Derya

8/10
·480 syf.··
2017 148. kitabı
Bulunduğu semtin adını alan sokak Sinekli Bakkaldır. Halk ölüm, doğum, nikah gibi hayati meselelerde ya imamın evinde ya da İstanbul Bakkaliyesinde toplanmak zorundadır. İmam, Sinekli Bakkal sokağında ahiret havasını yaşatmak ister. Konuşmaları devamlı cennet cehenneme dayanır. İmam İlhami Efendi, kalın kaşlı, kara gözlü, uzun burunlu, kısa boylu ve çok gür sesliydi. İmam karısını genç yaşta kaybetmişti. Emine adlı kızından başka kimsesi yoktu. Emine, küçük kara gözlü, suskun, hiç gülmeyen, hamarat, temiz ve titiz bir kızdı. Mahalle çocuklarıyla oynamaya hiç tenezzül etmezdi. Emine, on yedi yaşındayken, mahallede haylazlığıyla ün yapmış, zenne rolü yapan Kız Tevfik'e kaçtı. Tevfik, uzun bacaklı, gürbüz, kestane rengi gözlü, maskara bir oğlandı. Hiçbir işe girmez başıboş gezerdi. Emine ile Tevfik o kadar ayrı insanlardı ki herkes bu kaçma olayına şaşmıştı. Emine ile Tevfik'in Rabia adında bir kızları oldu ama ikisi de daha önce birbirlerine olan zıtlıklarından dolayı ayrılmışlardı. Rabia, annesi ve imam olan dedesiyle kalıyordu. Daha beş yaşındayken diğer yaşıtlarına göre olgun bir çocuk olmuştu. Dedesi her zaman ona cennet cehennemi korkuyla anlatırdı. Rabia, imamın etkisine çok çabuk girmişti. Emine ile İmam İlhami Efendi, Rabia'nın sesinin yaşına göre kalın ve çok güzel olduğunu fark ettiler. Rabia, on bir yaşına geldiğinde artık bir hafız olmuştu. Herkes onu yanık sesli olarak tanıdı ve kısa sürede ünlendi. Avuç dolusu para kazandı. Rabia, Selim Paşa'nın da dikkatini çekmişti. Gittiği bir camide onu dinlemiş ve çok beğenmişti. Selim Paşa'nın karısı Sabiha Hanım, Tevfik'i çok severdi. Onu saraya çağırır oyunlarını izlerdi. Fakat Tevfik artık sürgüne gönderilmişti, böylece Sabiha Hanım'ın tiyatroya olan merakı da bitti. Sabiha Hanım Tevfik'in kızı Rabia'yı da
Edebiyat
Sinekli BakkalHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202222,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi
Amerika'da hastanede sağlık görevlisi olarak çalışan Morgan, Avustralya'dan gelen teklife evet demesiyle Avustralya'ya yerleşir. Avustralya'nın yerli halkı olan Aborijinlerin toplantısına katılmasıyla birlikte bütün olaylar başlar. Rehber olan Ooota onu otelinden almış ve şehirden çok uzakta, yabanıl bir yere götürmüştü. Morgan buraya gelene kadar büyük heyecan duymuştu. Ooota, ona bir bez parçası vererek giymesini söylemişti. Morgan bez parçasını giydikten sonra Aborijinler onun bütün eşyalarını ateşe atmışlardı. Morgan, önce bu davranışlarını garip karşılasa da daha sonra doğal ve sade olmanın gerekliliğini anlamıştı. Aborijinler onu kendilerinden biri olarak görmüşler ve onu dört ay sürecek çöl gezisine çıkarmaya karar vermişlerdi. Morgan bu geziden habersizdi. Ooota böyle bir geziye çıktıklarını Morgan'a yolculuğa çıktıktan sonra söylemişti. Morgan bu gezide Aborijinlerin yaşam tarzlarını öğrenmiş, felsefesi ve bilgeliğiyle tanışmıştı. Çölü boydan boya katedecekleri uzun bir yürüyüşe çıkmışlardı. Morgan, macerasının ilk gününden itibaren bu zorlu yolculuğun güçlükleriyle mücadele etmek zorunda kalmış, günlerce aç ve susuz kaldığı olmuştu. Morgan, buradaki insanların konuşmaya pek gerek duymadığını, onların telepati yoluyla düşüncelerini okuduklarını gözlemler. Zamanla karşılaştığı her zorlukla beraber yaşamı ve ruhu da değişime uğrar. Buradaki insanların hiçbir zaman aç gözlülük yapmadıklarını görür. Doğadan ihtiyaçları kadar yararlandıklarını gözlemler. Daha fazlasının yine doğaya ait olduğunu bilirler ve yine bilirler ki doğa onların bütün ihtiyaçlarını karşılar. Bu yüzden doğaya karşı sonsuz bir saygıyla yaşamlarını sürdürürler. Morgan, doğayla iç içe yaşamayı öğrenir. Aborijinler ona çok kutsal saydıkları ve gizli tuttukları müzelerini gösterirler. Bu
Anı-Mektup-Günlük
Bir Çift YürekMarlo Morgan · Dharma Yayınları · 200127,5bin okunma

Derya

, bir kitap okudu
Puan vermedi·248 syf.·
10 günde okudu
·
2023 5. kitabı
Yevgeni İvanoviç Zamyatin
7.6/10 · 11,9bin okunma
Eskiden bilmezdim, şimdi biliyorum, siz de biliyorsunuz: Gülüşler farklı renklerde olur. Gülmek içinizdeki patlamanın sadece uzaktan gelen yankısıdır; belki kutlamaların renkli, kırmızı, lacivert, altın havai fişekleri gibidir, belki de insan bedeninin havaya uçan parçacıklarıdır...
Sayfa 226·Kitabı okudu
Bilim-Kurgu
Yüzyılda sadece bir defa açan çiçekler olduğu söylenir. Neden bin yılda, on bin yılda bir açan çiçekler olmasın? Belki bin yılda bir gelen şey tam da bugün geldiği için bugüne kadar onu bilmiyorduk.
Sayfa 137·Kitabı okudu
Bilim-Kurgu
Reklam