5/10
·224 syf.·
2026 155. kitabı
Yûsuf ile Züleyha Nazan Bekiroğlu Nazan Bekiroğlu’nun okuduğum ikinci eseri olan "Yûsuf ile Züleyha", yazarın "La: Sonsuzluk Hecesi" kitabının bende bıraktığı o güçlü etkinin biraz uzağında kaldı. 224 sayfalık bu eseri kısa, akıcı bölümleri ve duru dili sayesinde bir gün gibi kısa bir sürede bitirdim. Kitap resmi olarak "roman" kategorisinde geçse de ben bu esere asla bir roman diyemem. Yoğun şiirsel dil ve bilinçli kelime tekrarları, anlatıyı klasik bir romandan ziyade yapay bir destan formuna yaklaştırmış. Karşımızda modern bir Hz. Yusuf destanı var. Kitaba dair en beğendiğim, okurken en çok keyif aldığım yer kesinlikle birinci bölüm olan "Söz Başı" kısmıydı. İlahi aşkın derinliğini, hakiki ve tek aşkın yalnızca Allah’a yönelen aşk olduğunu anlatan o mukaddime, kitabın edebi açıdan en güçlü zirve noktasıydı diye düşünüyorum. Eserin bütününe dair ise teolojik bir şerhim var. Hz. Yusuf ile Züleyha’nın evlendiğine dair dinimizin birincil kaynaklarında (ayet ve sahih hadislerde) net bir hüküm yoktur. Bu anlatı yalnızca bazı dini kaynaklarda ve edebi gelenekte yer alır. Dolayısıyla işin aslı "Allahu âlem" olan, yani yalnızca Allah’ın bildiği gaybi bir konudur. Kitap bir peygamberin hayatı yerine Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin veya Tahir ile Zühre gibi tamamen beşeri efsaneleri anlatsaydı bu kurgu beni rahatsız etmezdi. Fakat söz konusu bir peygamberin hayatı olunca, kesinliği olmayan bu evlilik anlatısı bana edebi bir zorlama gibi geldi. Kutsal metinlerin sınırları ile edebi kurgunun esnekliği arasındaki o çizgi, peygamber kıssalarında bu denli esnetilmemeliydi diye düşünüyorum. Netice itibarıyla kitaba puanım 5/10. Ne çok iyi ne çok kötü diyebileceğim ortalama bir eserdi. Bana düşünsel anlamda çok şey katmasa da Nazan Bekiroğlu sevenler ve konuya ilgisi olanlar okuyabilir. Hafızamda
Edebiyat
Yûsuf ile ZüleyhaNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202517,6bin okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2026 5. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 22:33
Gabriel Gabriel García Márquez'in Yüz Yıllık Yalnızlık adlı romanı, hayali Macondo kasabasının kuruluşundan çöküşüne kadar uzanan yaklaşık bir yüzyıllık destansı hikâyeyi anlatır. Roman, girişindeki çarpıcı cümleyle okuru hemen içine çeker: Albay Aureliano Buendía, kurşuna dizilmeyi beklerken çocukluğunda babasının onu buzla tanıştırdığı günü hatırlar. Bu anı, geçmiş ile geleceğin iç içe geçtiği anlatının habercisidir. Macondo, José Arcadio Buendía ile eşi Úrsula Iguarán tarafından kurulur. Bilime, keşfe ve hayallere tutkuyla bağlı José Arcadio, gezgin çingenelerin getirdiği icatların büyüsüne kapılır. Zamanla takıntıları onu gerçeklikten koparırken, ailenin yükünü güçlü iradesiyle Úrsula taşır. Buendía ailesinin nesilleri boyunca aynı isimlerin tekrar edilmesi, karakterlerin kaderlerini de birbirine benzetir. José Arcadio adını taşıyanlar çoğunlukla tutkularının peşinden giderken, Aureliano adını taşıyanlar yalnızlığa, düşüncelere ve içe kapanıklığa sürüklenir. Romanın merkezinde, sayısız savaşa katılan Albay Aureliano Buendía'nın yükselişi ve hayal kırıklıkları yer alır. Devrim uğruna başlayan mücadelesi zamanla anlamını yitirir; zaferler ve yenilgiler birbirine karışırken geriye derin bir yalnızlık kalır. Aynı dönemde aile fertleri yasak aşklar, saplantılar, gizemli ölümler ve beklenmedik mucizelerle yüzleşir. Güzelliği dillere destan Remedios'un göğe yükselmesi, yıllarca süren yağmur, uykusuzluk salgını ve hayaletlerin yaşayanlarla konuşması, romandaki büyülü gerçekçilik atmosferini güçlendirir. Olağanüstü olaylar, karakterler tarafından sıradan karşılanır ve bu durum romanın benzersiz anlatımını oluşturur. Macondo'nun dış dünyayla ilişkisi geliştikçe kasaba refahın ardından sömürü, şiddet ve unutuluşla karşılaşır. Muz şirketinin gelişi, ekonomik canlılık sağlasa
1000Kitap
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,6bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·438 syf.·
2026 30. kitabı
Gökyüzü herkesindir ama toprak sadece güçlünün... ​Bu satırlar, Yaşar Kemal’in dünyasından aldığım o derin ilhamla, bu koca kavgayı düşündükçe bana hissettirdikleri aslında. Kitabın kapağını her açtığımda içimde büyüyen, o binlerce sayfa boyunca anlatılan adaletsizliği benim gözümden tek bir solukta özetleyen, tamamen bu kitaptan esinlenerek kalbime düşen bir cümle bu. Kapağı açtığım an beni karşılayan o uçsuz bucaksız Çukurova’nın üzerine çöken karanlık bir bulut gibi hissettiriyor bana. İnce Memed’i kaçıncı kez elime aldığımı, o ilk sayfadaki tozlu yola kaçıncı kez düştüğümü artık gerçekten saymıyorum. Ama her defasında, sanki o sarp patikada Memed’le ilk kez karşılaşıyormuş gibi göğsüme kocaman bir yumru oturuyor. İçimde bir şeyler titriyor her açtığımda. Memed’in o çelimsiz, "ince" hali; aslında hepimizin hayatın bir yerinde sakladığı, bastırdığı, kimselere itiraf edemediği o "artık yeter" deme arzusunun ete kemiğe bürünmüş hali gibi geliyor bana. O zayıf omuzlardaki yükü taşırken onunla beraber nefes nefese kalıyorum. ​İnsan sayfalar arasında kayboldukça, o tozun toprağın sıcaklığını teninde hissettikçe şunu çok net anlıyor: Bizi asıl hapseden, bizi çürüten şey sadece kerpiç duvarlar ya da zalimlerin dayattığı o acımasız otorite değil; kendi içimizde besleyip büyüttüğümüz, bizi felç eden o bitmek bilmeyen korku. Memed, beş köyün tek hakimi olan Abdi Ağa’nın karşısına dikilirken aslında sadece etten kemikten bir adamla da savaşmıyor; yüzyılların getirdiği o köhne kabullenmişlikle, ruhlarımıza kazınan o "böyle gelmiş böyle gider" inancıyla çatışıyor. Onu her okuyuşumda, sanki hikayeyi hiç bilmiyormuşum gibi aynı heyecanla ve aynı sızıyla sarsılmamın sebebi tam olarak bu. Çünkü o "kaderin budur, bunu çekeceksin" diyenlere karşı verilen bu onur kavgası asla eskimiyor,
1000Kitap
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,5bin okunma
Spoilerle karışık incelemeee!!!!
Puan vermedi·136 syf.··
2026 24. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 18:13
Öncellikle merhabalar. Gabriel Garcia Marquez den okuduğum ilk kitap sanırım. Genel olarak kendine has üslubu ve yalın anlatımı güzeldi sadece bazen uzatmalara oynaması okuyucuyu yorup odağı değiştirebilir. Kitaba gelelim; farklı isimlerde ve farklı konu ve temalarda bir kitap. Spoiler ve minik özet (: Bir salı günü öğle uykusu Anne ve çocuğunun mezarını ziyarete gelmesi ve rahiple geçen meşhur diyalog meğerse oğlu geçen gün öldürülen bir hırsızmış. O günlerden birinde Dişçi ve belediye başkanı arasında geçen minik bir diş çekme mevzusu olsa da aslında dişçinin hükümete açık veyahutta gizli bir baş kaldırısı olarakta görülebilir. Bu kasabada hırsız yoktur Evli çift Ana ve Dámaso. Cidden çok avel biri Dámaso sinir oldum. Çalınan üç bilardo topu ve yersiz yere suçlanan zenci, ve tabii ki kocası yüzünden kendini heder eden, çalışan ve hamile olan Ana çok üzüldüm ona. Tam bir serseri,alkolik ve gerçekten aciz biri Dámaso. Olayların akması felan baya iyiydi ve en sonunda topları yerine koyarken yakalanması. İnce noktalar vardı. Kitabın ismini hakkıyla verecek bir hikaye olabilirdi bu. Baltazar'ın yaşadığı mucizevi öğle sonrası Yaptığı kafes ve sonrasında başına gelenler. Hikayenin sonu bence çok korkunçtu beklediğim gibi değildi. İnsanların birden nasıl ve ne kadar kötü bir şekilde değişebileceğini gösteriyor bizlere. Montiel'in dul karısı Haksız kazançlarla kısa zamanda zengin olan ve 6 yıl süren bu zenginlik sonrası ölüm ve ortada kalan dul karısı. Çocukları yurtdışında olan ve tek başına kalan dul bir kadın. Eşinin ceremesini çeken kendisi oluyor maalesef ki. Cumartesiden sonra bir gün Ölen kuşlar, şeytan gördüğünü iddia eden bir rahip.. Tuhaf bir hikayeydi çok anladığım söylenilemez. Yapma Güller Mina ve büyükannesi arasında geçen
Hanım Ana'nın Cenaze TöreniGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 2021886 okunma
Puan vermedi
Sırf inceleme yazacağım diye Yıllar sonra üşenmeyip bu kitabı da Bir kez daha okudum ve yıllar önce Kaleme aldığım makalemde ne kadar haklı ve tutarlı olduğumu bir kez daha anladım. İlk sayfalarda yer alan Maymunların da insanlar gibi içki, sigara, çay, kahve ve tabii tütün kullandıkları gibi malumatlar ile Karşı karşıya kalıp acaba beni bu kitapta İlerleyen sayfalarda ne bekliyor diye İçten içe bir merak uyandırsa da Kitabın genelinde zannedilenin aksine Bilimsel olan veriler değil sadece Darwin'in gözleme dayalı Yorum ve karşılaştırmalar yer almaktadır. Yani öyle müthiş ötesi Bilimsel veriler bekliyorsanız, Bu kitap da sizi hayal kırıklığına uğratacaktır. Zira, Türlerin Kökeni, İnsanın Türeyişi ve tabii İnsan ve Hayvanda Duyguların ifade edilmesi kitaplarında Sadece gözleme ve yoruma dayalı olan Analizler yer almaktadır. Kitabın incelemesine gelecek olursak,
Alıntı
İnsanın TüreyişiCharles Darwin · Evrensel Basım Yayın · 2015905 okunma
Puan vermedi·210 syf.··
2026 20. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:38
Bozkırkurdu topluma yabancılaşma, kimlik çatışması, kimlik arayışı, intihar gibi oldukça geniş kapsamlı konuları işler. Felsefi yönü oldukça ağırdır. Kitapta sembolizm çokça kullanılmış ve psikolojik olarak derin analizler içerir. Kitap oldukça derince incelenebilecek bir kitaptır. Ben incelememde normal bir okuyucu gözünden inceleyeceğim. Kitabın baş karakteri Harry Haller 3 farklı bakış açısından anlatılır girişte. Komşusuna göre sakin birisidir ve sorun çıkarmaz. Oldukça uyumludur ancak varlığıyla bir karamsarlık yayar ve çevresine huzursuzluk verir. Harry Haller kendi gözünden yaşadıklarını ve düşündüklerini anlatır. Son olarak da Bozkırkurdu üzerine bir akademik denebilecek bir inceleme verilir. Harry Haller'a göre bozkırkurdu onun vahşi yönünü temsil eder ve ikisi arasında sürekli bir savaş olduğunu varsayar. Kitapta ise dendiği gibi insanın bir ruhu değil, binlerce ruhu vardır. Bununla kastedilen insan sadece iki kavramın zıtlığından değil birçok kavramın zıtlığından oluştuğudur. İyi tarafı olduğu gibi kötü tarafı, us olduğu gibi duygusal tarafı da vardır. Harry ise sadece Bozkırkurdu olduğunu ve onunla çekişme içinde olduğunu düşünür. Burada bozkırkurdu mesajın rahat anlaşılması için yapılan mitolojik bir indirgemedir. Bozkırkurdu, Harry'nin mantık ve acımasızlığın baskın olduğu tarafıdır. Harry dünyaya karşı eleştireldir, en çok da kendine. Çok ciddidir ve Harry'nin eğlenip hayatı yaşamasına izin vermez. Parlak bir fikri olsa hemen hata bulur mesela, hevesini söndürür. Aralarındaki bu çatışma kendisinin her hareketini sorgulamasına ve kaygılı olmasına sebep olur. Harry Haller 50'li yaşlarda, orta boylu, boşanmış, bakımlı, nazik ve içten birisidir. Toplumdan uzaklaşmış, günlerini yalnız geçirir. Kendisini burjuva dünyasının dışında, aile yaşamı ve toplumsal
BozkırkurduHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20229,7bin okunma