Kendimizi karşımızdakinin yerine koymak...
Eğer gerçekten kendimizi karşıdakinin yerine koyabilsek, bombalar olmazdı, politikacılar gözümüze baka baka yalan söylemezlerdi, çocuklarımızı dövemezdik, maçlarda rakip taraftarların annelerine küfretmezdik, sinirlendik mi yumruğu çakmazdık, öğretim üyeleri aynı dersi yirmi sene aynı ezberle anlatmazdı, Mersin gümrüğünde Kıbrıs'tan kesin dönüş yapan her Türk vatandaşından rüşvet alınmazdı, hastanelerde yüzümüze bakılırdı .Devam ettirin daha neler bulursunuz.
Enerji Yükseltme Yöntemleri - Enerjinizi yükselten, sizi mutlu eden kişilerle beraber olmaya gayret edin. - Evinizin mümkün olduğunca manyetik çekim alanlarının yoğun olduğu yerlerden uzakta olmasını tercih edin. Özellikle de evin içindeki manyetik kirlenmelerden korunun. (Yatak odasında elektromanyetik cihazlar bulundurmama, kullanılmayan elektrikli aletlerinin fişinin çekilmesi gibi). - Bedendeki birikmiş statik elektrik yüklerinden kurtulmak için sıklıkla çıplak ayağınızı toprakla temas ettirin, kısacası bedeninizi her fırsatta topraklayın. - Affetmediğiniz herkesle doğrudan negatif enerji bağı devam ettiği için, affederek kendinizi bu olumsuz bağlardan kurtarın. - Bulunduğunuz ortamda enerji düşüklüğü olabilir. Bunu doğrudan da hissedebilirsiniz. Ortamdaki kullanılma-yan, değerlendirilmeyen objeleri tespit edin, kullanın, kullanmıyorsanız kullanabilecek birine verin. Kısacası kullanmadıklarınızı elde tutmayın. - Çatlak, kırık, hasarlı, işe yaramayan materyalden kurtulun. -El değmemiş her şeyin yerini daha uygun bir yer varsa değiştirin, tanzim edin, sıralayın, kategorize edin. -Oksjeni bol tutun, nefes alıp verdiğinizi fark edin. -Ortamda güzel kokular, tütsüler kullanın, hoş bir müzik, sizi mutlu eden bir şarkı, belki bir ilahi... Sevdiğiniz her ne varsa dinleyin, ama size ümit veren melodiler olsun. Şahsen, her gün en az 1 saatlik müzik dinletisi öneriyorum. -Direnç düşüklüğü yaşıyorsanız, kısa süreli de olsa, sizi mutlu eden işlerle ilgilenmeye çalışın. Enerjinizin ne kadar hızla yükseldiğine inanamayacaksınız.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hayatınızda iyi olan ne varsa onu devam ettirin, istikrarlı olun.
Sayfa 28 - Timaş Yayınları·Kitabı okudu
Anozognozi: Felçli Olduğunu Bilmemek
Bayan Dodds’a sol kolunu hareket ettirip ettiremeyeceğini sorduğumda, 'Elbette,' dedi. 'O zaman hareket ettirin,' dediğimde ise kolu yatağın yanında cansız bir şekilde durmaya devam ederken o, 'Bakın, hareket ediyor işte!' diye cevap verdi." ​... "anozognozi" (hastalığın inkârı)...bu durum, bilincin ne kadar manipüle edilebilir olduğunu gösterir. Bu sadece bir "unutkanlık" veya "karışıklık" değildir; hasta felçli koluna bakarken bile onun hareket ettiğine dair sarsılmaz bir inanç taşır. Gözümüzün önündeki apaçık gerçeği (cansız bir kol) bile beynimiz kendi kurgusu uğruna yok sayabilir.
Onca insanı zehirledi ve televizyon vasıtasıyla dünyaya yaydı. Bundan ise iki fayda umdu ve gerçekleştirdi de: 1- Müslümanları şu veya bu şekilde, istediği yerde, istediği zaman ve isterse zehirleyerek de ortadan kaldırabileceğini, onların hayatlarının elinde olduğunu, kafası kızarsa zehir oranını artırıp yüzbinlercesini birkaç saat içinde kıvrandıra kıvrandıra ortadan kaldırabileceğini dünyaya ispat etti, gücünü, kudretini, cüretinin derecesini gösterdi. Tıpkı Sabra ve Şatilla kamplarında yaptığı katliamları da aynı kanallarla dünyaya yayarak gösterdiği gibi. 2- Binlerce Müslümanı zehirleyip hastanelere taşıttırarak, bütün dünya devletlerine yayılmış bulunan kendi ırkdaşlarına, televizyon yayınları vasıtasıyla şunu demek istedi ve dedi: “Bakın, intikamınızı nasıl alıyoruz. Ve bakın yolladığınız (kanlı) paralara nasıl layık işler yapıyor, onları arzu ettiğiniz tek amaç olan Müslümanların yok edilmesi doğrultusunda başarıyla kullanıyoruz. Görün ve gönenin. Irkımızın üstünlüğüne inancınız perçinlensin. Çocuklarımıza bu cinayetlerimizin filmlerini göstererek onları da Müslüman kanı akıtmak konusunda hevesli kılın. İntikam hislerini kamçılayın. Başka ulusların her türlü eğitim ve kültür teşkilatlarına girerek onlara hümanist olmalarını öğretin ama kendi evlatlarımıza ancak kendi aramızda hümanist, ama başkalarına karşı acımasız olmayı talim ettirin. Öldürüyor, zehirliyor ve üstlerine çıkıp zafer nâraları atıyoruz. Bizimle caka satın. Biz üstün ırkız. Diğer bütün ırkların, bütün insanların kanı bize helaldir. Onların tümünü ayaklarımıza kapanıncaya kadar, kapımızda köle yapıncaya kadar öldürmeye “2- Binlerce Müslümanı zehirleyip hastanelere taşıttırarak, bütün dünya devletlerine yayılmış bulunan kendi ırkdaşlarına, televizyon yayınları vasıtasıyla şunu demek
Filistin
İşkencelerde denendiniz, mahkemelerdeki tavırlarınızla denendiniz, okul hayatınızı boşa almada denendiniz, cezaevinde açlığa katlanmada denendiniz. Şimdi dışarıda sizi üç tane imtihan bekliyor: Para, kadın, makam. Bunu sizden önce çıkanların ve ağabeylerinizin birçoğu kaybetti. Sizin de kazanacağınızdan pek umudum yok, inşallah kazanırsınız. Birbirinizi de sever misiniz bilmiyorum ama hiç olmazsa şu iddianamede adı geçen, birlikte aynı ortamı yaşadığınız arkadaşlarınızla dostluğunuzu, muhabbetinizi, sevginizi devam ettirin. Onu da yapamıyorsanız, en azından, hiç olmazsa şu iddianamenin ilk 100-200 sanığı arasından partilileri çıkarttığınız zaman 80-100 kişi kalıyorsunuz, onlar birbirlerine muhabbetle baksınlar, bu yeter ama umudum yok. Galip ERDEM
Sayfa 169