bölümler de bir o kadar sıkıcıydı. Ne zaman o sıkıcı bölümlere gelsem kitabı elimden bıraktım. Sonrasında ya araya başka kitaplar girdi ya da "Bunu bitirmeden diğerine geçmeyeyim." diyerek kendimi kapattım. "Bugün okurum, yarın ilerlerim." derken kitap tam elli gündür sürüncemede kaldı. Sonuç olarak bu inatlaşmaya bir son veriyorum. Kitabı hakkıyla okuyup bitirebilenleri de gönülden tebrik ediyorum.
1000Kitap
Neyi Bilebiliriz?Ian McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 202621 okunma
Sil baştan başlayalım mı?
Puan vermedi·48 syf.··
2026 42. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 18:42
youtu.be/yjGigzkkXMM?si=... Sil baştan sevmek gerek bazen, Her şeyi, unutmak... Ve Haziran sayısı... "Bu sayı bu hayatı öyle de böyle de sevenlere... Sil baştan yapabilenlere, şarkılara, eskilere, gidenlere, dönenlere..." Yerden yere vurduğum mayısın bir sonrası: #303789894 Bazen diyorum fazla mı hassasız, umurunda değil kimsenin kötüye giden ne varsa. Neyi dert edinsek yalnız bulduk kendimizi. Neyi dert edinsek dert edinmişliğimizle kaldık. Sen kendi resmini kendin de yapamazsın, Bir açılıp bir kapanır kapılar yüreğinde, diyen Nazım Hikmet Ran'ın dizeleriyle başlıyor bu ayki sayı. Akabinde, kuşların şarkısını söylüyor Aylin Balboa, "İnsan üzülmekten hasta olabilen aciz bir canlıydı." Hiçbir şeyim yok, diyor Nermin Yıldırım, sahi, ne kadar hiçbir şeyimiz yok değil mi? Damardan giriyor Gökhan Dağıstanlı, "Suçlusu da yok suçu da yok bu hikâyenin. Bana hiç uğramayan bir hayale kanmışım." Saplantılı bir aşkın anatomisinden bahsediyor Beyhan Budak: Limerence, sıcağı sıcağına kitabını bitirmişken... #306430650 Ve şiir gibi Bedia Ceylan Güzelce, "Dünyanın bütün kapılarını yükleyip ruhun gemisine, seni bir de öyle sevmek vardı." İnsan bazen olması gerekeni değil, kendisini mahvedecek şeyi seviyor. Gitme iki gözüm, "Mauro Emanuel İcardi Rivero" youtube.com/shorts/kpxnhBAW... "Yüz kere Eyşan, bin kere Eyşan diyen Ömer gibi, yüz kere Icardi, bin kere Icardi." Toksik bir ilişkinin dışavurumu gibiydi Hilal Serbes'in yazısı. "Can Kırıkları" çıktım "Hangi Şebnem Şarkısısın" anketinde. Hiç kimseye huzur yok, derken Murat Menteş, Ferdi Tayfur düştü aklıma, "Huzurum kalmadı, şu fani dünyada." Günün Hikâyesi'ni anlatıyordu Cem Davran, zihnimin arka fonunda Ferdi Baba
Dergi
Kafa Dergisi - Sayı 141 (Haziran 2026)Kafa Dergisi · Kafa Grup Yayıncılık · 202629 okunma
9/10
·325 syf.··
2026 27. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 15:38
Kitapta bana en çok dokunan şey, 'akıllı olursam beni severler' düşüncesi. Acaba kaç çocuk böyle düşündü bu zamana kadar diye sorgulayıp üzüldüm gerçekten. Akıllı olsan da dert, olmasan da dert bu dünyada. Kitap bunu o kadar güzel anlatmış ki, bir de tabi kimsenin 'özüne' bakmadığını. Kitabın ana karakteri Charlie, düşük IQ ile doğan bir çocuk. Bilim adamları da bu zeka seviyesini arttıracak bir yöntem bulurlar. İlk önce Algernon adlı farede denenir ve başarıya ulaşır. Charlie de düşük seviyesine rağmen okuma yazmayı az çok bilen, kendi başına hareket edebilen biri olduğu için, mükemmel bir adaydır ve deneyi kabul eder. Deneyden sonra bütün her şeyi not alır. Kitabı okurken yazım yanlışları görünce şaşırmayın,okudukça anlayacaksınız nedenini. Düşük zekalı olduğu zaman yaşananları, zekası artmaya başladıkça daha iyi anlar. Geçmişte ailesiyle yaşadıklarını sorgulamaya başlar. Hayali zeki olup annesinin karşısına çıkmak çünkü sürekli annesiyle bu konuda sorun yaşamıştır. Zeki olunca daha çok arkadaşı olacağını zanneder, küçükken hep dışlanıp, dalga geçilmiştir çünkü. Ama hiçbir şey istediği gibi gitmez, hatta zekası arttıkça insanlar ondan uzaklaşır, onu kıskanır ve yine yalnız kalır. Her şey çok güzel giderken Algernon da yanlış bir şeyler olmaya başlar, Charlie de bunun kendisine de olacağını fark eder ve önlemek için çalışmalar yapmaya başlar. Ne yaparsanız yapın insanlar bir şekilde sizi hor görmeyi başaracak. Okurken hem üzüldüm hem çok sinirlendim. Özel eğitimde de çalışmış biri olarak, gerçekten hepsi çok özel bireyler ve herkesi insan olarak görüp, içlerine bakarsak çok şey başarırız diye düşünüyorum. Kesinlikle tavsiye okuyun,okutun.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,8bin okunma
Puan vermedi·496 syf.··
2026 25. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:03
youtu.be/oxHnRfhDmrk?si=... İncelemeyi okumadan önce linke tıklarsanız okumanıza eşlik eden güzel bir müzik dinlemiş olursunuz. Van Gogh ile ayrı bir gönül bağım var. Seneler önce seçmeli çizim dersinde ünlü tabloların replikasını yapma ödevimiz için Van Gogh’un “kumsaldaki balıkçı tekneleri” adlı tablosu seçtim. Tabloyu tamamlayamadan babam vefat etti ve o dönem dersimi kaçırdım, çizimin yarım kaldı. Öğretmenim devamsızlığımı ve tablomu bitiremememi dert etmeden dersten geçmemi sağlayan notu verdi. Bu yüzden Van Gogh benim hayatımın hep eksik kalan kısmını temsil eder. Müzesini ziyaret ettiğimde, tablolarıyla göz göze geldiğimde yaşadığım burukluğun nedeni bu olsa gerek. Van Gogh’un hikayesine hakim olmamızı sağlayan kesinlikle kardeşi Theo. Bu nedenle Theo’da benim için kıymetli. Daha önce iki kardeşin birbirlerine göndermiş olduğu mektupları içeren bir kitap okumuştum. Fakat Theo’ya dair fazla detay içermiyordu bu kitap en az Vincent kadar Theo’yu da tanımı fırsatı sunuyor. Naçizane fikrim Van Gogh severlerin ilgiyle okuyabileceği bir kitap, eğer ressama dair herhangi bir bilginiz yoksa belki kitabı okumak sizi bir nebze yorabilir ve gereksiz bir okuma yapıyormuşsunuz hissine kapılmanıza neden olabilir.
Edebiyat
Vincent ve TheoDeborah Heiligman · Martı Yayınları · 2022116 okunma