Uzun soluklu bir okuma serüveniydi. İstedim ki yavaş yavaş, sindirerek ilerleyeyim. Her gün bir iki şiir okumaktı planım, ama bunu her zaman uygulayamadım. Kimi zaman çok okudum, kimi zaman da kitaba elimi süremediğim günler oldu. Bunun yanında başka kitaplar da geldi geçti. Bana göre şiir, düz yazı okumaktan çok daha zor. Ama Nazım Hikmet'i hep okumak istemişimdir, bütün şiirlerinin bir kitapta toplanması ayrı güzel. Elimin altında hepsinin bir arada olduğunu bilmek güzel bir duyguydu.
Nazım Hikmet ile bilinçli tanışmam ortaokul sıralarında oldu. Bir ders esnasında Türkçe öğretmenimiz "Mavi Gözlü Dev" şiirini gürül gürül sesiyle okumuştu. Şiirden çok etkilenmiştim, belki de öğretmenimin okuma tarzından kaynaklanıyordur, bu hafızamdan hiç silinmeyen bir anı oldu. Bir devdi derken kükremesi, mini minnacıktı kadın derken küçülüp sesini inceltmesi, şiiri yaşaması... Tam metnini bulunca hemen ajandama yazmıştım, dönüp dönüp okumak için.
Bir olayı olduğu gibi yazmak yerine edebi dille harmanlamak ayrı bir meziyet. On yıl geçti yerine yazdığı şu satırlar:
"İçeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya."
Ve tam tersi benim bir durumu anlatmak için kurduğum onca cümleye karşı birkaç kelimeyle bütün duygu veya durumu aktarabilmesi, işte bu ayrı bir yetenek.
Memleketimden insan manzaraları adlı bölüm, üç kelimelik başlıkla dolu dolu içeriğini anlatmaya yetiyor. Sayfalar süren hayatlar memleketin her köşesinden. Kitabın son kısımlarında, ilk zamanlar yazdığı yayımlanmayan şiirleri vardı. Bunlar klasik belli bir kalıpta olan şiirler. Daha sonraki yıllarda biçime bağlı kalmadan yazmış, serbest şekilde olanlar daha samimi ve duygusal geldi. İçlerinde "Yalnız" ve "Herkes Gibi" şiirleri istisna. Belki sevmemde şarkı olarak dinlememin etkisi büyüktür.
Şarkılara