Yine Kursakta Kalan Bir Heves, Yine Aynı Senaryo..
Sabah sabah uykusundan feragat edip ekran başına geçen milyonlara resmen hakaret bu! Elinde Orkun, Can Uzun, Deniz gibi adamlar varken hiçbir halta yaramayan isimlerde ısrar etmek tam bir Montella fiyaskosu. Sırf kendi çapsızlığı, gereksiz egosu ve anlamsız takıntıları yüzünden koca ülkenin emekleri yine çöpe gitti. Avrupa'nın dev kulüplerinde oynamanızın, orada milyonlar kazanmanızın bu milletin gözünde zerre değeri yok artık! Gelip burada Türkiye'yi doğru dürüst temsil edemedikten, şu milli formayla bir işe yaramadıktan sonra hiç gelmeyin, devam edin orada oynamaya! Takımı da elediğinize göre, hadi şimdi gidin o milyonluk villalarınızda gönül rahatlığıyla eğlenip tatil yapın. Yazıklar olsun!
1000Kitap
Cuma
Baş baş kıbleye dönmenin dev nizamı, Yine kalplere sığmıyor Cumanın namı, Sayısız cami müşterek nura nehir yatağı, Cuma saatine her mümin can ortağı!
Din
Reklam
Geceye...
Sana bir uygarlığı getirdim; anlamadın Yavuz kahramanları, şiirin burçlarını Ayak ucuna koydum gecenin saçlarını Urganmış boynumda taşıdığın gerdanlık Sana hükümdarlığı getirdim; anlamadın Sevda suya karışır, sızar kan dağlarına Köpüren yüreğimde zıpkınlanır umutlar Yüzün tunç gibi çöker ülkemin bağlarına Irmaklar bilmediğin kadar hülyalı akar Her vadi bir yanıyla senin yüzüne bakar Bir yanında münzevi hıçkıran Leyla kuşu Sen henüz tanımadın sevda denen yokuşu Sen henüz yorulmadın yokuşta devler gibi Yıkılmak üzre olan çaresiz evler gibi Sen henüz vurulmadın uçarken göklerinde Sen henüz bir oltaya takılmadan derinde Karalar bağlamadın; beni anlayamazsın O kalp sende oldukça gülüm, ağlayamazsın Seni bir yıldız gibi koyacağım göklere Her gece ışığını ruhumdan alacaksın Aldanma gururunu okşayan çiçeklere En güzel güllerini ruhumla alacaksın Kopacak sanıyorsun bu ip ince yerinden Bu ipin her çizgisi yaralı bir dev gibi İnecek sanıyorsun bu bayrak gönderinden Bu sevda tükenecek sönen bir alev gibi
Şiir
Vazgeçmek diye bir şey var, Hani dünyaları gözünün önüne serseler, Gözünde yoktur. Hani tüm metre karelere sahip olsan da, Gözünün ucuyla bakasın yoktur, Hani bazı şeyleri çok istersin ama zamanla bir bir yok olurlar yüreğinde, Hani geceleri düşündüğün şeyler artık aklına bile gelmez, Hani insanın yüreğinde de mevsimler vardır. İstekleri, hayalleri, zamana bıraktıkları, Ama sonra işte vazgeçersin, bahar gibi filizlenirler, ama sonbahar yaprakları gibi sessizce dökülürler. Hani hayatında üzen şeylerin izi bile kalmaz, Vazgeçmek işte tam olarak böyle bir şey. İşte öyleyim, Ne gözümde var, Nede gönlümde senden gayrı hiçbirşey. Hayatta iki vazgeçilmezim var, Birisisin! Ne vazgeçerim nede vazgeçmek isterim. Seni ne kadar sevdiğimi ve benim için ne kadar kıymetli olduğunu çok iyi biliyorsun. Bir gün çıkıp da Sen benim için değersizsin desem, gözleriminde, dilimin de yalan söylediğini anlarsın. Çünkü insan sevmediğinin gözlerine böyle bakamaz. İnsan değersiz gördüğünün sesini özlemez, kokusunu içine çektiğinde dünyayı unutmaz. Ben seni severken içim titriyor. Yanındayken zamanın geçmesini istemiyorum. Bir yere gitmek istemiyorum. Sanki dünya dönsün ama biz olduğumuz yerde kalalım istiyorum. Kalalım öylece herkes bir bir gitsin ama sona biz kalalım.
Adam Sanmıştım
Dıştan baksan heybetli bir çınar gibiydi duruşun, Meğer içi çürümüş, kof bir ağaçmış parıldayan. Sözlerin ok gibiydi, oysa sabun köpüğüymüş vuruşun, Ben seni gölgene bakıp da koca bir dağ sanmıştım. Aynalara baka baka kaybetmişsin kendini, Gururdan bir zırh giyip, unutmuşsun haddini. Yıkınca gördüm içindeki o küçücük bendini, Yazık, ben o cüce gölgeyi dev bir adam sanmıştım. Lafı geldi mi mangalda kül bırakmazdı dilin, Zora düşünce gördüm, ne kadar korkakmış elin. Meğer rüzgârın önünde savrulan bir yaprakmış yerin, Ben seni fırtınalara göğüs geren bir liman sanmıştım. Ne bir sözün tutarlı, ne duruşunda var bir asalet, Giydiğin takım elbise bile sana emanet. Meğer her maskenin arkası koca bir cehalet, Suretine aldanıp da seni insandan, adam sanmıştım. Şimdi git, kendi yalanlarının kuyusunda boğul, Zaten hiç olamamışsın, olamazsın da bir kul. Benimki de saflık işte, kalbe vermemişim akıl, Kumaşın bu kadar ucuzken, ben seni asil bir can sanmıştım.
Şiir
7 Haziran hüzün günü;
7 Haziran hüzün günü; üç devin kaybedilişinin: Cahit Zarifoğlu , Abdurrahim Karakoç , Mevlâna İdris ’in vefatının seneyi devriyesi.   Kelimelerin yetim kaldığı, edebiyatımızın ve gönül dünyamızın en zarif, en gür ve en çocuksu damarlarının sustuğu o büyük hüzün günü. 7 Haziran… ayrılıkların yaprak dökümü.   Bu toprakların ruhunu besleyen üç güzel adamı, kendi miraslarıyla yad etmek gerekir:   🥀 Cahit Zarifoğlu (v. 7 Haziran 1987): "Seçkin bir kimse değilim /İsmimin baş harflerinde acı gizli" diyerek acıyı zarafetle yoğuran, Yaşamak’ı bizlere derin bir muhasebe olarak bırakan o naif yürek. Savaşan, daralan ama teslim olmayan kalbiyle edebiyatımızın en gizemli, en sarsıcı şairi…   Zulümdür dinlenen başlarsa eğilmiş Gömleğin üzerine kadar çıkmış kalpteki kara leke Dikilsen dağların ötesini tutar elin Bir iki tank çer çöp olmuş gözüne perde Petrol ya da banker sellerinde boğuluyorsun Külçe külçe dolar ya da sefalet secden olacak yerde O eski kadim iklim kim bilir nerde sürer Perişan birkaç evde kim bilir veliler dilinde Oturup konuşalım şunu. Bulsun kelimem kelimeni Eğer uyku daha aziz esirlik daha ehven değilse   Bir deli akıl çırpınıyor aramızda Rızık korkusu can korkusu baş mesele Çıplan dünyadan çıplan ve gövdenden O büyülü çiçekleri yol arın bir kere Başını eğmiş zalimleri dinlersin Dersin 'lokmam ellerinde' Filistin bir sınav kağıdı Her mü'min kulun önünde De gerçeği yaz: Hakikat şehitliğe koşmaktır
1000Kitap
Reklam
Reklam