Puan vermedi·216 syf.··
2026 8. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 22:44
“Dul Kadın Su Kabını Ağzı Öne Gelecek Şekilde Mezarın Üstüne Bırakıyorsa, Bilin ki İlgi İstiyordur”, bu upuzun ve ilginç adlı kitabın içerisindeki öyküler de bir o kadar enteresan. Saša Stanisič’i ilk kez okudum. 14 yaşındayken(1992’de) ailesi ile birlikte Yugoslavya iç savaşında Višegrad’dan Almanya’ya sığınan, göçmen edebiyatının temsilcilerinden. Kitabın başındaki epigrafların birisinde “Sırayla okuyunuz” diyor yazarımız. Bu anlamda kitap roman mı öykü derlemesi mi biraz yoruma bağlı. İlk öyküde “Hayat bir deneme kabini olsaydı” sorusuyla çok çarpıcı, merak uyandıran güzel bir girişi var. Kimi hikayeler birbiri ile bağlantılı, kimi bağımsız, kimi ise bağımsız görünürken bazı hikayelerle bağı var, son hikayelerde deneme kabinine dönüyoruz. Zaman kavramı, göçmenlik hep baş köşede. Diğer taraftan doğayı ihmal eden şehir plancılıktan çöp ayrıştırmaya, kuşak farklılıklarına, bilgisayar oyunlarına, modern çekirdek aile yaşamına kadar çok çeşitli konulara yer vermiş. Basım tarihi 2024. Bazı hikayelerin içine kusursuzca yazarı da bir karakter olarak yerleştirip ChatGPT den yararlandığını not düştüğü gülümseten bölümler var. Günümüzden, günlük yaşamdan kesitler olan esprili, bol ironili dille akışta yazılmış öyküler. Devamı cocuklacocuk.com/dul-kadin-su-ka...
Duygu ve Düşünce
Kaçırılmış hayat…
9/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 10:22
İshiguro her kitabında başka biri gibi yazıp beni şaşırtan yazarlardan. Beni Asla Bırakma’daki o sessiz distopya, Klara ile Güneş’teki kırılgan yapay zekâ bakışı, Gömülü Dev’deki sisli masal dünyası, Değişen Dünyada Bir Sanatçı’daki hafıza ve suç ortaklığı meselesi… Ve Günden Kalanlar’da neredeyse bir sessizlik yazarı.Bu sefer yazarken taktığı maske ise:İngiliz ağırbaşlılığı.Ama bu ağırbaşlılığın altında korkunç bir yalnızlık var. Bence de bu kitap Ishiguro’nun en “kusursuz ayarlanmış” romanı.Bunun nedeni yalnızca iyi yazılmış olması değil;insanın kendi hayatını yanlış yaşadığını fark etmesini inanılmaz bir incelikle anlatması. Bir uşak olan Stevens’ın birkaç günlük araba yolculuğunu okuyoruz.Ama aslında o yolculuk boyunca bir insanın bütün ömrünü, bastırdığı duyguları,sadakat fikrini,sınıf meselesini, “erdemli olmak” adına kaçırılmış hayatını, geç kalmışlık hissini okuyoruz. Stevens, insanın kendi hayatına bile yabancılaşabileceğinin kanıtı gibi biri. Yol boyunca karşılaştığı, akşam olunca işini geride bırakıp sohbet eden, eğlenen, ayaklarını uzatıp hayatın tadını çıkarabilen insanlara bakarken Stevens’ın kendi hayatına yüklediği anlam da sarsılıyor sanki. Çünkü onun için “akşam”, dinlenmenin ya da yaşamanın değil, iyi hizmet etmenin devamı olmuş hep.Üstelik bir yandan da hayatını adadığı o “başuşaklık” ideali çağın dışında kalmış,eski saygınlığını yitirmiş. Stevens yalnızca kaçırdığı hayatla değil, kendisini uğruna feda ettiği dünyanın artık var olmamasıyla da yüzleşiyor. Ta ki kitabın sonunda “Kendi hatalarımı kendim işledim bile diyemiyorum.” dediği yere kadar ondan açık bir pişmanlık itirafı okumuyoruz aslında. Hayatı boyunca kendi vicdanını, kendi kararlarını, kendi ahlaki tavrını nasıl hizmet ettiği asillere devrettiğini anlatırken bunu bir erdem gibi
Edebiyat
Günden KalanlarKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 20196,9bin okunma
Reklam
7/10
·280 syf.··
2026 63. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 01:02
Burak Turna' nın Nükleer Darbe isimli kitabı, Üçüncü Dünya Savaşı kitabının devamı olarak karşımıza çıkıyor. Bu kitapta saflar belirgin şekilde doğu- batı savaşı tüm heyecanla sürüyor. Çin Amerika' ya çıkartma yapıyor, Rusya Fransa'ya kadar giriyor ve Türk askerleri Avrupada vatandaşlarımızı korumak için Rusya' nın yanında savaşa giriyor. Gizli gölgeler dünyanın ve insanlığın yok olması için tüm devletlerin karşılıklı olarak nükleer saldırı yapmasını istiyor. Bizim Bölüm18 görevlileri ise hem avrupada, hemde amerikada görev üstleniyor. Mistik güçlerin de devreye girmesi ile Lider denilen zındık bizimkiler tarafından yok ediliyor ve dünya liderleri son anda sağduyulu davranıp nükleer savaşı müzakereler ile başlamadan bitiriyor.
1000Kitap
Nükleer DarbeBurak Turna · Epsilon Yayınları · 2013357 okunma
Bülbülü Öldürmek Günahtır
10/10
·355 syf.··
2026 2. kitabı
Bülbülü Öldürmek – Vicdanın ve Adaletin Hikâyesi Bazı kitaplar vardır, sadece okunmaz; insanın içine işler, vicdanına dokunur ve uzun süre zihninden çıkmaz. *Bülbülü Öldürmek*, benim için tam olarak böyle bir romandı. Okurken kendimi yalnızca bir okur gibi değil, sanki Maycomb kasabasında yaşayan, Scout’un yanında büyüyen, onun sırlarını bilen bir abla gibi hissettim. Her sayfasında biraz daha içine çeken, insanı hikâyenin bir parçası haline getiren nadir eserlerden biri. Atticus Finch: Adaletin Sesi Romanın merkezinde yer alan Atticus Finch, sadece bir baba değil; adaletin, vicdanın ve cesaretin somutlaşmış hali gibi. Toplumun büyük kısmı önyargılarla hareket ederken, onun doğru bildiği yoldan sapmaması gerçekten hayranlık uyandırıcı. Çocuklarını da bu doğrultuda yetiştirmesi, onların birey olarak ne kadar sağlam bir karakter geliştirdiğini açıkça gösteriyor. Scout’un halasının tüm baskılarına rağmen Atticus’un onunla mantıklı, anlayışlı ve destekleyici bir iletişim kurması; bir çocuğun nasıl özgüvenli ve doğru bir birey olarak yetiştirilebileceğinin en güzel örneklerinden biri. Devamı bloğumda ; readerathome.blogspot.com/2026/04/bulbulu...
1000 Kitap
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Sel Yayınları · 201488,7bin okunma
Keyifli okumalar dilerim
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 181. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 23:08
Doğuştan beyin felçli olan Christy Brown, konuşmasını ve hareketlerini kontrol edemiyordu. Ama zekası ve cesareti onun okuma ve yazmayı, resim yapmayı ve daktilo kullanmayı öğrenebilmesini, hatta bu kitabı yazabilmesini sağladı. Christy Brown, kendi yaşam öyküsünü kaleme aldığı bu kitabında bütün bunları öğrenebilmek için sol ayağını kullanarak nasıl büyük bir mücadele verdiğini ve hayata nasıl tutunduğunu anlatıyor. Yazarın, hu kitabın devamı niteliğinde sayılabilecek "Her Gün Hüzün" adlı başka bir kitabı daha bulunuyor. Sol Ayağım, Christy Brown's Daniel Day-Lewis'in canlandırdığı aynı adlı, çok başarılı bir filmle beyaz perdeye de uyarlanmıştır. Sol Ayağım Christy Brown
Duygu ve Düşünce
Sol AyağımChristy Brown · Nemesis Kitap · 201794,9bin okunma
İYİLEŞTİRMEYEN, SADECE ALIKOYAN BİR SİSTEMİN ANATOMİSİ....
Puan vermedi·96 syf.··
2026 14. kitabı
Belçika edebiyatının yasaklı ve sarsıcı sesi Roger Van De Velde ile tanışmak, benim için ilginç bir okuma deneyimi ve keşfi oldu. Cezaevinin akıl hastaları koğuşundan, yazarın yazma yasağına rağmen dışarı sızdırılan bu öyküler; sistemin "normallik" iddiasına indirilmiş en sert felsefi balyozlardan biri olsa gerek. Kitap bizi Shakespeare’in Macbeth eserinin o meşhur  alıntısıyla karşılıyor: "HAYAT BUDALANIN TEKİNİN ANLATTIĞI BİR MASALDIR." Hastanede veya hapishanede uygulanan o soğuk kurallar, prosedürler ve "iyileştirme" iddiaları, aslında bir "budalanın anlattığı masal" kadar tutarsızdır. Macbeth alıntısının devamı şöyledir: "Gürültü ve patırtıyla dolu, hiçbir anlamı olmayan bir masal." Kitabın adındaki o "çatırdama", tam da Macbeth’in bahsettiği o "gürültü"nün zihindeki karşılığıdır. Zihninin artık düşünceleri ve acıyı taşıyamadığı o kırılma anını temsil eder. Toplum, "arıza yapanları" iyileştirmek yerine onları susturmayı ve görünmez kılmayı seçerken; Roger, bu görünmezlerin sesini açmış bize... Kafatasları çatırdar, insanlar acıdan haykırır, sistem tıkır tıkır (ama amaçsızca) işler; fakat sonuçta tüm bu gürültünün sonunda koskoca bir "anlamsızlık" vardır. Roger, o kurumuş gözyaşlarıyla bu anlamsızlığın en ön safındaki izleyicisidir. Etkilendiğim "Felsefe Dersi" öyküsünü önceki postta paylaşmıştım. Ancak beni en çok etkileyen Roger Van De Velde'nin de  sesini duyduğum "Bir Sorunun Cevabı" öyküsü oldu. Yeni gelen bir yabancıya burası hapishane değil hastane der. Çıkabileceği umudunu ekerek. Kendisi bu yalana inanmasa da... Çarpıcı diyalogları sonunda Roger’ın son yorumu tüm duygularını, yaşanmışlıklarını yüksek bir çatırtıyla duyurur. "Ben de ona cesaretlendirici şekilde gülümsedim; bir an kendimi o kadar kötü hissettim ki hıçkırıklara boğulacaktım. Ama
1000Kitap
Çatırdayan KafataslarıRoger van de Velde · Siren Yayınları · 2025176 okunma
Reklam
Reklam