Derya

Derya

, bir kitap okudu
Puan vermedi·56 syf.·
25 saatte okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2020 00:45
·
2020 23. kitabı
Stefan Zweig
7.3/10 · 91,9bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·272 syf.··
2020 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2020 03:17
Kendi vücudumu tanımak her zaman ilgimi çeken bir konu, anatomi dersini de bu yüzden çok severdim. Bir sürü Latince kelimeye karşılık, bilmek, yeni şeyler keşfetmek hoşuma giderdi. Ama bu kitapta teknik terimler çok yer almıyor, altı bölümde beyinle ilgili genel hatları akıcı bir dille bize aktarıyor. Beyin belgeselini, ara ara da içindeki deneylerin videolarını izlemiş olsam da öğrendiğim birçok şey oldu. Sıkça videolara konu olan vagon açmazı, baktığımızda sadece birini görebildiğimiz genç/yaşlı kadın, ördek/tavşan resimleri gibi aşina olunan pek çok algılama biçiminden bahsediyor. Bu yüzden kitaba sıfır bilgiyle başlamadım ama tıp ile ilgili bir mesleğiniz yoksa katabileceği çok fazla bilgi var. Beyindeki en ufak bir noktanın bile bütünlüğü korumadaki payı büyük. Bağlantılarda, geçişler arası sorunlarda hastalıklar ve farklı davranış bozuklukları görülüyor. Kararsız yapıya sahip bir insan olarak, dondurma seçimi örneğini okurken, ağlar arasındaki mücadeleyi o anda olan elektriksel titreşimleri, yine onun içinde canlandırabildim. Gördüğümüz, dokunduğumuz, tattığımız, işittiğimiz deneyimlerin yanı sıra denge, titreşim, sıcaklık gibi etmenlerin daha da fazlasını anlamlandırmak, her şey onun sayesinde... Beyin olmasa düz, renksiz algıladığımız bir dünyamızın olacağını söylüyor yazar. Size ihtiyacım var mı bölümünde, insanların zengin bir etkileşim ağına sahip toplumsal bir varlık olduğundan bahsediyor. En yakınımızdan uzağımıza toplumsal etkileşim katmanları üzerine kurulu bir dünyamız olduğunu ve birbirimizin mimiklerini taklit ederek anlamaya, iletişim kurmaya çalıştığımızı açıklıyor. Uzun süre evli kalan çiftlerin zamanla birbirine benzemesi de bu sebepten. Evli çiftler, uzun yıllar boyunca birbirlerinin yüz ifadelerini o kadar uzun süre boyunca taklit
Bilim
BeyinDavid Eagleman · Domingo Yayınevi · 20167,1bin okunma
Kavanoz içinde duran bir beyin olmadığım ne malum? Belki de birileri o beyni öyle bir uyarıyor ki, benim burada olduğuma, yere bastığıma, şu insanları gördüğüme ve şu sesleri işittiğime inanmamı sağlıyor. Descartes, bunu bilmenin bir yolu olmayabileceği sonucunu çıkardıysa da, farkına vardığı bir şey daha vardı: Bütün bunları anlamaya çalışan bir ben var merkezde. Kavanozun içindeki bir beyin olsam da olmasam da, bu problem üzerinde fikir yormaktayım. Bunun hakkında düşünüyorum; öyleyse varım.
Sayfa 241 - Descartes·Kitabı okudu
Bilim

Derya

, bir kitap okudu
Puan vermedi·272 syf.··
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2020 03:17
·
2020 22. kitabı
David Eagleman
8.5/10 · 7,1bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2020 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2020 02:17
Bir solukta okunabilecek bir kitap. İçerisinde günlük hayattan hikayeler mizahi bir dille yazılmış. Toplamda 25 öyküden oluşan kitap, o zamanın durumunu, yaşam şartlarını gözler önüne seriyor. Çocukken “Lüp Lüp Makinesi” ile birlikte almıştım. O zamanlar hangi sebeple yarım bıraktım bilmiyorum ama hem ortaokul çağlarında hem yetişkinlikte okunabilecek bir içeriğe sahip. Seçimler olduğunda kısa bir süreliğine de olsa milletvekili kılığına bürünen “Seçimci Hüsnü Bey”; yolu olmayan, başvursalar da bir türlü yapılamayan şanssızların köyü “Yetimler Köyünün Yolu”; ayakkabıdan yana dertli ancak iki ya da üç yılda bir satın alabilen, aldığında da hep burnundan gelen Hulusi Bey'i anlatan “Tekme” ve içinde bulunduğumuz durumu biraz da olsa yansıtan “Mikropçuk” aklımda kalan öykülerden oldu. Mikropçuk, tam anlamıyla şimdiki baş belası şu virüs gibi olmasa da çağrışım yapıyor. Öyküde Mikropçuk ülkemizde zavallı bir duruma düşerken keşke bu virüs de aynı duruma düşüp bitse gitse diye umut ediyor insan. 1983’te ilk kez basılan kitap günümüzde güncelliğini koruyan konulara sahip. Hepsi akılda kalıcı değil ama saydıklarım beni etkileyen öykülerden oldu. Çocukluğumda birkaç kez karşılaştığım, kitaplarımı imzalattığım yazarın ayrı bir yeri var. İletişim kurduğumuz insanlar daha farklı bir yere sahip oluyor. Keşke sevdiğimiz yazarlarla tanışıp kısa da olsa sohbet edebileceğimiz bir imkanımız olsa/olsaydı… Hayaller ve umutlar güzeldir…
1000Kitap
Çanak Çömlek PatladıMuzaffer İzgü · Bilgi Yayınevi · 2015243 okunma